Aralarına Türkiye’nin de katıldığı az sayıda ülkede yarı otonom silah sistemleri epeydir var. Bunlardan en bilineni de dronlar, yani pilotsuz uçaklar, İHA’lar. Kendi başlarına kalkabiliyor, hedef tespit edebiliyor ve yerdeki “pilotuna” elde ettiği bilgileri aktarabiliyor. Bilindiği gibi bunlardan bazıları silahlı, bazılarıysa silahsız. Silahlı olanlar uzaktaki, bazen dünyanın öbür ucundaki pilotundan aldığı emir doğrultusunda hedefini vurma kabiliyetine sahip.

Dronlar özellikle terörizmle mücadelede son derece etkin araçlar. Uzun süre havada kalabiliyorlar, maliyetleri düşük, riskleri az. Ancak hata yapmaları olasılığı pilotlu uçaklara göre daha yüksek. En azından yapılan araştırmalar böyle olduğuna işaret ediyor. Özellikle de ABD dronlarının Afganistan, Pakistan ve Yemen gibi yerlerde sivil halka verdiği zararın yüksek olduğu vurgulanıyor.

Dronu kullanan pilotun her zaman en doğru kararı veremediği, eğitimleri gereği ve doğrudan temas hissetmedikleri için verilebilecek sivil zayiatı iyi düşünmediği söyleniyor. Ancak yine de dronu bir pilot, daha doğrusu yasalar önünde hesap vermek zorunda kalabilecek bir insan yönetiyor. Hata yapabilecek ama hata yapmamak için düşünebilecek bir insan. Belki bir bilgisayara kadar hızlı ve akıllı değil ama nihayetinde insan.

***

Şimdi artık o insanın görevi de makinalara devrediliyor. Eğer uluslararası düzeyde gerekli tedbirler alınmazsa çok yakında savaş sahasında, hatta polis operasyonlarında kimin ölüp kimin sağ kalacağına “sorumsuz” makinalar karar verecek. Program yazıcıları hangi şartlar altında makinanın nasıl karar vermesi gerektiğini kararlaştıracak, programın yüklendiği “robot” da kendi deneyimlerinde de öğrenerek otonom bir şekilde hareket edecek.

Evet, bundan sonra kimsenin nöbet tutmasına gerek kalmayacak. İrice bir sinek büyüklüğünde İHA’lar gözetleme görevi yapacak, onlardan herhalde biraz daha büyük İHA’lar ise otonom kararlar vererek güvenliğimizi tehdit eden unsurlara karşı savaşını verecek. Hata yapmadıkları, bu tür dronların sahipleri güçlerini suiistimal etmedikleri sürecek mesele yok gibi gelebilir. Fakat ne yazık ki öyle değil.

Bu tür otonom cihazlar, ki çok yakında kullanıma girecekler, insan unsurunu dışladıkları için insancıl hukuku temel ilkelerini daha fazla çiğnemek eğiliminde olabilirler. Karar verme süreçlerinde Cenevre Sözleşmelerinin orantısallık, sivil halkı koruma yükümlülüğü gibi sorumluluklar rol oynamayabilir. Bu dronların ilk aşamada terörizme, özellikle de IŞİD ve El Kaide gibi örgütlere karşı kullanılacağı için insani sorumlulukları programlama parametreleri dışında bırakılabilir.

Ayrıca bir otonom dronun başlatacağı sınır aşan bir saldırının nerede duracağını kestirmek, egemenlik hakları ihlal edilen bir devletin böylesi bir saldırıya nasıl karşılık verilebileceğin tahmin etmek zordur. Devletler kendilerini bir robotun aldığı otonom karar yüzünden savaşıyor da bulabilirler. Tüm bu nedenler yüzünden tıpkı normal savaş gibi otonom silah sistemleriyle yapılacak savaşların da düzenlenmesi gerekmektedir.

***

Burada anlatılanlar, bilim-kurgu romanlarından ya da filmlerinden yapılan bir çıkarsama gibi görünebilir. Ancak pek çok ülke ölümcül otonom sistemler üstüne çalışmalar başlatmışlar, yatırımlar yapmışlardır. İngiltere Savunma Bakanlığı otonom sistemler için 800 milyon poundluk, yaklaşık 1 milyar dolarlık, bütçe ayırmıştır. ABD’de de İleri Savunma Araştırmaları Projeleri Ajansı (DARPA) robot şirketi Boston Dynamics ile çalışmaktadır.

Bu konuları “iyi bilenler” makinaların da insana benzer bir “zeka” yapısına sahip olacağını, tıpkı bizim gibi düşüneceğini iddia etmektedir. Ama iddiaları doğru olsa bile ortaya çıkartacakları ürün insan değil makine olacaktır. Bu makinelerin yapacakları savaşların da bir şekilde düzenlenmesi, kurala bağlanması gerekmektedir. Zaten şimdiden lobi faaliyetleri başlamıştır. Bazı sivil toplum örgütleri ve gruplar ise otonom silahların tümden yasaklanmasını talep etmektedir.

Bu tür sistemlere ihtiyacı tartışmasız olan Türkiye’ninse düzenleme faaliyetlerinin dışında kalmaması ulusal güvenliği açısından da, ileride doğabilecek hukuki sorumlulukları açısından da önemlidir. Unutmayalım ki otonom sistemler de nükleer silahlanma gibi tekel haline dönüştürülebilir. Veya oyunun kuralları sadece BM Güvenlik Konseyi’ndeki beş daimi üyenin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yazılabilir…

  • Abone ol