Hani kuklaya değil, kuklacıya bakın derler ya, işte CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun hikayesi de bundan öteye geçemiyor; FETÖ, kaset darbesiyle CHP’nin başına geçirdiği bu kuklayı istediği gibi oynatmaya devam ediyor.

Sahneye konulan son oyun da öncekiler gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yıpratmayı hedef alıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yakınlarının, yurtdışındaki bazı şirket hesaplarına milyonlarca dolar kaçırdığı yalanıyla kamuoyunda gündem yaratan Kılıçdaroğlu, iş ispata gelince yine 40 dereden su getirerek, elinde salladığı sahte belgelerle paçayı kurtarmaya çalıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatları, kesin bir dille Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısında açıkladığı “belgelerin” sahte ve asılsız olduğunu ilan etti. Kılıçdaroğlu’nun iftirasına maruz kalan diğer isimlerin avukatları da söz konusu “belgelerin” gerçek olmadığını duyurdu. Kemal Kılıçdaroğlu, söz konusu belgeleri -bu yazının kaleme alındığı saatlerde- basına da verememişti.

Ortada uslanmaz, arlanmaz ahlaksız bir siyasetçi tipi var. Sahte belgelerle suçlamalarda bulunuyor, istediği gibi algı operasyonu gerçekleştiriyor ama işin ispatı kısmını iftira attığı isimlere bırakıyor. Bu yaklaşımın yabancısı değiliz maalesef; Kılıçdaroğlu’nun bu performansını, 17-25 Aralık’ta Meclis’te FETÖ’nün montajlı tapelerini okurken de görmüştük. ABD destekli bu FETÖ çetesi, 17-25 Aralık kumpası sırasında Erdoğan’ı yolsuzlukla, rüşvetle bağlantılı göstererek siyaseten bitirmek istemişti. Görülen o ki, bu yıpratma kampanyası güncellenerek, ABD’de kurulan Zarrab tezgahıyla yeniden tedavüle sokuldu. Kılıçdaroğlu, gündeme getirdiği bu iftiralarla Türkiye’yi, ABD’de kurulan ikinci 17-25 Aralık tezgahına hazırlamaya çalışıyor.

Erdoğan’ı hedef alan bu yeni kara propaganda furyası Türkiye’ye dönük yeni bir saldırı dalgasının başlayacağına da işaret ediyor. Bunun işaretlerini her geçen gün alıyoruz. Zarrab davası, bu saldırı dalgasının bir parçası.

Batı sistemi, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’a istediğini yaptıramayınca, onu hizaya getiremeyince dolaylı yollardan sonuç almaya çalışıyor; Erdoğan’dan beklentileri PKK/YPG’ye alan açması, “İkinci İsrail”e yol vermesi, Türkiye’nin bekasını tehdit eden PKK devletine “evet” demesiydi; Türkiye’nin bölünmesine yeşil ışık yakmayan Erdoğan’ı, içerideki taşeron terör örgütleri ve siyaset bezirganlarıyla tehdit etmeye başladılar.

Tabii, ABD destekli FETÖ ve CHP’nin hesapları oldukça kapsamlı. Bu hesaplar, AK Parti’deki Erdoğan karşıtlarına kadar uzanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yıpratarak AK Parti’deki Erdoğan karşıtlarını güçlendirmeye, memnuniyetsiz kesimi de Erdoğan aleyhinde etkilemeye çalışıyorlar.

Oysa Türkiye, kritik bir dönemden geçiyor. ABD destekli koalisyon güçleri, yanı başımızda PKK/PYD’den bir terör ordusu kurarak Türkiye’yi iç savaşa sürüklemeye, bölmeye, devletimizi yıkmaya hazırlanıyor.

Türkiye’nin enerjisini bu tehditlere vermesini engellemek için de FETÖ ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun başında olduğu CHP’yle ülkeyi meşgul edip oyalıyorlar. ABD’nin Türkiye’ye karşı PKK’ya gönderdiği 3 bin 500 TIR dolusu silah ve mühimmat muhalefetin bir cümleyle dahi olsa gündemine gelmedi. Gündemi Tayyip Erdoğan etrafında çevirerek etrafımızdaki tehlikeleri gizlemeye çalışıyorlar. Türkiye’nin asıl gündemi Suriye ve Irak’ta kurulmaya çalışılan terör devleti, PKK’nın Güneydoğu’daki varlığı, FETÖ’nün ülkemizi çökertmek için dünyanın dört bir yanında hazırladığı komplolar olmak zorundadır. CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun amacı Türkiye’nin asıl problemlerini perdelemek ve ülkemizin karşı karşıya kaldığı ABD kaynaklı tehditleri gözlerden kaçırmaktır. Boşuna “kuklaya değil, kuklayı oynatana bakın” dememişler; Kılıçdaroğlu, FETÖ’nün oynattığı bir kukladır ve arkasında da küresel bir çete vardır.

  • Abone ol