2020 senesinin son günü yani 31 Aralık 2020 tarihli 7262 sayılı Resmi Gazetede TBMM’de 27 Aralık 2020 günü kabul edilen bir yasa yayımlandı.

Yasanın ismi “Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun.”

Bizde yasa daha çok derneklere kayyım atanmasına ilişkin bir girişim olarak tanınıyor, derneklerle meselenin ne alakası varsa.

Biraz gerilere gidip bu yasanın nasıl ve niye gündeme geldiğine bakalım. 

FATF isimli (Financial Action Task Force-Mali Eylem Görev Gücü) bağımsız bir hükümetlerarası kuruluş. (independent intergovernmental organisation)

Temel amacı karapara ve karaparanın aklanması ile, terörizmin finansmanı ve nükleer silahların yayılmasının finansmanı ile mücadele.

Geçerken küçük bir parantez: Karapara rengi kara olan, siyah para değildir, bir hukuki tanım, beraber yazılması gerekiyor kanısındayım; ilkokul da son otuz senedir beraber yazılıyor, eskiden ayrı yazılırdı.

Dönelim tekrar konumuza: İşin hoş tarafı da kendi sitelerinde (FATF) bu amaçlara yönelik kendilerini “watch dog” (bekçi köpeği) olarak tanımlamaları, karaparanın aklanmasını denetliyorlar.

FATF (Mali Eylem Görev Gücü) Ekim 2020’de yukarıda sayılan amaçlara yönelik olmak üzere yirmi adet tavsiye kararı çıkarıyor.

Bu 20 kararın içinde bir de 12 numaralı karar var, geleceğim.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu da FATF önerileri paralelinde kararlar alıyor nükleer silahların yayılmasının finansmanının önlenmesine ilişkin ve Birleşmiş Milletler üyesi ülkeler de bu karara uygun yasalar çıkarıyorlar.

Bizde de TBMM’den 27 Aralık günü geçerek kanunlaşan ve 31 Aralık’ta Resmi Gazetede yayımlanan kanun bu amaca yönelik.

Bu Kanunda FATF’nin Ekim 2020 tavsiye kararlarının tümüne yönelik önlemler var, sadece 12. tavsiye kararı görmezden gelinmiş.

FATF Ekim 2020 tavsiye kararlarının 12 numaralısı özetle şöyle: Bankalarda, diğer mali kurumlarda gerçekleşen ve şüpheli olma ihtimali olan parasal hareketler siyasi kişilerle, kamusal güç kullanabilen yargıç, yüksek bürokratlarla bir biçimde ilişkili ise bu hesaplar ve hesap sahipleri, sirkülasyona konu paraların sahipleri özel bir denetime tabi olacaklar. 

Bu siyasi kişiliklerin, yüksek bürokratların servetlerinin kökeni de araştırmaya konu olacak ve yasal faaliyetler ile servet birikimi arasındaki korelasyon incelemeye alınacak.

Konu sadece siyasilerle de sınırlı değil, karapara olma ihtimali yüksek meblağların sahibi işadamları da incelemeye alınacak.

Fazla detaya girmiyorum, işin üç aşağı beş yukarı boyutu bu.

Ancak, ilginç bir biçimde bu 12. madde bizde çıkan kanun kapsamına giremedi.

Nedendir acaba?

Kimseye elimde kaynak olmadan suçlama getiremem.

Ancak, ihale sisteminin bu kadar yozlaştığı bir ülkede FATF’nin 12. tavsiyesinin yasaya yansımamasını normal de bulmuyor değilim. 

İhale süreçlerinde beşli çetelerden bahsedildiği, bu beşli çetenin de neden bu kadar tercih edildiğinin belirsiz olduğu bir ülkede FATF 12. tavsiye maddesi ülke yöneticilerinin belki de başlarına büyük bela açabilir idi, NETEKİM yasaya yansımadı. 

Bu konuda nihai kararı mutlaka seçmen vermeli.   

  • Abone ol