RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin Bey aslında hiç de ilginç, hakkında yazı yazmaya değer bir kişi değil ama şaşırtıcı ölçüde de güncel bir prototip yani AKP-MHP cenahındaki düşük nitelikli ortalama görüşü çok iyi temsil ediyor, bu da önemli bir meziyet, sırf bu nedenden RTÜK sitesindeki bazı demeçlerini okumakta fayda mülahaza ediyorum.

Ebubekir Şahin’in beni yine ilgilendiren son demeci ise bu kez RTÜK sitesinde değil de Artı Gerçek internet gazetesinin 12 Nisan tarihli sayısında karşıma çıktı; demeç doğal olarak Artı Gerçek’e verilmemiş, Sabah gazetesine verilen uzun bir demeç, Artı Gerçek, Sabah’tan kaynak göstererek iktibas etmiş.

Bu demeçten anlıyoruz ki, mesela Ebubekir Şahin Beyefendi RTÜK Başkanlığı görevinin yanı sıra Halkbank yönetim kurulu üyeliği de yapıyormuş, yani en azından iki maaş alıyormuş; gözümüz yok, helal para ise Allah arttırsın.

Ebubekir Şahin’in Halkbank yönetim kurulu üyeliği görevini yürüttüğünü görünce ben de RTÜK Başkanı'nın eğitimini merak ettim, RTÜK sitesinden Beyefendi'nin lisans eğitimini halkla ilişkiler, yüksek lisans eğitimini de gazetecilik dalında yaptığını öğrendim.

Bu tür bir eğitim background’u, kalitesini bilemiyorum, Ebubekir Bey'in RTÜK Başkanlığı için gayet uygun.

Ancak, bir halkla ilişkiler mezununun Halkbank Yönetim Kurulu'nda bankaya ne gibi yararlar üretebileceğini, bankadan aldığı parayı nasıl meşrulaştırdığını pek anlayamadım doğrusu.

Senelerce özelleştirmeyi savunmuş AKP anlaşılıyor ki artık kamu bankalarını çirkin arpalık olarak görmekte ve böyle işletmektedir.

Karikatüral düzeye indirgeyebileceğiniz güreşçi, sahte lise diplomalı Halkbank Yönetim Kurulu üyesi (affedildi) ile Ebubekir Şahin’in aynı bankada, aynı yönetim kurulunda görev yapmış olmaları da çok güzel, çok anlamlı bir görüntü.

Gelelim Ebubekir Beyin, kendisi RTÜK başkanı, toplumsal konulara çok gırgır yaklaşımına.

Aslında gırgır mı, acıklı mı tam da kestiremiyorum.

Şöyle buyuruyor Ebubekir Bey: Eşcinsellik bizim ahlaki yapımıza aykırı. Sadece eşcinsellik de değil, şiddet içeren, milli ve manevi değerlerimizi hedef alan yapımlara göz yumamayız. Ülkemize, devlet başkanımıza, bayrağımıza, dinimize hakaret eden yapımların yayınlanmasına izin veremeyiz." diye konuştu.

Neresinden bakarsanız bakın kalite olarak dökülen bir açıklama.

Hayatta en merak ettiğim konulardan biri de şu “Bizim ahlakı yapımız” denen yapı.

Eşcinselliğin bu ahlaki yapıya aykırı olduğunu söyleyenler anlaşılan hiç tarih de bilmiyorlar.  

Eşcinsellik aykırı da mesela aile içi şiddet, kadın öldürme, ahlaki yapımıza, aile yapımıza çok mu uygun?

Kimse darılmasın, Türkiye’de daha ensest, çok yakın aile içi cinsel ilişkiler, konusunun kapağı açılmadı, bir açılsın, ortaya ne rezillikler çıkabilecek, göreceğiz.

Daha çok yeni, bir adam kendi öz kızları olan üç kızına, baldızına, yengesine tecavüz etmiş, hakim de serbest bırakmış; bu olayların yaşandığı ülke neresi acaba, bu nasıl bir yargı?

Yerli ve milli yargı mı?

Şu “Milli manevi değerlerimizi” de ahlaki yapımız kadar merak ediyorum.

Milli ve manevi değerlerimiz lafını en çok kullanan büyüklerimizden acaba kaçı çocuğunu askere göndermiştir acaba?

Malatya Yeşilyurt’tan 45 kişinin Avrupa’ya ilticası için gri pasaport düzenleyenler kimlerdir?

Vergi vermeyenler, hatta hiç vergi mükellefi bile olmayanlar kimlerdir?

Kayıtdışı çalışan ve çalıştıranlar, buna izin verenler kimlerdir?

Hazine arazilerinde oturanlar kimlerdir?

Tüm bunlar milli ve manevi değerler kapsamına girmekte midir?

Hadi ben de modaya uyayım, 128 milyar doların Merkez Bankası bilançosundan kara cahilce uçup gitmesine neden olanlar mı milli ve manevi değerlerimizin temsilcileri?

Bu konuda basılan pankartları toplamak, toplatmak mı, milli ve manevidir?

Kemal Kurkut’u arkadan vurmak ve sonra yargılamamak mı milli ve manevi değerdir?

Hukuk devleti ve demokrasi düşmanlığı mı milli ve manevi değerlerdir?

Ebubekir Bey’den başka bir inci:

“Muhalefet, televizyonda sınırsız biçimde muhalefet yapmak istiyor. Bunun bir sınırı var, aşamazsın. Mesela, haber sunucusu ama siyasi aktör gibi davranıyor. Yorum yaparak, taraflı biçimde sunuyor haberi ya da hakaret ediyorlar siyaset programlarında. Olmaz.”

Ebubekir Beyin bu açıklamasını (!) okuyunca aldığı gazetecilik eğitiminin de boşa gittiğini anladım.

Televizyonlar ve haber sunucuları haberi verirler ve sonra da istedikleri gibi yorum yaparlar, anlaşılan Ebubekir Bey bu temel nosyondan da habersiz.

Peki, Ebubekir Bey, mesela şöyle bir cümle kurabilir mi?

“İktidar, televizyonda sınırsız biçimde yandaşlık yapmak istiyor. Bunun bir sınırı var, aşamazsın.”

Mesela, Ebubekir Bey, damadın istifa ettiği akşam CNN’e ya da Hürriyet’e, böyle bir haberi neden 24 saat görmüyorsunuz diyebilir mi?

Bu durum haberi, önemli bir haberi taraflı biçimde sunmak da değil, hiç sunmayarak gazeteciliğe tecavüzdür mesela.

Bu tecavüz RTÜK görev alanına girer mi, bilemiyorum.

  • Abone ol