Çok kızarlar mı acaba birileri? 

Çok da umurumda değil aslında ama neden Joe Biden’ın yedi ay önceki demecinin büyük bir haklılık payı içerdiğini açıklamam lazım.

Bu demeç Aralık 2019’da verilmiş iken neden bugün gündeme geldi ya da getirildi, bu konuya girmek istemiyorum, bir mühendislik de söz konusu olabilir, sıradan bir iletişim aksaklığı ya da kazası da.

Gelelim Joe Biden’ın demecine ve neden bu demeci çok haklı bulduğum meselesine.

Joe Biden mealen şöyle söylemiş: “Başkan olursam Erdoğan’ı darbe ile değil ama demokratik yöntemlerle iktidardan indirmek için elimden geleni yapacağım, Erdoğan karşıtlarına destek vereceğim”.

Biden haklı ama mesele AKP, CHP, HDP meselesi değil.

Unutmayalım, NATO diye bir askeri-siyasi ittifak var, ABD de, Türkiye de bu askeri-siyasi ittifakın üyeleri ama bu üyelik ilişkisi öyle çok da fazla yatay bir ilişkiye dayanmıyor çünkü. Mesela NATO Başkomutanı daima bir ABD’li orgeneral, NATO bütçesinin yarısından fazlasını ABD’li vergi mükellefi veriyor; ABD de jure olmasa da NATO’nun de facto başkan ülkesi.

Soğuk savaş sonrası yani 1990 sonrası NATO askeri olduğu kadar siyasi bir ittifaka da dönüştü, bunu da unutmayalım; siyasi ittifak demek ise belirli değerleri, demokrasi, insan hakları, mülkiyet hakları gibi değerleri paylaşan ülkelerin ittifakı anlamına geliyor.

Türkiye de bu ittifakın bir parçası ama son altı, yedi senedir attığı yaklaşık her adımla bu değerler sisteminin dışına çıkmak arzusunu biraz da mahcup bir üslupla ifade ediyor.

Hatırlayalım, Türkiye’nin biz de dahil olabiliriz dediği Şanghay ittifakı (içe kapalı otoriter-totaliter ülkeler ittifakı)  öyle ticari falan bir ittifak değil, açıkça güvenlik öncelikli bir ittifak  ve bir NATO üyesi ülkenin bu ittifakın içinde olmayı telaffuz etmesi bile kabul edilemez.

Türkiye’nin (Erdoğan’ın) bu Şanghay Beşlisi çıkışı çok uzun sürmedi ama biraz arkasından da Rusya’dan S-400 alımı garabeti gündeme geldi ve maalesef bu alım da gerçekleşti.

Şanghay Beşlisi çıkışı, S-400 alımı bir NATO üyesi ülke için kabul edilemez.

Muhtemelen patates taşımak için kullanılacak olan (Rus yetkilinin demeci) bu S-400’lere 2.5 milyar dolar ödendi ve bu soygunun hesabı bir gün mutlaka sorulacak; bu S-400 alımında kim askeri komisyoncu idi, bunu da bilmiyoruz değil mi?

Türkiye’nin bu saçma sapan girişimleri NATO için bir güvenlik tehdididir, bunu iyi görelim.

Türkiye hem bu adımları (Şanghay Beşlisi, S-400, batı değerleri karşıtlığı) atıyor hem de bu adımların doğal gereği olması gereken NATO’dan çıkışı dile getirmiyor.

Türkiye NATO’dan çıksa ben bir vatandaş olarak bu girişime sonuna kadar karşı dururum ama bu girişimin önderlerine de saygı duyabilirim; saygı duyamayacağım şey hem NATO içinde kalmak hem de Rusya’dan S-400 satın almak. 

Türkiye’nin NATO’dan ayrılması ya da atılması (çok zor) NATO ittifakının geleceği için de büyük bir küresel güvenlik sorunu oluşturabilir.

Bu koşullarda NATO’nun fiili patronu ABD’nin doğal olarak yapması gereken şey Türkiye’yi hem askeri hem de değerler sistemi açısından NATO içinde tutmak için demokratik kanalları kullanarak batı değerler sistemi karşıtlığı artık su kaldırmayacak AKP’nin iktidardan düşmesi için meşru yollardan çalışmaktır.

Kimse garipsemesin.

Türkiye her geçen gün batı değerlerinden uzaklaşmasa, Şanghay Beşlisi lafını telaffuz etmese ve özellikle S-400 almak gibi bir vahim siyasi-askeri hataya imza atmasa idi Joe Biden da asla böyle bir amacı telaffuz etmez idi.

Askeri ittifaklardan şahsen hoşlanmıyorum ama sanki bir ölçüde 2020’nin bir zorunlu kötülüğü gibi.

Ancak, Batı değerlerine, yani demokrasi, hukuk devleti, insan hakları, dışa açık piyasa ekonomisi, güçlü bir sosyal devlet, çevre hakları, bağlıyım.

Batılı devletler bu değerlere ne kadar bağlı, bu da bir tartışma ama galiba yine de en bağlı olanlar onlar.

Bugünün kabus Türkiye’si, NATO’dan, Avrupa Konseyi'nden çıkmış, AB ile müzakereleri kesmiş bir Türkiye’ye oranla bile özlenen bir ülke olabilir.

Hatta olabilir değil, mutlaka olur.

Lütfen bu gerçeği iyi değerlendirelim.

  • Abone ol