Üç gün önce İzmir’de, merkezin Samos (Sisam) adasına yakın olduğu söyleniyor, bir deprem oldu, rivayet muhtelif ama şiddetinin de Richter ölçeğine göre yedi olduğu söyleniyor, bina stokunun çok sorunlu olduğu ülkemizde büyük bir deprem.

Türkiye ekonomisi, siyaseti, hukuku üzerine büyük araştırmalar yapmaya gerek var mı, bilemiyorum, herhangi bir tekil olayın röntgenini çok iyi çekin, her şey karşınıza çıkıyor.

İzmir depremini, öncekileri ve Allah korusun ama daha sonra olacakları ben bugünkü yazımda  çok ünlü bir film, bir de çok ünlü bir polisiye roman üzerinden anlamaya, anlatmaya çalışacağım.

Birinci konu ünlü İtalyan yönetmen Michelangelo Antonioni’nin 1966 tarihli, 1967’de Cannes’da Altın Palmiye ödülü almış, bir fotoğraf üzerinden gelişen bir film, orijinal adı Blow Up, Türkiye’de Cinayeti Gördüm adıyla oynadı.

Ben de cinayeti gördüm, umarım siz okurlar da görüyorsunuzdur.

Klasik soruyu da soralım: Peki katil kim?

Katilin kim olduğunu görmek, anlamak için de ünlü polisiye roman yazarı Agatha Christie’nin çok ünlü, defalarca sinemaya da uyarlanmış romanını “Orient Express’de Cinayet”i öneriyorum.

Romanı okuyan, filmi görenler bilir, ünlü dedektif Hercule Poirot Orient Express cinayetinin kolektif bir cinayet olduğu gerçeğini, herkesin bir biçimde cinayete iştirak ettiğini ortaya çıkarır.

Bizim deprem cinayetlerinde de, cinayet diyorum çünkü Japonya’da olduğu zaman insanların iş yerlerini bile terk etmediği şiddetlerde depremlerde bizde onlarca, yüzlerce kişi ölüyor ise, bu mesele bir jeoloji olayını aşıp cinayet şeklini alıyor.

Kalabalık katil kadrosunu da açıklamak isterim doğrusu.

Katiller sadece bunlarla sınırlı değil ama ben de Hercule Poirot değilim, cinayetin sadece bir bölümünü aydınlatabiliyorum, kolektif katillerin bazılarını görebiliyorum.

Aşağıda 1948 senesinden günümüze çakan imar affı kanunlarının Resmi Gazetede yayınlandığı tarihleri veriyorum:

  1. 22 Haziran 1948
  2.   6 Temmuz 1948
  3. 11 Haziran 1949
  4. 29 Temmuz 1953
  5. 29 Temmuz 1959
  6. 30 Temmuz 1966
  7. 21 Mart 1983
  8.  8 Mart 1984
  9.  7 Haziran 1986

    10-   26 Mayıs 1987

    11-   11 Mart 1988

    12-   18 Temmuz 2001

    13-   31 Mart 2003

    14-     6 Temmuz 2005

    15-   21 Temmuz 2005

    16-   26 Temmuz 2008

    17-   31 Mayıs 2012

    18-   15 Nisan 2015

    19-   18 Mayıs 2018   

Bu imar afları listesinin üzerine biraz kafa yormak lazım, 72 senede (1948-2020) tam 19 kere imar affı kanunu çıkmış, kanımca tam bir siyaset-yasama skandalı, 3.8 seneye bir imar affı.

Son söyleyeceğimi hemen söylemek istiyorum, bu 19 imar affı kanununa parmak kaldıran milletvekilleri şu saat itibariyle sayısı 58’e çıkmış İzmir (Samos-Sisam) depreminde yaşamlarını kaybedenlerin kolektif sorumlularıdır, kimse kusura bakmasın.

Bu katil profilinin her dönemde iktidar ve muhalefet partileri arasında da ortaklaşa oluştuğu aşikar.

Üzerimde çok emeği olan bir Hocam, iznini almadığım için adını veremiyorum, İngilizceye çeviremeyeceğiniz ya da çevirdiğiniz zaman anlamsız kaçacak kamu alanına ilişkin kavramların kendilerinin de anlamsız olduğunu söylerdi, imar affı tabirini İngilizceye çevirin ve bir İngiliz parlamentere anlamını sorun, bakın nasıl tepki verecektir.

Bu analiz tabii özel alanla sınırlı, İngilizceye elti, bacanak kelimelerini de çeviremezsiniz ama bu kelimeler zaten özel alana ilişkin kelimeler.

Yukarıdaki liste tek parti dönemini de, Demokrat Partiyi de, Demirel’i de, askeri dönemleri de, Özal dönemini de, DSP-ANAP-MHP koalisyonunu da, AKP’yi de kapsıyor.

Kolektif kast ortada; arzu eden bu kanunların her seferinde TBMM’den nasıl ittifaklarla geçtiğini de görebilir.

Bir ilginç detay da yasa çıktıktan hemen sonra, on ya da yirmi gün, ikinci bir kanunun daha çıkışı; demek ki, yasa çıktıktan sonra bir kesim “bu yasada biz kapsanmadık” diye şarlıyor, onlar da kapsam alanına alınıveriyorlar hemen.

Cinayeti gördüm doğrusu, kolektif bir cinayet.

  • Abone ol