Michael Richard Pence Amerika Birleşik Devletleri’nin 48’inci Başkan Yardımcısı. 7 Haziran 1959’da Indiana’da doğmuş, büyük ölçüde bu eyalette yaşamış, oranın valiliğini ve Washington’da temsilciliğini yapmış bir siyasetçi.

Amerika standartlarına göre mütevazı bir hayat yaşadığı, bir ara radyo programcılığı yaptığı ve tabii ki siyaseti ilgilendiren belli başlı alanlarda tutucu özellikleriyle ön plana çıktığı biliniyor.

Pence’in Cumhuriyetçi Parti’nin fanatik sayılabilecek Çay Partisi kanadına mensup olduğu söyleniyor. Araplar ve Müslümanlar hakkındaki önyargılara Trump kadar olmasa da güçlü.

1990 yılında o zamanki siyasi hedefine ulaşmak için rakibini Araplara taviz vermekle “itham” eden bir televizyon reklamıyla köşeye sıkıştırmaya çalışmış. Daha sonra günah çıkartmış ama yaptıkları kişiliğinin göstergesi olarak kayda geçmiş.

***

2016’da da, yani Başkan Yardımcısı seçilmeden önce valisi olduğu Indiana’ya Suriye mültecilerin yerleşmesini engellemek için çok çaba harcamış. Fakat bu çabası bir federal hakim tarafından anayasal olmadığı gerekçesiyle engellenmiş.

Özgürler konusunda fazla hassas olmamasıyla tanıyor. Geçmişte Guantanamo’daki hukuk dışı uygulamaları desteklediği ya da onlara kılıf uydurmaya çalıştığıyla hatırlanıyor.

Pence tabii ki İsrail’e çok yakın, İran’a da mesafeli. Rusya konusunda ise pek tutarlı değil. Başkan Yardımcısı olarak kaldığı sürece gücü ve yetkisi kısıtlı olduğu için onu bu kadarıyla tanımamız -eğer uzman ya da meraklı değilsek- yeterli. Ancak yakında Başkan da olabilir. Onu daha da fazla tanımamız gerekebilir.

Çünkü Trump yoğun bir eleştiri bombardımanı altında. Hakkında davalar açılıyor. Popülaritesi uzun süredir hiç bir başkana bu kadar kısa sürede nasip olmadığı kadar düşük düzeyde. Dış politika hamleleriyle arayı kapatmaya çalışsa da eski FBI Başkanı James Comey’i kovması başını ciddi şekilde derde soktu.

Şimdilik kimse “impeachment” olarak tanımlanan Trump’ın görevden alınmasına yol açacak hukuki-siyasi sürecin başlayabileceğine ihtimal vermiyor. Senato ve Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçi çoğunluğun kendi başkanlarını kolay kolay feda etmeyeceği düşünülüyor.

Fakat halka sorulduğunda yüzde 55’lik bir çoğunluk gücünü kötüye kullandığını, yüzde 43 ise görevden alınmasına yol açabilecek “impeachment” sürecinin başlaması gerektiğini söylüyor.

Bahis şirketleri Trump’ın başkanlık geleceği üstüne iddiaya girilmesini teşvik ediyor. Demokrat Parti’nin Kaliforniyalı Temsilciler Meclisi üyesi Brad Sherman da bu sürecin tetiklenmesi için gerekli olan belgeyi hazırlamaya başladığını duyuruyor.

Sivil toplum örgütleri de 
Trump’ın görevden alınması amacıyla Temmuz başında bir dizi gösteri ve etkinlik düzenlemeyi planlıyor. Eğer başarılı olurlarsa Trump gidecek yerine Pence geçecek.

***

Belki ABD daha tutarlı, istikrarlı ve biraz daha adil bir dış politika 
izleyecek, ama belli ki siyasetin ana hatları çok da fazla değişmeyecek. Pence, büyük bir olasılıkla ülkesinin iç dengeleri ve beklentileri açısından daha az riskli, daha konvansiyonel bir yöntem benimseyecek.

NATO’ya ve geleneksel anlamıyla müttefikliğe daha fazla önem verecek. Körfez bölgesini karıştırmanın ülkesinin stratejik çıkarlarına hizmet etmediğini, dengeleri bozduğunu, İran’ın etkisini arttırdığını görecek.

Umarım ki Türkiye’nin “müttefiki” Amerika’dan haklı beklentilerini de doğru okuyacak ve terör örgütleri konusundaki uyarılarına daha fazla hassasiyet gösterecek.

Ancak Pence’in Başkan olması şimdilik her açıdan ve her anlamda zayıf bir olasılık. Yine de Türkiye’nin kendini bu zayıf olasılığın gerçekleşme ihtimaline karşı hazırlamasında yarar var. Ama asıl Trump’ın dünya siyaset sahnesinde yapabileceği beklenmedik yeni hamlelerine karşı hazırlıklı olmalıyız….

  • Abone ol