Çarşamba günü yine bu sütunda ülkemizdeki çok sevimsiz kara para gerçeğinin kökeninde hukuk devleti eksikliği hatta yokluğunun yattığını yazdım.

Hükümet ekonomiyi büyütmek istiyor, çünkü bir vadede seçim var önümüzde ama evrensel hukuk ilkelerinden hiç hoşlaşmıyor, bu nedenden kaynak sıkıntısı çekiyor, sağlıklı, legal, meşru kaynak olmayınca da kara para ile artık olmayan doğrudan yabancı sermaye yatırımını ikame etmek istiyorlar, kara paraya engin bir hoşgörü ortamı yaratıyorlar.

Çarşamba günkü yazımın küçük bir özetini sundum yukarıda.

Ancak, hukuksuzluğun maliyeti sadece kara paraya mahkûmiyet değil.

Hukuksuzluk-kara para birlikteliği dendiğinde aklımıza çok sevimsiz başka konular da geliyor.

Türkiye maalesef bölgemizde bir uyuşturucu merkezi görünümünde.

Sonsuz örnekler var elimizde ama sadece bir-iki tanesini sunacağım dikkatlerinize.

Yazar, gazeteci Ahmet Altan, sivil toplumcu Osman Kavala hapisteler ama yabancıların Avrupalı Escobar diye adlandırdıkları (hadi adını geçirmeyelim) büyük uyuşturucu baronu tahliye edildi 2017’de.

Neyle mi suçlanıyordu?

Bolivya-Türkiye arasında uyuşturucu hattı kurmakla.

Altan, Kavala neyle suçlanıyorlar?

Belli bile değil.

Ekim 2017: İranlı Zindaşti’nin (uyuşturucu baronu) avukatı Kutbettin Kaya Bakırköy’de bir lokantada başına beş kurşun sıkılarak öldürüldü.

Katiller nerede?

Nisan 2019: Aynı Zindaşti’nin kızının öldürülmesi işinin içinde olduğu iddia edilen İlhan Ünğan Kadıköy Bağdat Caddesinde güpegündüz öldürüldü, katiller de ortadan kayboldular.

Bu olayın neticesi ne oldu sahiden?

Aralık 2018: Erzincan’da bir TIR içinde 700 kilo eroin ele geçirildi.

Bu miktarın, küresel anlamda, bir kerede ele geçirilen en büyük miktar eroin olduğunu tahmin ediyorum.

Bu eroinin hangi sınır kapısından TIR’la girdiğini, bu sınır kapısının sorumlularına nasıl bir işlem yapıldığını, bu eroinin kime ait olduğunu bilmiyoruz.

Bu sınır kapısı yoksa bir Cumhurbaşkanlığı baş danışmanının bir Kuran kursuna para gönderdiği için antetli kağıtla haber ilettiği gümrük müdürünün kapısı mıdır?

Yakalanan eroinin de ne olduğunu bilmediğimiz gibi.

700 kilo eroin farmasötik endüstrisine mi gitti, kimse bilmiyor.

Uyuşturucu meselesinin arkasında olduğu iddia edilen ve Menzilci denen birilerinin arasında Buhara-Semerkant rekabeti olduğu yazılıyor.

Bu ne demek gerçekten bilmiyorum ama bu işin arkasında (Menzil) devlet yetkilileri var mı, Maliye Bakanı Damat olsa idim “İşte burası çok önemli” derdim.

Görüyoruz, hukukun zerresinin kalmadığı bir ortamda iktisadi büyüme için, kaynak sıkıntısı nedeni ile Türkiye, ülkemiz ne korkunç yerlere savruluyor.

Hukuk yoksa, kara para varsa, uyuşturucu işi başını alıp gitmiş ise birileri yolsuzluk ortamını besliyor, büyütüyor demektir.

Hukuka, hukukun evrensel ilkelerine dönmemek, Türkiye’yi bir hukuksuzluk ülkesi halinde yönetmek için tüm bu rezilliklere katlanmaya değer mi?

Ama, hukukun evrensel ilkelerine dönmeme konusunda ısrar var.

Demek ki, hukuktan çok korkuyorlar.

Neden?

Umarım bu son sorumun cevabını çok gecikmeden alırız.

Türkiye çok ama çok sevimsiz bir hukuksuzluk-kara para-uyuşturucu-yolsuzluk fasit dairesine konu olmuş durumdadır.

  • Abone ol