ABD Başkanı Donald Trump geçtiğimiz hafta başladığı Avrupa turunu bugün Helsinki’de Rusya Federasyonu (RF) Başkanı Vladimir Putin ile buluşarak bitiriyor. Dört saat olarak planlanan görüşmede Suriye’den Kırım’a pek çok konunun konuşulması, bazılarında mutabakata varılması, dolayısıyla da iki ülke arasındaki tansiyonun düşürülmesi bekleniyor. Ancak özünde önemli ve değerli olan bu buluşma pek çok “Batılı” gözlemci tarafından kuşkuyla karşılanıyor.

Kimisi Trump’ın Kırım’ın ilhakını tanıyabileceğinden, kimisi tam da kendisinin söylediği gibi  Rusya ile anlaşarak ABD’yi Suriye’den çıkartabileceğinden endişe ediyor. Kırım’ın ilhakını açıkça tanımasının kolay olmadığını fakat zımni kabulün gerçekleşebileceğini söyleyenler, yazanlar da var. Suriye konusunda ise Trump’ın İran’ın bu ülkedeki ağırlığının dengelenmesi karşılığında ABD’nin askerlerini çekmeyi teklif edebileceği vurgulanıyor. 

Bana öyle geliyor ki anlaşabilirlerse büyük bir paket üstünde anlaşacaklar, bir kez daha etki alanlarının sınırlarını belirleyecekler. Trump tüm diğer özelliklerinin, ırkçılığının, ayrımcılığının yanı sıra pazarlığa açık bir lider, pragmatik ve ülkesinin uzun erimli çıkarlarına farkı biçimde bakabiliyor. Ve belli ki ABD’nin Suriye’de başarılı olamayacağını görüyor. Bir yanda Rusya’nın etkisi ve ağırlığı var, öte yanda Türkiye’nin baskısı.

***

Muhtemelen PKK/PYD’ye dayanarak Suriye’de uzun süre kalmanın mümkün olmadığını, görece güçlüyken pazarlık edip çıkmanın daha akıllıca olduğunu düşünüyor. Bugünkü buluşma bizim açımızdan da, dünyanın geri kalanı açısından da önemli. ABD Suriye’den askerlerini çekerse PKK’nın ihtiraslarına bir darbe daha vurulmuş olacak. Ama diğer yandan PKK’nın Rusya’ya dayanması riski ortaya çıkacak.

ABD, Suriye’den çekilirse, Rusya Türkiye ile daha önce varılmış mutabakatlara uymak isteyecek mi diye bir soru da kaçınılmaz olarak gündeme gelecek. Ayrıca Trump ne karşılığında askerlerini çekecek? İran’ın Suriye’deki etkisinin Rusya tarafından dengelenmesi sözü ya da İran güçlerinin İsrail’e yakın bölgelere yerleştirilmemesi garantisi yetecek mi? Yoksa İran konusunda daha genel bir talepte mi bulunacak?

Bu buluşmayı ben Türkiye’nin her kanaldan ve çok yakından takip edeceğine inanıyorum. Çünkü bölgemizdeki dengeleri değiştirme, bize ABD’nin de, RF’nin de farklı şekilde bakabilme potansiyelini içinde barındırıyor. Bu zirve Yalta, Potsdam ve Reykjavik zirveleri gibi dünya siyasetinin geleceğini etkileyebilecek mahiyette bile olabilir. Hiçbir sonuç da çıkmayabilir. Ya da Putin Batı ittifakı içindeki dalgalanmalardan yararlanmayı seçebilir. 

***

Dışarıdan bakanların, olana bitene anlam yüklemeye çalışanların, yani bizlerin de zirvenin sonuçlarını magazinleşmiş yönlerinden ayırarak takip etmemizde yarar var. Trump eminim bugün de içeriği geri plana itecek, bizi buluşmasının özünden uzaklaştıracak hamleler yapacaktır. Helsinki buluşmasında da Trump’ın gaflarına, daha önce Başbakan May ve Kraliçe Elizabeth ile görüşmesinde olduğu gibi alışılmışın dışındaki tavırlarına odaklanılacaktır.

Unutmayalım ki benzeri Brüksel temasları için de geçerliydi. Trump’ın sosyal medya paylaşımlarını anlamaya çalıştık. Onlar da önemliydi ama asıl önemlisi ticaret savaşlarının başlamış, Atlantik’in iki yakasını bir araya getiren NATO’nun güven bunalımına girmiş olmasıydı. Kudüs’ün statüsü, İran’a karşı uygulamaya konacak hukuk dışı yaptırımlar konuşulmalıydı ve muhtemelen konuşulmuştu.

Buna karşılık ciddi sayılabilecek mecralarından biri olan Foreign Policy’de bile görüşleri ciddiye alınabilecek uzmanlar çözümü “NATO Zirveleri yapılmasın” demekte buldu. Onlara göre zirvelerin maksadı ittifakın birliğini ve en üst düzeyde kararlılığını dünya göstermek olduğu için Trump ABD Başkanı olduğu sürece zirvelerin yapılmaması gerekliydi. Zaten liderler önceden büyük ölçüde üstünde mutabakata varılmış metinler üstünde uzlaşmaktaydılar…

  • Abone ol