Mesleki formasyonunuz ekonomi ise olaylara bakışınız biraz daha farklı olabiliyor.

Son yirmi senedir de (hatta biraz daha fazla), sosyal, hukuksal, siyasal meselelerin iktisat aletleri kullanılarak incelenmesi akımı bana da çok cazip geliyor, bu konuda dersler de veriyorum.

Bu yazımda ele almak istediğim konu da tam bu çerçeveye oturuyor.

Son günlerde Türkiye, İyi Parti'nin Millet İttifakı'ndan ayrılma isteğini, CHP-HDP yakınlaşmasına itirazlarını konuşuyor.

Hatta, bir adım daha ileri giderek, İyi Parti'nin Cumhur İttifakı içinde yer alabileceğinden bahsediliyor.

Tüm bu iddialar doğru da olabilir.

Unutmayalım, sonra büyük kibarlık gösterip özür dilemiş bile olsa, Sayın Meral Akşener, Öcalan’ı eleştirmek (?) için “Ermeni dölü” diyebilmiş bir profil; hem Ermenilere, hem Kürtlere karşı büyük bir usul ayıbı.

Böyle bir ifadenin bir insanın ağzından çıkabilmesi için çok farklı bir refleks birikimi olması lazım.

Ancak, bugün durum değişmiştir. 

Akşener’in daha 23 Haziran’ın hemen öncesi Erdoğan, AKP ve MHP için söyledikleri ortada iken Cumhur İttifakı'na katılımı MHP’nin ekmeğine yağ sürmektir ve herkes, başta siyasi ihtiraslarının yüksek olduğunu düşündüğüm Meral Hanım, bunu çok iyi bilmektedir.

Gelelim bizim konumuza; iktisat teorisi (rekabet ekonomisi teorisi) acaba bu ittifak meselesine nasıl yaklaşırdı?

Bir piyasa, mesela deterjan piyasasını ele alalım; senede yüz kutu deterjan satılan bir piyasada iki firmanın, Momo ve Mersil, piyasayı yüzde elli-elli paylaştığını varsayalım.

Piyasa payını büyütmek isteyen Momo ya da Mersil firmalarından biri piyasa payını arttıracak yöntemler uygulayabilir.

Bu konu daha 19. Yüzyılda olağanüstü bir Fransız iktisatçı, matematikçi ve felsefeci Antoine Augustin Cournot (1801-1877) tarafından tartışılmış ve teorisi hâlâ kısmen güncelliğini koruyor.

Diyelim ki, Momo firması, Nomo adıyla yeni bir firma kuruyor ve piyasaya niteliği aynı bir deterjan sürüyor.

Yeni Nomo firması başarılı olursa piyasanın üçte birini kapmaması için bir neden pek yok.

Bu durumda eski Momo firması, Nomo firması ile birlikte piyasanın üçte ikisini ele geçirmiş oluyorlar.

Bu eski rekabet ekonomisi teorisini günümüz siyasetine de uygulamak mümkün.

Ufukta, yeni kurulacak iki parti ile birlikte (Babacan ve Davutoğlu), yeni bir siyasi denge duruyor.

Muhtemelen, Türkiye’nin yakın geleceğinde üç ittifak olacak.

Birincisi AKP artı MHP ittifakı.

İkincisi CHP ve HDP ittifakı; bu ittifakın gelişebilmesi için Kürt meselesinin temel hak ve özgürlükler, yeni bir özgürlükçü anayasa arayışı çizgisinde ilerlemesi önemli.

Üçüncü ittifak ise, yine muhtemelen, İyi Parti, Saadet Partisi, Babacan ve Davutoğlu arasında olacak.

Bu süreçlerde herkesin çok dikkatli olması gerektiğini söylemeye gerek bile duymuyorum.

En nihai analizde bu üçüncü ittifakın birinci ya da ikinci ittifakın mı yanında duracağı belli değil ama hem eşyanın tabiatı hem de yakın geçmiş (23 Haziran’ın hemen öncesi) bu yeni ittifakın Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci turunda CHP+HDP ittifakına daha yakın duracağını düşündürebilir.

Bu üçüncü ittifakın varlığını, siyasi yaşamda nasıl davranacağını merek edenler yukarıda çok çok özetle sunduğum rekabet ekonomisine gönderme yapabilirler.

Yeni siyasal ittifak muhalefet piyasasının payını yüzde ellinin çok üzerine taşıyabilir; hedef en azından üçte ikidir.

Şunu da unutmayalım, CHP-HDP ittifakının dışına çıkan İyi Parti oylarını MHP oyları aleyhine çok daha da yükseltebilir.

Mevcut Cumhurbaşkanı seçim sistemi değiştirilmez ise, her üç ittifak seçime kendi adayları ile girebilirler, ilk turda hiçbir adayın yüzde elliyi yakalama şansının olmadığı varsayılır ise, ikinci turda CHP-HDP ittifakı ile İyi Parti-Saadet-Babacan-Davutoğlu “ad hoc” (bir kereye, bir konuya mahsus, en uygun) bir ittifak yaparlar ve kabusun sona ermesi kolaylaşır.

AKP’li eski bakan Faruk Çelik’in Reis’ten bağımsız bir açıklama yaptığı kanısında değilim, bu yüzde kırk artı bir senaryosu muhtemelen bu ihtimale karşı üretilen çok da anlamsız olmayan bir senaryo.

Bu süreçte aday tercihleri de çok önemli.

Sayın Akşener’in içinde ya da başında olacağı bu yeni ittifakın AKP+MHP ittifakına daha yakın duracağı da düşünülebilir ama bu durum kanımca eşyanın tabiatına aykırı gibi gözüküyor, 23 Haziran öncesi Akşener hafızalarda daha çok taze.

Muhalefet muhtemelen yeni ittifak ile (bir yanda CHP+HDP), öbür yanda (İyi Parti+SP+Babacan+Davutoğlu) Cumhur ittifakına karşı siyasal piyasanın (seçmenler) üçte ikisini yakalayabilir.

Bu piyasa payı (siyaset piyasası) Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı dahil her şeyi değiştirebilir.

Siyaset piyasası deterjan piyasası gibi bir piyasa değil doğal olarak ama yine de bir açıklama çabası söz konusu.

Benim bu yazıda yapmaya çalıştığım sıradan bir spekülasyon, daha iyi bildiğim rekabet ekonomisini siyaset piyasasına bir uygulama çabası, denemesi.

  • Abone ol