Demokratikleşme paketinin açılmasına günler kaldı. Başbakan ve hükümet yetkililerinin paketin içeriğiyle ilgili açıklamaları ümit veriyor. Muhalefet ise şimdiden gardını aldı. CHP ve MHP, paketle ilgili sistemli olarak olumsuz açıklamalar yapmayı sürdürürken, bir yandan da içeriğine vakıf olmadıkları pakete yönelik “taktik” hamleler geliştirmeye çalışıyorlar. Kürt hareketi ise elini çoktan belli etmesine rağmen, tıpkı Kandil ve İmralı gibi, Erdoğan’ın 30 Eylül’de açıklayacağı pakete kilitlenmiş durumda.

CHP’den başlayalım. Paket CHP’yi endişelendirmiş görünüyor. Sık sık, daha önce kendi hazırladıkları “17 maddelik demokrasi paketini” gündeme getirerek, hükümetten daha “demokrat” olduklarını kanıtlamaya çalışıyorlar. Son olarak CHP’nin “Anadilde öğrenim ve kullanım hakkının anayasaya girmesini” istemesi, Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmaları arasına “PKK’ya siyaset yolu açılsın” yollu sözler sıkıştırması, demokratikleşme paketinin önünü almaya yönelik hamleler olarak değerlendirilebilir. CHP bir yandan henüz açıklanmayan paketi itibarsızlaştırmaya çalışırken, diğer yandan da açıklanacak olan paketi şimdiden küçük ve önemsiz kılmaya, değersiz göstermeye hazırlanıyor. CHP’nin pakete en çok Aleviler üzerinden muhalefet etmesi beklenebilir. Malum, PKK’dan sonra Alevi meselesiyle ülke istikrarsızlaştırılmaya çalışılıyor.

Ancak paketteki bazı sürprizler CHP’yi ters köşeye yatırabilir. İnisiyatif hükümette olduğu için, CHP’nin pakete yönelik olası itirazlarını da yönlendirme şansına sahip olduğunu düşünüyorum. CHP’nin reflekslerini iyi bilen Başbakan Erdoğan’ın, küçük sürprizlerle Kılıçdaroğlu’nu laiklerin küçük mahallesine sıkıştırması beklenebilir.

Paket konusunda en sert suçlamalar getirecek olan parti MHP. Son günlerde geniş bir koalisyon tarafından MHP için özellikle üretilen argümanları işleyecekler. Hükümeti, demokratikleşme paketini İmralı’ya sorarak hazırlamakla suçlayacaklar. PKK istediği için demokratikleşme paketinin gündeme geldiği propagandasını yapacaklar. MHP lideri, çözüm sürecine tümüyle karşı çıktığı için eli rahat, gözü kapalı bir şekilde paketi eleştirecek, çözüm sürecinin ülkeyi böldüğünden, AK Parti’nin PKK ve BDP’ye teslim olduğundan bahsedecek. Ancak kamuoyunu etkileme şanslarının yüksek olduğunu sanmıyorum. İktidarın, paket üzerinde MHP’ye fırsat bırakmayacak şekilde çalıştığını tahmin ediyorum.

Demokratikleşme paketine karşı ilgisiz görünmeye çalışsalar da en çok BDP ve Kandil’in paketin açıklanmasını beklediğini düşünüyorum. Şu sıralar Kürt hareketinin sözcüleri çok sessiz. Kandil’de Öcalan’ın mektubu üzerine tartışma yürütüyorlar. Fakat sessizliklerinin esas nedeni Öcalan’ın mektubu değil, bu paket. Ne Kandil, ne BDP ne de İmralı bu paketi es geçerek, bu paketi yok sayarak geleceğe dönük bir tutum belirleyebilir. Ancak her şartta bu paketin AK Parti’ye yarayacağı fikrinden hareketle peşin peşin tavır almayı da ihmal etmiyorlar. Kandil ve BDP’li yöneticiler her ne kadar “AKP seçim yatırımı yapıyor”, “AKP’nin amacı tasfiye”, “AKP savaşmak istiyor” gibi demeçler verse de, İmralı ciddi ciddi paketin açıklanacağı günü bekliyor. Öcalan’ın paketin açıklanmasını MİT yetkilileriyle birlikte İmralı’da dinleme ihtimali de var. Kürt hareketi adına politikayı belirleyen isim Öcalan olduğundan, Kandil ve BDP gibi içi boş laflarla, manasız suçlamalarla yetinemez. Bütün sorumluluk onun üzerinde ve en doğru tutumu belirlemek zorunda.

Kısacası muhalefet grupları demokratikleşme paketi öncesi gergin bir bekleyiş içerisinde. Paket açıklandıktan sonra Türkiye’yi daha hareketli günler bekliyor. Bu paketle çözüm süreci ivme kazanacak, süreç tekrar rotasına girerek devam edecek, diye umuyorum.

  • Abone ol