Son günlerde Karadeniz’de bulunduğu söylenen doğal gaz kaynağının her derde deva bir kaynak olduğunu, olacağını dinliyoruz.

Cari açık kapanacak, doğal gaz faturaları sıfırlanacak, refah artacak yani kalıcı yüksek büyüme oranlarına kavuşacağız, hatta eksen bile değiştireceğiz ya da yeni eksen artık batı, doğu olmayacak, Türkiye olacak.

Bunlar doğru mu?

Kesinlikle hayır.

Çok katı bir biçimde özetleyeceğim.

Refah yani büyüme inovasyon, yaratıcılık gerektiriyor.

İnovasyon, yaratıcılık da ancak ve ancak özgürlük ortamında gerçekleştirilebiliyor.

Başka bir ifade ile de özgürlük, en geniş biçimiyle özgürlük yoksa bir ülkede o ülkenin sürdürülebilir büyümeye yani refaha ulaşması kesinlikle mümkün değil.

Mümkün gibi görünse de bazen bu görüntü geçicidir, buna emin olabilirsiniz.

2020’de Matt Ridley isimli bir gazeteci-yazar “How innovation works and why it flourishes in freedom?” -İnovasyon nasıl işliyor ve neden özgürlük ortamında gelişiyor?”- başlıklı bir kitap yayınladı.

Bu kitap Matt Ridley’in ilk kitabı değil; zaten İngiliz gazetecinin aynı zamanda Oxford Üniversitesi'nden doktorası var.

Matt Ridley İngiltere Muhafazakar Parti'ye yakın bir gazeteci, bir liberal.

Matt Ridley’in bu siyasi aidiyeti de önemli, Büyük Britanya’da muhafazakarlar özgürlükleri büyüterek ülkelerinin büyümesini inovasyonları öne çıkararak hedeflerken bizim sözde muhafazakarlar (siyasi İslamcılar) ise özgürlükleri budayarak yani inovasyonu adeta imkansızlaştırarak, doğal kaynak bularak büyümek istiyorlar.

Çok dangalakça ama durum maalesef bu.

Matt Ridley inovasyonun ancak fikirlerin özgürce buluşabildikleri, deneyimlerin cesaretlendirildiği, malların, hizmetlerin ve bireylerin özgürce akışkan olabildikleri, paranın yeni kavramlar ile serbestçe birlikte olabildiği ve yatırımların meyvelerinin çalınmayacağına emin olunduğu (mülkiyet hakları) yerlerde mümkün olacağını söylüyor.

Matt Ridley ABD’nin yirminci yüzyılda dünyanın en gelişmiş ve en yaratıcı ülkesi olması ile Teksas petrolleri ile ilişkisinin olmadığını, özgürlük ortamının yaratıcılığı besleyerek bu sonuca ulaşıldığını söylüyor.

İngiliz muhafazakarı Matt Ridley’in yazdıklarının bir bölümünü beğenmeyebilirsiniz, çok katı bir liberal, 1940’a kadar araştırmaya bile kamu desteğinin olmamasının bu süreçte olumlu etkileri de olduğunu ifade ediyor.

Ancak, önemli olan Ridley’in özgürlük-inovasyon-büyüme ilişkisini çok net vurgulamış olması.

Türkiye doğru yolda değil hatta büyüme önemli ise sapılabilecek en yanlış yolda.

Eğitim süreçleri yerlerde sürünüyor, yargı bağımsızlığı artık şakalara konu oluyor, hukuk devleti uluslararası endekslerinde en sonlarda yer alıyoruz.

Ve bu durumda doğal gaz kaynağı bularak toplumsal refahı arttırabileceğimiz zannediliyor.

Türkiye özgürlükler, hukuk devleti konusunda çok büyük adımlar atamaz ise 21. Yüzyıl Türkiye ve bu ülkede yaşayanlar için pek hoş olmayacak.

Birileri de hala bize “21. Yüzyıl Türkiye’nin yüzyılı olacak diyebiliyor”.

Özgürlüklerden, iktidardan düşerlerse yargılanmaktan korkmayan bir iktidar gerekiyor.

  • Abone ol