Necip ülkemiz Türkiye’de sorumlular, yöneticiler kötü, çok kötü yaptıkları işleri saklamak, sorumluluklarını gizlemek için Türkçemizin en ince kelime oyunlarını kullanmakta çok mahirdirler.

Bu ince kelime ve mantık oyunlarının başında da kendi fahiş hatalarını “canavar” kelimesi ile örtmeye çalışmak gelir. (Mehmet Altan’ın kulakları çınlasın)

Senelerdir bir trafik canavarı lafını dinledik çünkü her bayramda iki yüz, üç yüz vatandaşımızı kaybettik; canavar hep sokaklarda, caddelerde, otoyollarda dolaşıp duruyor ve insanların canlarını almaya devam ediyor.

Ama bu arada necip memleketimizin necip sürücülerinin direksiyona geçtikleri zaman nasıl canavarlaşabildikleri meselesini, kurallara uymamak için nasıl direndiklerini, hatta kurallara uymamayı marifet sanmalarını nedense çok daha az telaffuz ediyoruz.

Yolların uluslararası standartlardan çok kopuk olduğu gerçeğini de gündeme getirmiyoruz.

Trafik görevlilerinin işlerini kötü yaptığı gerçeğini de görmezden geliyoruz.

Araba, kamyon, kamyonet stokumuzun çok eskimiş olduğu da konuşulmuyor.

Kabak lastiklerin denetiminin etkin bir biçimde yapıldığını iddia edebilecek biri var mıdır?

Ortada bir trafik canavarı var, her kazadan, her ölümden sorumlu o canavar, yöneticilerin, yolların, polislerin, sürücülerin kabahatleri pek yok.

Bir de enflasyon canavarı var, bu canavar piyasa sistemini bozuyor durmadan, büyümenin önündeki en büyük engel yine bu canavar; aynı enflasyon canavarı gelir bölüşümünü de nedense hep düşük gelir grupları aleyhine bozuyor ve senelerdir kimse bu canavarı yenemiyor.

Bu bizim canavar öyle korkunç bir enflasyon canavarı ki, Türkiye dünyadaki en yüksek enflasyonlu ülkeler arasında altıncı. (Kaynak Hazine ve Maliye Bakanlığı)

Ortada bir enflasyon canavarı varsa o zaman bizim yöneticilerin ne günahı olabilir enflasyonda dünya altıncısı olmamızda?

Bütçe açığını yine azdıran Maliye Bakanının da kabahati yok, çok kötü para politikaları uygulayan Merkez Bankası’nın da bu enflasyon canavarını beslemede suçu yok, hukuk ayaklar altına alındığı için duran yabancı sermaye girişlerinden de (kurlar) en tepe yöneticilerimizin sorumluluğu yok.

Sorumluluk hep o enflasyon canavarında.

Bu arada bütün dünyanın bu enflasyon canavarını, Venezuela, Zimbawbe gibi ülkeler dışında dize getirdiği gerçeğini de görmüyoruz, bizim canavar en canavar.

Şimdi de ortada, en korkuncu, en can alıcısı bir deprem canavarı var.

Van depreminden, Kocaeli-Yalova-İstanbul depreminden, şimdi de Elazığ depreminden hep bu deprem canavarı sorumlu.

Zart zurt evet bir daha yazıyorum zart zurt imar affı çıkaranların depremlerde hiç sorumlulukları yoktur (bir bakın, geçmiş elli, altmış senede kaç kez imar affı çıkarmışız), hep o deprem canavarı sorumludur.

Şimdi Elazığ depreminde yaşamlarını yitiren Elazığlılar için ağlıyoruz, doğrudur, ama bu arada da geçmişte, yakın geçmişte imar afları için TBMM’de el kaldıran Elazığ milletvekillerinin de, tüm partilerden bir dökümünü yapalım, gazetelerde yayımlayalım, kimler acaba o canavarı elleriyle beslemiş, bir tanıyalım, var mısınız?

Çöken kamu binalarında da kamu ihale sisteminin, bu ihale sistemini uluslararası rekabetten koparanların, eşik değerleri sürekli yükseltenlerin de payı yoktur, hep o deprem canavarıdır sorumlu olan.

Çöken özel binalarda belediyelerin, kural koymayan ya da koyduğu kuralı uygulatamayan merkezin de ortada o korkunç canavar varken hiçbir kusuru zaten olamaz.

Siz Artı Gerçek okurlarından istirhamım deprem konusu tartışılırken “kader” ifadesini hep “deprem canavarı” diye okumanız.

Böylece imar affı çıkaran mebusları, uyduruk, hırsız müteahhitleri, ihale yasalarını tanınmaz hale getirenleri, yerel yönetimleri, imar bakanlarını temize çıkarmış oluruz.

Siyaset, özellikle de iktidar siyaseti böyle istiyor, kırmayalım onları.

Enflasyonun da, trafik belasının da, deprem felaketinin de sorumlusu ortadadır.

Canavarlar.

Öküzün altında buzağı aramayalım lütfen.

Ha, deprem canavarının yanına bir de Berna Laçin’i ilave edin sorumlular listesine.

  • Abone ol