14 Şubat 2020 Cuma günü Meclis’ten 7221 kanun sayısı ile “COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMLERİ İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN” geçti.

Malum, kanun teklifi TBMM’de kabul edildiği an teklif kanunlaşıyor ama Resmi Gazetede yayımlandığı andan itibaren yürürlüğe giriyor; TBMM’de kanunlaşıp Resmi Gazetede yayımlanmadığı için hiç yürürlüğe girmeyen kanunlar vardır, en muhteşem örneği “Kamu yönetiminin yeniden yapılanması” kanunudur. (Ömer Dinçer)

14 Şubat tarihinde Meclis’te kabul edilen kanun da (yukarıda kanunun adı ve numarasını verdim) henüz Resmi Gazetede yayımlanmadı, yani okuyamadım, bu nedenle kanun hakkında detaylı bir yorum bugün yapamayacağım.

Bu yazının önünüze geleceği Salı günü (18 Şubat) yayımlanırsa kanun Resmi Gazetede konu üzerine bir ya da çok sayıda yazı daha yazacağım, çünkü konu çok ama çok önemli; bugün Gezi davası da var, bu dava da çok önemli, lütfen dikkatinizi esirgemeyin.

Bu kanun da bir torba kanun, içinde çok şey var ama benim ilgimi en çok çeken mesele “PARSEL BAZINDA İMAR PLANI DEĞİŞİKLİKLERİNİN ÜRETECEĞİ KENT RANTLARININ VERGİLENDİRİLMESİ.”

Bu vergi 2014 senesinde Ali Babacan tarafından önerilmişti, reddedildi ve bu öneri, benim kanaatim bu yöndedir, Babacan ile Erdoğan’ın siyasi yollarının ayrılmasında temel bir kilometre taşı oldu.

Peki ne oldu da, bugün, aynı teklif AKP tarafından torba yasaya sokuldu ve TBMM’de kabul edildi?

Cuma günü kanunlaşan teklifin hâlâ Resmi Gazetede yayımlanmamasını da perde arkasında pazarlıkların sürmesine bağlamadan geçemiyorum, bakalım bugün yayımlanacak mı Kanun?

Yapılması gereken iki şey vardı: Ya parsel bazında imar planı değişikliklerini tamamen yasaklayacaksın, şehircilik açısından muhtemelen en iyi çözüm budur, ya da parsel bazında imar planı değişikliklerinin yani kent rantının oluşmasının önünü açacaksın ama bu rantı da bir vergiyle kamuya, burada belediyelere aktaracaksın, yerel yönetim maliyesi açısından da yine muhtemelen en iyi çözüm bu.

Düşünülebilecek, uygulanabilecek en kötü sistem AKP’nin bugüne kadar yaptığıdır, imar planlarının parsel bazında değişikliğine ses çıkarmayacaksın (şehirleşme için çok kötü) üstelik bu büyük rantı da (kamu ihaleleri ile birlikte en büyük yasal yolsuzluk) vergilendirmeyip rant elde eden ile bürokrat-siyasetçi arasında üleştireceksin.

AKP bugün bir tercih yaptı ve kent rantları devam etsin (çirkin şehirler) ama vergilensin dedi.

Peki, AKP bu tercihini neden 2014’de ya da daha önce yapmadı da bugün yaptı?

Türkiye darbe söylentilerini, Gezi davasını, İdlib’i tartışırken “rant vergisi” de nereden çıktı şimdi, neden bu konuyu yazıyorsunuz diye birileri sorabilirler ama bu satırların yazarının çok güçlü kanaati kamu ihaleleri ile birlikte bu kent rantı konusunun Türkiye’nin en önemli sorunu olduğudur, yolsuzluklar, siyasetin illegal finansmanı (siyaseti çürütüyor) hep bu iki mecradan besleniyorlar yani başka problemler hep bu iki temel konunun (kamu ihaleleri ve kert rantları) türevleri.

AKP’nin torba yasaya bu konuyu sokmasının temel nedeni muhtemelen 31 Mart ve 24 Haziran 2019 yerel seçimlerinde büyükşehir belediyelerini çok büyük ölçüde kaybetmiş olmasıdır.

AKP’nin bugün bu vergiyi Meclis’ten geçirmesinin kanımca iki nedeni var: Birincisi daha az önemli, ikincisi ise çok önemli ve belirleyici.

Daha az önemli olduğunu düşündüğüm konu İstanbul ve Ankara’yı yani çok büyük ölçüde kent rantlarını kaybettikten sonra AKP’nin muhtemelen “benim olmayan kent rantı onların da olmasın” mantığı; meselenin bu boyutunun tayin edici olduğunu zannetmiyorum ama parsel bazında imar planı değişikliklerini sürdürebilecek CHP belediyelere bu rantlardan kendi siyasetleri için büyük kaynak da oluşturabilirler, AKP de bundan hoşlanmaz.

İkinci boyut çok çok daha önemli; muazzam büyüklüklere çıkan kent rantlarının vergilendirilmesi ile de çok büyük vergi kaynakları yaratılacak ama kentler kökenli bu vergilerin belediyelere verileceği yönünde bir işaret yok şimdilik (kanunu daha görmedim: 17 Şubat Pazartesi, Saat 14.20), bu vergi kaynağı merkezi bütçeye gidebilir.

AKP bu amacına ulaşabilir ise içine düştüğü daha doğrusu hızla yaklaştığı mali krize yönelik azımsanmayacak bir kaynak temin etmiş olabilir; ancak, “etmiş olabilir” diyorum, burada da bir sorun var, kent rantları vergilendirilecek (nasıl?) ve vergiler merkeze aktarılacak ise parsel bazında imar planı değişikliği talebi de çok azalabilir, çünkü amaç ranta el koymak idi, bu rant yaratma talebi düşerse vergi gelirleri de beklenen seviyede oluşmayabilir.

Merkeze aktarılacak kent rantları vergisi toplumun önüne bu kez mantığı çok daha doğru bir deprem vergisi (ÖİV) örneği daha getirmiş olacak, bunu da unutmayalım.

Yasanın nasıl çıkacağını merakla bekliyorum.  

  • Abone ol