Türkiye Amerika’yı Rakka operasyonu öncesi ve sırasında çok uyardı. Birlikte yapalım, özel kuvvetlerimiz ortak bir operasyon gerçekleştirsin dedi. Ama ne yazık ki Amerika’ya dinletemedi. Onlar PYD’yi gözlerine kestirdiler, kara gücü olarak PKK’nın kardeşini kullanmayı tercih ettiler. Terör örgütü olarak kabul ettikleri bir yapıyla işbirliği yaptılar.

Eleştirilere de önce PKK ile PYD aynı şey değildir diyerek karşılık verdiler. Sonra PYD kontrolünde az sayıda farklı etnik kökenden gelenlerin katıldığı bir tabela örgüt kurdurdular. Ama ne kendilerini, ne bizi, ne de dünyayı ikna edebildiler. Önce örgüt şemaları ortaya çıktı, ardından da çatışmada ölenlerin kimlikleri üstünden yapılan akademik nitelikli çalışmalar PYD ile PKK’nin aynı olduğunu gösterdi.

***

Şimdi de Rakka’da bir meydanda açtıkları Öcalan posteri var. ABD yönetimi böylesi bir posterin açılmasını desteklemediklerini belirten, PKK’yı terörist örgüt olarak gördüklerini vurgulayan açıklamalar yaptı. Türkiye’nin terörizme karşı mücadelesini desteklediğini söyledi. Ama PKK ile PYD’nin aslında aynı örgüt olduğunu henüz kabul etmedi.

ABD hala Türkiye’yi oyalamaya, IŞİD’e karşı mücadelesini sürdürürken fiilen PKK’ya dayanmaya devam ediyor. Fakat iki gün önce Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın dediği gibi mızrak artık çuvala hiç ama hiç sığmıyor. ABD’nin bize değilse bile kendi kendine bir terör örgütüne karşı diğerine nasıl, hem de böylesine açıkça, dayanabildiğini anlatabilmesi gerekiyor.

Çünkü terör belasına karşı dünya hep birlikte mücadele edecekse, şiddeti siyasetin dili olmaktan çıkartacaksa, en azından yasal olarak terör örgütü kabul edilen örgütlere karşı devletlerin kendi yasalarının öngördüğü şekilde davranmaları gerekmez mi? Terörden çok çektiğini düşünen ABD bile kendi yasalarını ihlal ederse, ihlallerine kılıf uydurmaya çalışırsa, diğer ülkeler ne yapmaz?

***

Kaldı ki yapmaya çalıştıkları şey bölgenin sosyolojisine de aykırı. Ağırlıklı olarak dindar Arapların yaşadığı bir yerde düzenin PYD tarafından kurulması ve sağlanması bekleniyor. Yeni çatışmaların fitili şimdiden ateşleniyor. PYD, Cuma günkü New York Times’a da yansıdığı gibi Rakka’nın kontrolünü rejim de dahil kimseye bırakmak istemiyor. Bu da yeni bir hesaplaşmanın, PYD ile rejim güçleri, yani İran, Rusya ve belki Türkiye’nin de bir şekilde müdahil olacağı bir çatışmanın çok uzak ihtimal olmadığına işaret ediyor.

IŞİD tamamen yenilgiye uğratıldıktan sonra ABD’nin hala bu tavrını sürdürüp sürdürmeyeceği belli değil. Irak’taki politikası bıçak kemiğe dayandığında seçimi yerleşik düzenden yana yapabildiğini gösteriyor. Ancak Suriye’de edindiği zemini yitirmemek için belki PYD ile olan ilişkisini sürdürmeyi tercih edebilir. Ama bu tercihinin siyasi sonuçlarına katlanabilir mi o ayrı bir tartışma konusu. Umarız ABD yakında tüm bunları kendi içinde tartışacak, Suriye politikasını rasyonel bir şekilde değerlendirebilecek, Türkiye ile olan ilişkilerini yeniden düzenleyecek bir stratejik öngörüye kavuşur…

  • Abone ol