2017 Nobel Barış Ödülü pazar günü Oslo Belediye Sarayı’nda yapılan törenle nükleer silahların yok edilmesi için çalışan ICAN (International Campain to Abolish Nuclear Weapons) adlı örgüte verildi. Ödülü, ICAN yöneticisi Beatrice Fihn, Hiroşima’daki büyük yıkımdan hayatta kalanlardan 85 yaşındaki Setsuko Thurlow ile birlikte Nobel Barış Komitesi Başkanı Berit Reiss-Andersen’in elinden aldı.

***

ICAN, dünyanın farklı yerlerinden 468 sivil toplum gönüllüsü tarafından kurulmuş bir örgüt. Hedefi nükleer silahların olmadığı bir dünya. Bunu gerçekleştirmek için kampanyalar düzenliyor, toplantılar tertipliyor, yayınlar yapıyor.

Hepsinden önemlisi de yaptıkları işe yarıyor. Bu yıl 7 Temmuz itibarıyla ICAN sayesinde 50 ülke BM Genel Kurulu’nda imzaya açılan 10 sayfalık kapsamlı bir nükleer silahsızlanma antlaşmasını (Treaty on the Prohibition of Nuclear Weapons) imzaladı.

Ancak ICAN, 318 aday (103’ü kurum) arasından seçilip, Barış Ödülü’nü almasını büyük olasılıkla bu başarısından ziyade Kuzey Kore’nin geliştirdiği nükleer silahlara borçlu. Bana öyle geliyor ki 1901’den bu yana Nobel Barış Ödülü’nü veren Norveç Nobel Komitesi Kuzey Kore’nin meydan okumasını ve bu meydan okumaya verilebilecek cevabı ciddiye almış.

Diğer adaylar resmen açıklanmadığı için karşılaştırma yaparak seçimin isabetli olup olmadığını söylemek zor. Ama ödülün herkesin daha iyi ve daha güvenli bir dünyada yaşamasını talep eden bir sivil toplum örgütüne verilmiş olması önemli. Umarız Norveç Nobel Komitesi önceki hatalarını tekrarlamaz, ödüllerini hep barışa ve insanlığa hizmet eden kişi ya da kurumlara verir.

***

Çoğumuz farkında olmasak da nükleer silahlar bildiğimiz anlamda bir silah değil. Sivil-asker ayrımı yapmıyorlar, yapamıyorlar. Yüzyıllar süren mücadelelerin sonucunda ortaya çıkan insancıl hukuk kurallarını anlamsız kılıyorlar. Hatta dost düşman ayrımının bile fiilen ortadan kalmasına yol açıyorlar.

Bugün ortalama bir nükleer bombanın Hiroşima’ya atılandan 2 bin kez daha fazla yıkım gücüne sahip olduğu düşünülürse, bir tanesinin kullanılmasının dahi ne sonuçlar doğurabileceğini tahmin etmek herhalde zor olmaz.

Ayrıca nükleer patlama sadece ilk andaki yıkıcı ve yakıcı etkisiyle değil, radyoaktif sonuçlarıyla da kullanıldığı yer ve bölgelerde insanların yıllarca acı çekmesine, kanser gibi hastalıkların oluşmasına yol açıyor. Bu yüzden de bu silahlara kitle imha silahları deniyor. Çünkü kitleleri imha ediyor.

Kaldı ki nükleer silahların teker teker kullanılması da pek mümkün değil. Nükleer silah kapasitesi olan iki ülke bu silahları kullanmayı planladığında aslında binlercesinin düğmesine aynı anda basmayı öngörüyor. Dolayısıyla hedefte olmayanların da doğacak sonuçtan etkilenmesi, daha doğrusu dünyanın yaşanabilir bir yer olmaktan çıkması kaçınılmaz hale geliyor.

***

İnsanlığın geleceği için nükleer silahların tarihe gömülmesi şart. Bu amaca ulaşmak için imzalanmış pek çok antlaşma da var. 1968 tarihli NPT (Nükleer Silahların yayılmasını Önleme Antlaşması) İran ve Kuzey Kore vesilesiyle en çok duyduğumuz ve bildiğimiz antlaşmalar arasında. NPT, nükleer silah sahibi olanlara da, olmayanlara da sorumluklar yüklüyor.

NPT dışında da nükleer silahların kalitesinin arttırılmasının önlenmesi (1959 Atlantik Antlaşması, 1967 Dış Uzay Antlaşması, 1996 Denemelerin Kapsamlı Yasaklanması Antlaşması gibi), sayılarının kısıtlanması (1972 Salt 1, 1991 START 1, 2010 Prag Antlaşması gibi), nükleer caydırıcılığın sürdürülmesi (1972 ABM gibi) için yapılmış antlaşmalar, varılmış mutabakatlar var.

Fakat bunların hiç biri şimdiye değin insanlığı nükleer silah tehdidinden kurtarmaya yetmedi. Belki bir ölçüde korunmasına, var olan silahların kullanılmamasının sağlanmasına yardımcı oldu. Asıl çözüm dünyanın nükleer silahlardan arınmasında, 7 Temmuz’da imzaya açılan antlaşmaya tüm devletlerin katılmasında.

***

Bunu insanlık başarabilir mi, nükleer gücü “tekelini” elinde bulunduranlar razı olur mu doğrusu şüpheliyim. Yine de gerçekleşmesi için çalışanlara saygı duyuyorum. Birilerinin yeni şeyler söylemesinde, özellikle de ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa gibi ülkelere sorumluluklarının hatırlatılmasında yarar var. Onlar hatırlamak istemeseler bile…

  • Abone ol