Avrupa Birliği’nin de bir TÜİK’i (Türkiye İstatistik Kurumu) mevcut, ismi de Eurostat.

Eurostat da muntazaman çok düzgün istatistikler yayınlıyor, AB sürecini, üye ülkelerin ekonomik durumlarını Eurostat’dan izleyebiliyorsunuz.

Araştırmalara 27 AB üyesi ülke; Brexit mağduru (!) Birleşik Krallık ile birlikte diğer üç Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi (EFTA) üyesi ülke, İsviçre, Norveç, İzlanda; beş resmi AB adayı ülke, Türkiye, Karadağ, Makedonya (resmi adı Kuzey Makedonya), Sırbistan, Arnavutluk; ve müstakbel aday ülke Bosna Hersek.

Elimize son olarak geçen (15 Aralık 2020 tarihli) önemli istatistik söz konusu ülkelerde satın alma gücü paritesine göre kişi başına düşen gelir endeksleri.

Tabloyu incelediğinizde Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a yerden göğe hak vermek gerektiğini, Avrupa’nın, özellikle de Avrupa Birliği üyesi ülkelerin bizi neden kıskandığını, kıskanmaları gerektiğini çok iyi görüyorsunuz, anlıyorsunuz.

Bir de çok net anladığınız, gördüğünüz Türkiye’nin neden AB’ye girmemesi gerektiği çıplak gerçeği; görüleceği gibi Türkiye AB dışında kaldığı ölçüde daha da gelişiyor, serpiliyor.

Gelelim şimdi Avrupa’nın bizi neden kıskandığının detaylarına.

Eurostat’ın (AB TÜİK) kişi başına düşen gelir çalışmasında (2019) 27 AB üyesi ülkenin kişi başına düşen gelir ortalamasına yüz (100) denmiş.

Türkiye ise bu ortalamaya göre 59 endeks değerinde, yani AB ortalamasının yarısının biraz üzerindeyiz.

Aynı endeks çalışmasında AB ortalaması hep yüz (100) iken 2017’de Türkiye’nin endeks değeri 66, 2018’de 63, 2019’da ise yukarıda belirttiğim gibi 59.

Başka bir ifade ile de Türkiye kişi başına düşen gelir seviyesi olarak AB ortalamasına göre üç senedir geriliyor.

İşte Avrupa’nın bizi deli gibi kıskanmasının önemli bir nedeni bu, batmakta olan, gerileyen Avrupa’dan Türkiye adım adım gerileyerek kaçıyor, kurtuluyor.

AB ortalama değeri yüz (100) iken, Avro bölgesinde değer 106 yani avro bölgesi ortalaması AB ortalamasının biraz üzerinde.

AB üyesi ülkeleri Türkiye ile mukayese ederken Fransa, İngiltere (Brexit öncesi), Belçika, Hollanda gibi ülkeleri kendimize haksızlık etmemek için örnek olarak almıyorum, bu ülkeler tarihsel olarak Türkiye’nin önünde ülkeler ve bu farklar muhtemelen hiç kapanmayacak.

Ancak, İtalya’nın ilgili endeks değeri 96; unutmayalım İtalya 1958’de AET’ye girerken altı ülkenin en fakiri idi bugün AB ortalamasına çok yaklaşmış durumda, ilk altıdan diğer beşi ile de fark kapanıyor.

Yunanistan’ın endeks değeri (kişi başına gelir) 67, AB ortalamasının altında ama yaşadığı çok büyük krize rağmen hâlâ Türkiye’den yüksek (Türkiye 59).

İspanya’nın kişi başına gelir endeks değeri 91, Portekiz’in ise 79.

Bu ülkeler ile Türkiye arasındaki fark maalesef zaman içinde açılıyor.

Kıbrıs’ın endeks değeri ise 90 ama toplam nüfusu bir milyonluk bir adayı mukayeselerde temel almamakta fayda olabilir.

Türkiye ise aday ve potansiyel aday ülkeler arasında kişi başına gelir endeksi en yüksek ülke durumunda; Türkiye 59, Karadağ (50), Sırbistan (41), Makedonya (38), Arnavutluk (31), Bosna Hersek (41).

Aday ülkelerin en iyisi iken bizden kötü ülkelerle beraber AB’ye girmek istemek hiç de mantıklı değil, Avrupa en iyi aday ülke Türkiye diye de bizi deli gibi kıskanıyor olabilir, belli olmaz.

Türkiye dışında bu beş aday ülkenin AB’ye çok da uzun olmayan bir vadede üye olmaları mümkün, yaklaşık yirmi sene içinde de bu araştırmalarda kişi başına gelir endeksinde Türkiye’yi geçebilirler ama ne gam.

Türkiye müzmin aday olarak yoluna devam eder, yeter ki nazi merkellerle aynı birlik içinde yer almasın.

  • Abone ol