Hrant Dink davası, tetikçi Ogün Samast'ın Cemaat polislerini suçlayan ifadeleri üzerine yeniden gündemin ön sıralarına yerleşti. Ancak Hrant davasıyla yakından ilgilenen grupların ilk tepkisi biraz tuhaf oldu; "Hrant'ın Arkadaşları" ile Agos, Samast'ın ifadelerini "Suikastı Cemaat'in üzerine yıkmak istiyorlar" şeklinde yorumladı. Oysa Cemaat polisleri ilk günden beri şüpheliler arasında. Daha doğrusu "şüpheliler" arasına girmeleri gereken iki isim, Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer, ihmal ve sorumlulukları ortada olmasına karşın düne kadar sorgulanamamıştı. Üstelik bu iki isim, geçen yedi yılda Hrant davasını maniple edecek makamları işgal ediyordu.

Vahim olan "Hrant'ın arkadaşları"nın, Agos'un veya benzer grupların, Cemaat'in Hrant suikastını yedi yıldır başkalarının üzerine yıkma çabasını bir türlü fark edememesi... 

Erhan Tuncel ve Yasin Hayal'i Emniyet'e haber elemanı olarak kazandıran Ramazan Akyürek değil miydi? Suikast ihbarınının gereğini yapmayan Ali Fuat Yılmazer değil mi? Peki nasıl oldu da bu iki Cemaatçi polis, davanın şüphelisi bile olmadı? 

Bu iki isimle ilgili olarak Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun raporununun ilgili bölümlerini Ali Bayramoğlu, dün köşesine taşıdı. O çarpıcı bölüm şöyle: “Trabzon İstihbarat şubesinin 17.02.2006 tarihli yazısı üzerine planlı operasyon ihtimaline yönelik degˆerlendirmelerin yapılarak, istihbarat şubeleri arasındaki koordinasyonun sağlanması ve sürecin takibinin yapılması ile Hrant Dink’e yönelik koruma önlemlerinin alınması konusunda elinde yeterli bilgi mevcut olmasına ragˆmen, (…) koruma tedbiri alınmaması nedenleriyle, görevlerini geregˆi gibi yerine getirmediği degˆerlendirilen C şubesi Müdürü Ali Fuat YILMAZER…” 

Raporun Ramazan Akyürek ile ilgili hükmü ise şöyle: “Trabzon İl Emniyet Müdürlügˆü yaptıgˆı dönemden İstihbarat Daire Başkanı olarak görev yaptıgˆı döneme kadar sürecin başından sonuna tüm aşamalarından haberdar olan ve gerekli degˆerlendirmeleri yapabilme yetkisine sahip oldugˆu görülmekle, görevini ihmal ettigˆi degˆerlendirilen İstihbarat Daire Başkanı Ramazan AKYÜREK…”

Cinayetin dördüncü gününde ortaya çıkan, davanın ikinci yılında Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunca da tespit edilen durum, Cemaatçi polislerin davanın baş şüphelileri arasında olduğu yönündeydi. Ancak Cemaat; Emniyet, Yargı, Medya ve siyasetteki gücünü de kullanarak yedi yıldır, Hrant suikastını başkalarının üzerine yıkmaya çalışıyor. Hrant suikastının arkasındaki karanlığın bir türlü aydınlanmamasının sebebi de budur. Cemaat, kendisine uzandığı gerekçesiyle davayı karartarak kördüğüme dönüşmesini sağladı. Emniyet ve Yargı'nın Cemaat'in denetiminde olduğu gerçeği de düşünüldüğünde, Hrant davasının aydınlatılamamasının asıl sebebi daha iyi anlaşılır.

Bugün bakıldığında Hrant Dink suikastının Türkiye'yi dizayn etmek için kullanıldığı rahatlıkla görülecektir. Hrant'ın öldürülmesinin ardından büyük bir algı operasyonu başlatılmıştır. Suikastın arkasında olan yapı, Türkiye'yi dizayn etmeye soyunan yapıdır. Bu özelliği nedeniyle Hrant davası siyasi bir davadır. Suikastın arkasındaki güçleri, bu gücün hedef ve amaçlarını öğrenmek ve deşifre edebilmek için siyasi iradenin de devreye girmesi, davanın aydınlatılması için ağırlığını koyması gerekmektedir.

  • Abone ol