Bugün aklımda başka bir yazı varken gazetelerde gördüğüm bir haber üzerine aklımdaki konuyu erteleyip yine elektrikli araba konusuna dönüyorum.

Daha önce de yazdım, bir kez daha tekrarlıyorum, aklı başında bir vatandaş ülkesinin yerli araba üretmesine karşı çıkmaz ama karşı çıkılması gereken iki şey bu araba üretimine, şayet üretim süreçlerinde ciddiye alınabilecek bir teknolojik dışsallık yoksa kamu parası aktarılması ve yine kamu parası kullanılarak yapay talep üretilmesidir.

Elektrikli ya da hibrid (elektrik artı benzin) araba üretiminin dünyada artık çok standart hale geldiği, bu tür arabaların üretiminde bir teknolojik dışsallık olmadığı/kalmadığı ortadadır.

Yani, bizim son olarak içine girdiğimiz yerli ve milli (!) araba üretme süreçlerine moral destek verelim ama bu alana aktarılacak her kuruş kamu parasının da bir tür yolsuzluk, ahbap-çavuş ilişkisi olacağını bilelim, hatırlatalım, hatta bağırarak hatırlatalım.

Bu yazıyı yazmama neden olan konu bir Fransız sitesinde yayınlanan 2019 senesine ilişkin Fransa’daki elektrikli araba satışlarına ilişkin bilgiler; siz okurlara özetleyerek aktaracağım bu bilgileri, göreceksiniz bu üretim artık tümü ile standardize olmuş, sıradan bir araba üretimi, kimse kamu parası ile desteklemiyor, firmalar kendi olanakları ile piyasa talep koşulları doğrultusunda bu üretimi gerçekleştiriyorlar.

2019 senesinde sadece Fransa’da 70 bin pilli arabaya plaka takılmış.

Bu 70 bin arabanın 50 bin 721’i elektrikli araba, 18 bin 582’si ise hibrid araba.

Elektrikli artı hibrid araba sayısı toplam plakalanan araba sayısının yüzde 2.6’sı.

Bu arada, yaklaşık 14 bin iki tekerlekli elektrik motorlu araç da trafiğe çıkmış Fransa’da.

2019 senesinde Almanya’da 48 bin 055 adet elektrikli, 26 bin 487 hibrid araç plakalanmışlar.

Norveç’de ise trafiğe çıkan elektrikli araç sayısı 49 bin 483, hibrid araç sayısı ise 12 bin 064.

Fransa’da ve Avrupa’da yaklaşık tüm araba markaları artık elektrikli ya da hibrid araba üretmeye başlamışlar.

Bu elektrikli ya da hibrid arabaların bir de şarj noktaları olması gerekiyor.

Şarj işlemi ise benzin almak gibi pek değil, ortalama yarım saat sürüyor; bizim memlekette bu şarj noktalarının başka arabalar tarafından illegal park yeri olarak kullanılma ihtimali de çok yüksek.

Şarj noktası deyip de geçmeyin.

Hollanda’da 50 bin, Almanya’da 33 bin, Fransa’da 29 bin, İngiltere’de 28 bin, Norveç’te 14 bin şarj noktası şimdiden hazır.

Türkiye de çok yakın bir gelecekte bu pazara girecek, hiçbir itirazım yok.

Ancak, teknolojik dışsallık içermeyen bu üretime ne kadar kamu parası ayrıldığını bilmek her vatandaşın hakkı.

Çok yakın zamanda Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararı ile bu yerli ve milli araba sektörüne çok büyük teşvikler veriliyor, muazzam vergi harcamaları gündemde, en önemlisi de çok sayıda alım güvencesi veriliyor.

Bendenizin temel eleştirisi de zaten bu sektöre kamu parası aktarılması.

Teknolojik dışsallık içermeyen yani herhangi bir kamu hizmeti boyutu olmayan bu alana büyük kamu paraları aktarma işine bakalım Sayıştay ne diyecek?

Sayıştay bir noter makamı olmaktan çıkıp bu durumlarda kamu parası kullanımı ile kamu parasının aktarıldığı alanların kamu hizmeti boyutu taşıyıp taşımadıklarını mutlaka tartışmaya açmalı.

Sadece Sayıştay değil, üniversiteler, basın kamu parası kullanımı meselesini çok daha ciddiye almalıdırlar.

  • Abone ol