Cumhurbaşkanı Erdoğan dünkü parti grup toplantısında Kaşıkçı cinayetine ilişkin yapacağını söylediği açıklamayı yaptı. Kimseyi doğrudan suçlamadı. Bazılarının beklediği gibi alttan da almadı. Somut verileri ortaya koydu. Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki trafiği, kimin ne zaman geldiğini, ne zaman gittiğini, nerelerde keşif çalışması yaptığını anlattı. Cinayetin önceden planlandığını, yani Suudilerin iddia ettiği gibi itiş-kakış sırasında gerçekleşmediğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı’nın konuşmasından iki nokta ön plana çıktı. İlki Türkiye’nin Suudi Arabistan ile olan ilişkilerine önem verdiği. Erdoğan’ın Suudi Kral’ından bahsederken kullandığı sıfatlar, onu sorunun dışında tutmak için gösterdiği özen bunun en bariz delili niteliğinde. Ön plana çıkan diğer noktaysa Türkiye’nin bu işin sorumluluğunun birkaç güvenlik ve istihbarat elemanın üstüne atılmasıyla yetinmeyeceği, siyasi baskısını sürdüreceği.

Cumhurbaşkanı’nın iki de talebi vardı. İlki sorduğu soruların cevapsız bırakılmaması, ikincisiyse tutuklanan insanların yargılanmasının İstanbul’da yapılması. İki talebi de kolay karşılanacak talepler değil. Çünkü 15 kişilik ekibin kimden emir alarak İstanbul’a geldiğinin açıklanması zaten sorunun çözülmesi demek. Yargılanmanın İstanbul’da yapılmasının kabulüyse her şeyin açığa çıkması, Riyad’daki gerçek sorumlunun kim olduğunun öğrenilmesi.

Türkiye belli ki bu sorunun üstünü kapatmayacak, gerçekler ortaya çıkmadan siyasi sorumlular hesap vermeden, daha doğrusu bulundukları konumlarını terk etmeden durmayacak. Dillendirdiği sorunların ve muhtemelen de yakın gelecekte ortaya atacağı diğerlerinin cevaplarını dünya kamuoyunun gündemine getirmeye devam edecek. Türkiye’yi ara formüller tatmin etmeyecek.

Suudi Arabistan Türkiye için tabii ki önemli ama önemi Muhammed bin Selman’ın yaptıklarına rıza göstereceği, ikili ilişkiler daha fazla zarar görmesin diye Kaşıkçı soruşturmasını kapatacağı anlamına gelmiyor. Türkiye de dünyanın pek çok ülkesi gibi cinayetin aydınlanmasını, sorumlularının cezasız kalmamasını istiyor. Bu açıklamadan sonra ABD başta olmak üzere eğer cinayetin üstünün örtüleceğini, siyasi sorumluların kurtulacağını düşünen varsa bir kez daha düşünmek zorunda.

Ülke ve hanedanlık olarak Suudiler için bu işten en az zararla kurtulmanın tek yolu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya attığı soruların cevaplarını bulmak, hepsinden önemlisi de siyasi sorumlusunun hesap vermesini sağlamak. Dünkü konuşmadan sonra artık anlaşılması gerekir ki Türkiye bu işin peşini bırakmayacak, onlar cevaplamasa sorduğu soruların cevaplarını kendisi verecek. Her açıklamayla, basına aktarılan her bilgiyle Riyad daha zor durumda kalacak.

Umarız hiç olmazsa Kral Selman çelişkili açıklamaları sürdürmenin, dünya kamuoyunu aptal yerine koymaya çalışmanın bir faydasının olmadığını, Türkiye’nin ifadesini Cumhurbaşkanı’nın dünkü konuşmasında bulan taleplerinin karşılanması için elindeki imkânları kullanacağını, kullanmakta kararlı olduğunu anlar, Trump Yönetiminin dahi bu gerçeklere göz yumabilmesinin mümkün olmadığını görür...

  • Abone ol