Türkiye bir yandan “ekonomik savaş” ile uğraşırken, diğer yandan da Suriye’de barışı sağlamak için mücadele ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Rus lider Putin ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile Tahran’da buluştu. Üçlü zirvenin gündeminde ise aslında sadece İdlib meselesi vardı.

Tahran’a uçarken Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın, zirvenin çok kritik olduğunun altını çizdi. Bütün sorumluluğun Türkiye’nin omuzlarında olduğunu belirten Kalın, bu ziyarette büyük bir insani dramın önüne geçilmeye çalışılacağını ve Erdoğan’ın muhataplarını iknaya uğraşacağını söyledi.

Türkiye’nin İdlib’de hedefi mevcut statüyü korumaktan yana. İdlib, Suriye iç savaşından geçen milyonlarca insan için hâlâ güvenli bir sığınak. Bunu da biraz Türkiye’ye borçlular. Türk ordusunun bölgedeki varlığı olmasa Batı, İdlib’i çoktan kanlı bir cehenneme çevirmişti. Türkiye’nin amacı, İdlib’de yakaladığı barış ortamını Suriye’nin geneline yaymak. Ankara’nın, Moskova ve Tahran ile yan yana gelmesinin, Astana sürecinin başlamasının altında yatan sebep de zaten bu.

İdlib’deki terörist grupların varlığı, bu grupların zaman zaman Hmeymim Hava Üssü’nde Rus hedeflerine dönük saldırılar düzenlemesi İdlib’in öne çıkmasını sağladı. Her ne kadar bu saldırılar küçük çaplı olsa da Rusya, terörist grupların saldırılarını büyüterek İdlib’i Esed rejiminin denetimine sokmaya çalışmakta.

Şüphesiz İdlib’i kontrol edecek kadar büyük bir operasyona kalkışmanın maliyeti büyük olur. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tahran’da görüştüğü muhataplarına bu uyarıyı yaparak “Suriye’de yeni bir şiddet dalgası büyük bir insani kriz yaşanmasına neden olur ve bu zirvede buna izin verilmeyeceğine yönelik bir ateşkes kararının çıkması gerekir” dedi. İdlib’in Türkiye’nin milli güvenliği için hayati önemde olduğunun da altını çizdi.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani, bir yandan Türkiye’nin tezine yakın “Terörle mücadele edilmeli, sivillere zarar verilmemeli” görüşünü dile getirirken, Ankara’dan da “Suriye’deki yasal yönetimle işbirliği yapması”nı istedi. Ruhani’nin “ABD’yi Fırat’ın doğusundan çıkarmak gerektiğine” ilişkin sözleri de Ankara’yı memnun edecek nitelikteydi.

Rusya ve İran’ın perde gerisinde dile getirdikleri diğer bir konu da Ankara’nın Esed yönetimiyle temas kurması ve görüşme başlatması yönünde. Bu beklentilerinin yerine gelmesi şimdilik zor görünüyor. Türkiye, Suriye konusuna hiçbir zaman küçük hesaplarla yaklaşmadı. Ankara, dünyada insani diplomasiyi esas alan, öncelikli kriter haline getiren neredeyse tek başkent. İdlib’e yönelik kapsamlı bir operasyon bütün Suriye’yi yeniden şiddet dalgasının içine sürükleyebilir. Ankara, muhataplarına gerekli uyarıları yaptı.

Zirvenin sonucu ve perde arkası ayrıntıları yarınki yazımızın konusu olacak.

  • Abone ol