Aynen Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşüne onay veren 12 Eylül baş p(m)aşası Kenan Evren’e de Yunanistan’ın minnettar oluşu gibi.

Bugün de Erdoğan’a minnettardır Yunanistan.

Yunanistan’a bir doktora tez jürisi ve biraz da denize girmek için geldim, üniversitedeki Yunan arkadaşlarla da kaçınılmaz olarak Doğu Akdeniz, Meis, Ege krizini konuştuk.

Bu arada da geçerken bizim ekranlarda duyduğum çok çirkin bir ifadeyi hatırlatmak isterim; birileri bundan sonra Ege denizine Adalar denizi denmesini istiyor ve Ege diyenleri de uyarıyorlar, uyarılanlar da uyaranlara “Sen kim oluyorsun da tarihi Ege ismini kullanmama karışıyorsun” diyemiyor.

Neyse bu çirkinliği geçelim. 

Bugüne kadar Yunanlarda AB üyeliğine rağmen Türkiye’den belirgin bir askeri korku mevcuttu, on milyonluk bir ülkenin çok sorunlu ilişkileri olan 85 milyonluk Türkiye’den de korkması anlaşılabilir bir konu idi.

Ancak, ilk kez yunanların Türkiye’den artık çekinmediklerini, Erdoğan’ın, Ergenekoncu taifenin tehditlerini, “On ki ada bizimdir” sözlerini(!) ciddiye almadıklarını görüyorum.

Neden ve nasıl mı?

Erdoğan’ın, AKP’nin, Cumhur ittifakının çok yanlış politikaları sayesinde, mesela S-400 satın alma kararı, mesela Şanghay Beşlisi şakası(!), mesela eksen değiştirme ifadeleri, tüm AB ülkeleri, AB yönetimi, ABD ve hatta NATO (biz de üyesiyiz) Yunanistan’ın arkasında destek sıralamasına geçtiler.

Arkalarında ABD ve AB’yi gören, hisseden Yunanistan da Erdoğan’ın blöflerini artık hiç ciddiye almıyor.

AB ve ABD’nin çok net bir biçimde Yunanistan’ın arkasında sıralanmasına neden olan çok ama çok yanlış politikaların üçüncü sınıf mimarları da Yunanistan’da büyük bir özgüvenin oluşmasına çok ciddi katkılar yaptılar böylece.

İşte tam da bu çerçevede “Yunanistan Erdoğan’a minnettardır” ifadesini kullanıyorum.

1980’de de Kenan Evren’e minnettar oldukları gibi.

İlginçtir, hatta biraz komiktir, en sert, en milliyetçi, en taviz vermez gözükenler, Evren ve Erdoğan, Yunanistan’a en büyük desteği veren kişiler olarak hatırlanacaklar tarihte.

1974 Kıbrıs çıkarması sonrası Atina NATO’nun askeri kanadından çıktı, tekrar geri dönmesi için de NATO üyesi ülkeler arasında oy birliği gerekiyordu, Ecevit ve Demirel buna yanaşamazlardı, ABD yerli ve milli, idam sever Kenan Paşa’yı 12 Eylül 1980’de iktidara getirdi ve üç ay sonra ülkemize gelen ABD’li orgeneral Roger Yunanistan’dan hiçbir konuda taviz almadan Yunanistan’ın NATO’ya dönüş imzasını Evren’den aldı.

“Taviz derken” 1980’de Yunanistan’ın AT’ye girişini, bizim de 12 Eylül karanlığına girişimizi ve en önemlisi AB karşıtlığı dangalaklığının hala sürüşünü hatırlayalım. 

Bugün 12 Eylül faciasının kırkıncı senesi.

Rahmetli Ufuk Güldemir’in “Kanat operasyonu” kitabını sahaflarda bulursanız, almamazlık etmeyin.

NATO’nun ve daha önemlisi AB’nin Yunanistan için önemleri bugün daha iyi anlaşılıyor.

Bir de çok iyi anlaşılan 12 Eylül darbesinin neden yapıldığı.

NATO dışında kalan bir Yunanistan ile AB sürecimizin çok daha verimli işleyeceği açık idi, Kenan Evren böylece bir taşla kaç kuş vurdu bilinmez, ABD’nin desteğini aldı, Türkiye’nin de AB sürecinde en büyük kozunun yitirilmesine neden oldu.

“Our boys” -bizim oğlanlar- lafı boşuna değil doğrusu.

Bugün de başka bir milliyetçi, başka bir yerli ve milli siyasetçi tüm dünyanın, başta ABD ve AB, Yunanistan’ın arkasında sıralanmasına neden oluyor.

Bravo Kenan Evren, Bravo Erdoğan.

Yunanistan NATO’ya dönüşü ile Kenan Evren’e minnettar kaldı.

Bugün de bütün büyük güçlerin kendi arkasında hizalanmalarına yanlış politikalarıyla yol açan Erdoğan’a minnettardır Yunanistan.

Yunanistan Erdoğan sayesinde büyük bir özgüven kazanmıştır.

Yunanistan hariciyesi taş atmadan, kolunu yormadan büyük bir zafer kazandı.

Yaşasın bizim “yerli ve milli” politikalarımız ve politikacılarımız.

  • Abone ol