İnternette Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi bir öğretim üyesinin çok ilginç bir yazısına rastladım; konu tamamen ABD ve Trump yönetimi ama…

Aşağıda bu yazıdan bir alıntı yapıyorum.

“Trump ABD'de liberal demokrasiyi nasıl tehdit ediyor? Harvard Üniversitesi'nden bir anayasa hukuku profesörü Michael Klarman şöyle sıralıyor:  (1) Bağımsız yargıya saygı duymuyor. (2) Özgür ve bağımsız medyaya hoşgörüsü yok. (3) Daha önemlisi idarenin içindeki bağımsız organlara saygı göstermiyor. (4) Siyasi tartışmaların barışçı çözümüne destek vermeyip çatışmayı teşvik ediyor. (5) Seçimlerin meşruiyetine saygısı yok. (6) Hukuk sistemini siyasal muhaliflerine karşı kullanıyor. (7) Yabancı ülkelerdeki otokratik yöneticilere hayranlık duyuyor. (8) Yönetimde şeffaflığa izin vermiyor. (9) Kamu görevlilerinin çıkarlarıyla kamu çıkarı arasında ayrım yapmıyor. (10) Doğru söylemeye asgari bir sadakati yok. ("Trump and the threat to democracy," Harvard Law School Democrats, December 10, 2019.)”

Bu yazı ve bu bölüm bana çok şey düşündürdü, çok kısaca özetleyeceğim.

Hiç kuşku yok, ABD bize oranla çok daha güçlü, mukayese edilemeyecek kadar farklı, üstün bir demokratik hukuk devleti; ancak, ABD’de Trump gibi bir Başkan bu çok ileri düzeydeki demokratik hukuk devletini bile çok zorluyor.

Yazımın başlığını “Küreselleşmenin bir başka boyutu” koydum; ilginçtir, küreselleşmenin bir yansıması mıdır bu, bilemiyorum, Harvard öğretim üyesi bir hukukçunun ABD Başkanına yönelik saptamaları, değerlendirmeleri, eleştirileri Türkiye’nin yeni rejiminin sorunlarına ne kadar da denk düşüyor.

Trump hakkında ne diyor Harvard Hukuk Profesörü Klarman, tek tek bakalım.

1-“Bağımsız yargıya saygı duymuyor” diyor Trump için Profesör ama en azından demek ABD’de Trump’ın saygı duymadığı bir bağımsız yargı varmış, bizde de Cumhurbaşkanı (CB) bağımsız yargı olsa saygı duymayacak ama bizde bağımsız yargı da yok.

2-“Özgür ve bağımsız medyaya hoşgörüsü yok” Trump’ın ABD’de ama o ülkede çok güçlü bir “özgür ve bağımsız medya var” (WP, NYT, vs.); bizde ise “özgür ve bağımsız medya” çok ama çok daraldı, küçüldü ama buna bile CB “virüs” diyebiliyor.

3-“Daha önemlisi idarenin içindeki bağımsız organlara saygı göstermiyor” diyor Profesör Trump için ama buradan da yine anlıyoruz ki ABD’de idarenin içinde bağımsız organlar var; bizde ise idarenin içinde artık bağımsız organ kalmadı, inanmayan YÖK’e, RTÜK’e falan bir baksın.   

4-“Siyasi tartışmaların barışçı çözümüne destek vermeyip çatışmayı teşvik ediyor” demiş Profesör Trump için; bu konuda da yorum gerektirmeyen bir benzerlik var. 

5-“Seçimlerin meşruiyetine saygısı yok” diyor ABD’li Profesör, benim de aklıma 31 Mart 2019 seçimleri sonrası CB’nın “çaldılar” sözleri geldi. 

6-“Hukuk sistemini siyasal muhaliflerine karşı kullanıyor” demiş Profesör Trump için; bu ifade sanki Türkiye ve Cumhurbaşkanlığı hükümeti sistemi için kullanılmış gibi duruyor, değil mi?

7-“Yabancı ülkelerdeki otokratik yöneticilere hayranlık duyuyor” diye yazmış Harvardlı hukukçu; benim de aklıma CB’nın Azerbaycan, Sudan, Venezuela, Katar, Macaristan aşkı geliyor. 

8-“Yönetimde şeffaflığa izin vermiyor” demiş Harvard Profesörü Trump için; bu kadar benzerlik de fazla artık. 

9-“Kamu görevlilerinin çıkarlarıyla kamu çıkarı arasında ayrım yapmıyor” ifadesini kullanmış ABD’li Hoca; Harvard Profesörü acaba yazısını yazarken Türkiye ile ilgili aldığı notlar ile Trump ile ilgili aldığı notları karıştırdı mı? 

10-“Doğru söylemeye asgari bir sadakati yok” denmiş Trump için; bizim sayısı çok azalan muhalif kanallarda Erdoğan’ın 2003, 2004 senelerinde, hatta daha önceleri söyledikleri ile bugün söyledikleri karşılaştırmalı olarak veriliyor ve insanın hayretten küçük dilini yutacağı geliyor. Örnek mi istiyorsunuz, mesela eşcinsellik konusu, mesela AB konusu.

Bilemiyorum, bu mukayeselerden sonra bir şey eklemeye gerek var mı? 

  • Abone ol