Torba yasa teklifinden güvenlik soruşturması ve bu maddede kullanılan “devlete sadakat” ifadesi çıkarılmış.

Çok da iyi edilmiş.

Hele AKP açısından.

Zaten, Anayasa Mahkemesinin bir kararının ruhuna aykırı yasa yapmak bildiğim kadarıyla hukuk devletlerinde olmaması gereken bir şey.

Anayasada, yasalarda böyle anlamsız ifadelere yer vermenin mizahi boyutları da olabiliyor.

1995 tarihli anayasa değişikliği ile Anayasanın başlangıç bölümünden “kutsal devlet” ifadesi de çıkarılmış idi.

O zaman da iyi edilmiş idi.

O tarihlerde üniversitede verdiğim bir derste bu ifade ile alenen dalga geçerdim (bende de sadakat sorunu varmış meğerse, NETEKİM KHK’lı oldum sonunda), o tarihlerde yüzde onlara yaklaşan hatta aşan bütçe açıkları vardı, çok az kişi dolaysız vergi (beyanname ile) verirdi, bugün hala öyle ama yine de herkes haklı olarak kamu hizmeti de talep ederdi; ben de “almadan (vergi) vermek (hizmet) sadece Allah’a ya da anne, babalara özgüdür, bizim devlet de vergi almadan hizmet veriyor, bu nedenle de Anayasada Allah’a referansla “Kutsal devlet” yazıyor derdim.

Kutsal devlet ifadesi Kenan Evren’in yaptırdığı Anayasada yazıyordu, 1995’de kaldırıldı ama bugün de Evren’den Erdoğan’a, “Kutsal devletten” “Devlete sadakate” geldik.

Bizim devlet anlayışımızın sürekliliğinin güzel bir örneği bence. 

Devlete sadakat ifadesi ve ilgili madde yasa teklifinden çıkarıldı ama bu ifade oraya girebilmiş ise demek ki AKP’nin içinde birilerinin kafası hala böyle çalışıyor.

Her ülkede bir devlet vardır ama önce de vatandaşlar vardır.

Vatandaşlar çalışırlar, çırpınırlar, üretim yaparlar, para kazanırlar, bu paranın bir bölümünü vergi olarak devlet denen aparata yasalarla aktarırlar, devlet de bu parayı vatandaşlara kamu hizmeti olarak döndürür.

“Ödediğiniz her kuruş vergi size yol, su, elektrik olarak geri dönecektir” sözünü hatırlayalım.

Bu anlamda devlet aparatı vatandaşa, vatandaşın siparişi (bütçe) üzerine hizmet üretmekle mükellef bir aparattan başka bir şey değildir.

Ne diyor Sayın Cumhurbaşkanımız?: “Biz size efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik.”

Burada kullanılan “Biz” kelimesi yasama ve yürütmeyi, Cumhurbaşkanlığını temsil ediyor.

Başka bir ifade ile de Cumhurbaşkanlığı makamı, yasama, yürütme (yargıyı katmıyoruz) vatandaşın hizmetkârı.

Kamu hizmeti siparişini veren vatandaş, vergi mükellefi; bu siparişi üreten, yerine getiren de devlet.

Anlamaya çalışalım şimdi, illaki bir kudsiyet, bir sadakat aranacak ise devlet vatandaşa sadık olmalı, tersi çok anlamlı durmuyor, ben hizmetkârıma kurallar (yasalar) çerçevesinde neden sadakat duymakla yükümlü olacağım? 

Bu konularda kudsiyet zaten anlamsız bir kavram ama illaki de birisine kudsiyet atfedilecek ise çalışıp, çırpınıp üreten, vergi veren vatandaş ‘Kutsal vatandaş' olmalı değil mi?

“Devlete sadakat” ifadesini bu yasa teklifi metnine sokan bir AKP’li.

Ama, “Biz (devlet) millete (vatandaşlar) efendi değil, hizmetkâr olmaya geldik” diyen de AKP’nin lideri, başkanı.

Anlaşılan onların da kafaları biraz karışık.

İşlerine geldiği zaman efendi, işlerine geldiği zaman da hizmetkâr diyorlar devlete yani kendilerine (parti-devlet).

Bir karar verseler iyi olacak.

Not: Hıristiyan vatandaşlarımızın, okurlarımızın Noel’ini kutluyorum. 

  • Abone ol