ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, üç ülkeyi kapsayan bir Ortadoğu turuna çıktı. Pence’in önce Mısır’a, ardından Ürdün’e, oradan da nihai hedefi olan İsrail’e geçmesi bekleniyor. Eğer Trump’ın ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararına Türkiye öncülüğünde gerçekleşen karşı çıkış olmasaydı, bu ziyaret çoktan gerçekleşecek, ABD Başkan yardımcısı Ağlama Duvarı önünde haftalar öncesinde poz verebilecekti.

Pence’in ziyaretinin kendi siyasi ve hissi beklentilerini karşılamak dışında bölgenin hangi sorununa çözüm üretmek amacı taşıdığı bilinmiyor. Ziyareti sırasında siyaset de konuşulacak ama konuyu ve kendisini yakından takip edenler bunun bir ziyaretten çok gezi olabileceğini düşünüyorlar. Dış politikadan çok iç politikaya yönelik mesajlar içerebileceğini söylüyorlar.

***

Diğer yandan bu ‘gezinin’ çözdüğünden çok sorun çıkarabileceğini düşünenler de az değil. Foreign Policy dergisinin bloğuna yazan Ilan Goldenberg, Pence’in ateşe körükle gideceği kanaatini taşıyor. Ona göre böylesi bir ziyaret İsrail’de çözüm istemeyenleri güçlendirecek, yıllardır Amerika’dan gelebilecek tepkiler yüzünden sanki çözüm istiyormuş gibi davrananlara yeni imkanlar tanıyacak.

Goldenberg, Pence’in Ağlama Duvarı ziyaretinin biçimini ve İsrail Parlamentosu Knesset’te yapacağı konuşmayı önemsiyor. Şimdilik gelen haberler Ağlama Duvarı ziyaretinin eskiden olduğu gibi özel bir ziyaret olacağı yönünde. Fakat Knesset’te söyleyecekleri sadece Filistin’de değil bu sorunu önemseyen pek çok ülkede tepki doğurma potansiyeli taşıyor. Bu tepkiler de Goldenberg’e göre Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’yi, asıl önemlisi Ürdün Kralı Abdullah’ı zor durumda bırakabilir.

Goldersberg’in haklı olup olmadığını çok yakında göreceğiz. Umarız ABD Başkan yardımcısı sadece kendi seçmen kitlesinin ve destekçilerinin hassasiyetlerini değil bölgenin hassasiyetlerini de dikkate alan bir konuşma yapar. Duygularına teslim olmaz. Ortadoğu’nun kırılgan dengelerini sarsacak inisiyatifler geliştirmeye kalkmaz. Yine de bizim Pence ziyaretinin yaratabileceği türbülansa hazırlıklı olmamızda yarar var.

Ayrıca Sisi’ye ne vereceği veya önereceği de önemli. Mısır’daki Hristiyanların bile görüşmek istemediği ABD Başkan yardımcıyla Sisi’nin tam da Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin arifesinde görüşmesinde elde etmek isteyeceği bir şeyler olmalı. Üstelik de Sisi’nin hamiliğine soyunduğu Filistinliler Pence’le görüşmeyi reddederken ve ziyaretin sorunlar çıkartacağı daha baştan bilinirken.

Al Ahram Weekly Kahire’nin para talep edeceğini yazıyor. Bilindiği gibi Mısır, 1979’da İsrail ile Washington’da imzaladığı Camp David uzlaşmasına dayalı antlaşmadan bu yana Amerika’dan yüklü sayılabilecek miktarlarda askeri yardım alıyor. Ancak bu yardım son zamanlarda kesintiye uğradı ve daha da fazla kesintiye uğraması bekleniyor.

Görünen o ki, Sisi’nin gündeminin ilk sırasında kesintinin kalkması olacak. Buna karşılık ABD Başkan Yardımcısı kendisinden muhtemelen Filistin konusunda yardımcı olmasını, Mahmud Abbas’a istedikleri çözümü dayatmaları için destek vermesini, Kuzey Kore ile işbirliğini azaltmasını, Rusya’ya yakınlaşmaktan vazgeçmesini, insan haklarına biraz hassasiyet göstermesini, Kıptilerin beklentilerinin karşılanmasını isteyecek.   

Bunlar doğal olarak basına yansıyanlar ya yansıtılanlar. İçeride ne konuşulacak, nasıl bir pazarlık yapılacak bilmiyoruz. Ama Sisi’nin yeni Suudi liderliğiyle olan ilişkisinin niteliği düşünüldüğünde Filistin konusunda daha esnek olabileceğini söylemek sanırım kehanet olmaz. Kaldı ki, Al Ahram’ın kaynaklarına dayanarak aktardığı savunma stratejisi de Mısır’ın Amerika’nın Kudüs planına, Filistin sorununun çözüm biçimine doğrudan karşı çıkmayacağı, “Ürdün Kralı Abdullah istemez” diyerek geçiştireceği yönünde.

***

Hakkında yazılanlara bakılırsa Pence de en az Trump kadar sorun yaratabilme potansiyeline sahip bir kişilik. Zaten büyükelçiliği Kudüs’e taşıma kararının arkasında da onun olduğu iddia ediliyor. Abartılı dindarlığı, Tanrı’nın kendisine özel mesajlar gönderdiğine (belli ki) samimiyetle inanması rasyonel kararlar vermesine engel olabiliyor. Mesela 2002 yılında Congressional Quarterly’e verdiği bir mülakatta İsrail’e olan desteğinin İncil’den kaynaklandığını söylemiş, detaylarını açıklamış. 

Bölgemizin geleceği ve siyaseti üstünde etkisi hissedebilecek Pence’i daha iyi tanımak isteyenler için The Atlantic dergisinin son sayısı yararlı bir kaynak olabilir. Özellikle dünya siyasetini yakından takip edenlere Mike Pence’i daha iyi anlayabilmeleri, siyasetini anlamlandırabilmeleri açısından McKay Coppins’in bu dergide yazdığı “Mike Pence için Tanrı’nın Planı” makalesini önerebilirim...

  • Abone ol