Son yıllarda dış politikamızı ve savunma stratejimizi ilgilendiren, yönlendiren iki önemli karar var.

Bunlardan birincisi Suriye’ye ait.

İkincisi ise bir NATO üyesi ülke olarak Rusya’dan S-400 alma girişimine ilişkin.

İkisinde de çok fena duvara çarptık.

Bu durum Türkiye için çok endişe verici çünkü bu kararlar ülkemizi yönetenlerin temel meselelerde ne büyük hatalar yaptıklarının açık kanıtları.

Suriye meselesinden başlayalım.

2011 sonrası tartışılan “Arap baharı” kavramı çerçevesinde Mısır’da Mübarek devrildi, hatta hapse girdi, İhvan hareketi (Müslüman Kardeşler) sandıktan çıktı, iktidara geldi; sonrası malum.

Kanımca, Arap baharı kavramı çok doğru değil, bu sürece Türkiye baharı demek daha doğru idi, başka bir yazıda görüşlerimi paylaşmak istiyorum.

Bu süreçte Arap baharı denen süreç Suriye’ye de sıçradı, batı bu sürecin de arkasında durdu ama çok kısa sürede tornistan yaptı, biz de bu sürece destek verdik ve Esad’ın devrilip İhvan’ın Suriye’de de iktidara gelebileceğine inandık, istedik, politikamızı buna göre yaptık, tornistanı da beceremedik.

Ancak, işler istediğimiz gibi gitmedi çünkü Suriye Mısır değildi.

İlkokul sıralarında öğrendiğimiz, tarih kitaplarına kadar girmiş, biraz da ayıplı bir benzetme vardır: “Ayının (Rusya) Büyük Petro döneminden beri ayaklarını sıcak sulara (Akdeniz) sokmak istediği.”

Bu arada biz nedense herkesin Büyük Petro dediği Çar için Deli Petro demişiz, bu da ayrı bir hikâye.

Suriye, Esad, baba-oğul, Rusya’ya Akdeniz’de çok büyük bir deniz üssü tahsis etti yani Ayı sıcak sulara artık ayaklarını soktu.

Ve, bizde birileri, Esadların Rusya’ya sundukları bu olanağı, Rusya’nın bölgedeki gücünü bilmelerine (?) rağmen, İhvan’ın Suriye’de Esad’ı sandıkta ya da başka yerde devirip iktidara gelebileceğini zannettiler.

Gerçekten çok şaşıyorum.

Rusya’dan S-400 alma kararını verenler bu ülkeyi 18 senedir yönetiyorlar ama yönettikleri ya da yönettiklerini zannettikleri ülkenin bölgedeki konumunu, küresel statüsünü tüm iddialarına rağmen hiç anlamamışlar.

Türkiye bir NATO ülkesi, NATO’dan çıkmak isterse çıkabilir mi, bilemiyorum, hiç de zannetmiyorum.

Ama, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 alamayacağı çok açıktı, hadi bilemediniz aldı, 2.5 milyar dolar para verdi zaten, çok sayıda bakanlığın bütçesinden büyük bir para, 16-17 milyar TL ediyor bugün itibariyle, arada silah komisyoncuları para kazandılar, kullanıma sokamayacağı açıktı.

Bunu nasıl düşündüler, gerçekten anlamakta çok zorlanıyorum.

Bu saçma sapan alım hikâyesi Çin’den füze alma saçmalığı ile başladı, olmadı, devreye S-400’leri soktular, bu da olmuyor, ilk ciddi krizde “aman bize füze” diye NATO kapısına dayandık.

Bu iki konuyu, Esad rejimini İhvan’ın (Müslüman Kardeşler) devirip iktidara gelebileceğini, bir NATO üyesinin Rusya’dan S-400 alabileceğini düşünen bir siyasi iktidarın herhangi bir konuda “doğru” işleri düşünebileceğini, uygulamaya sokabileceğini ben düşünemiyorum.

18 yıl iktidarda bir biçimde kalabilmiş kişilerin bu konuları böyle düşünmelerine de ben çok şaşıyorum.

Bir de Suriye’de nerede yanlış yaptık, neden S-400’leri aktive etmiyoruz, diyenlere.

  • Abone ol