Okulların kapatılması, futbol maçlarının ve diğer spor etkinliklerinin seyircisiz oynanmasına karar verilmesi, Cuma namazları hakkında açıklamalar yapılması, ihtisas hastanelerinin belirlenmesi, hastaların ve yakınlarının takip altına alınması kanaatimi oluşturan göstergelerin başında yer alıyor. 

Bana öyle geliyor ki üstümüze düşen sorumlulukları yerine getirirsek, Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı uyarıları dikkate alırsak, virüsün yayılmasını önleyebilir, sorunun kriz boyutlarına varmadan yönetilmesine yardımcı olabiliriz. Ne panik yapalım, ne de tedbiri elden bırakalım. Bir de sorunu sömürmek isteyenlere karşı dikkatli olalım.

* * *

Sürecin seyri ve yönetilmesi sırasında mutlaka haklı veya haksız eleştiriler olacaktır. Siyaset de kaçınılmaz olarak konuya ilgi gösterecektir. Sorunu siyasi amaçları için suiistimal etmek isteyen “kanaat önderleri” de çıkacaktır. Bunlar hayatın olağan akışının parçası. Ama bu tür zamanların manipülasyona, siyasi yönlendirmeye açık anlar olduğunu da akılda tutmakta yarar var. 

Sosyal medya ya da başka vasıtalarla yayılacak bir “haber” kaosa dahi yol açabilir. Bizlerin mantıklı düşünmesi, kanaate varmadan önce haberlerin ve yorumların içeriğini farklı mecralardan doğrulmaya çalışması gerek. Bizi yönetenlerin de tıpkı şimdi olduğu gibi gelişmeleri olabilecek en şeffaf şekilde paylaşması şart. 

Virüsün bireysel sağlımızı bozmaması, toplumsal huzurumuzu kaçırmaması için hepimize görev düşüyor. Unutmayalım ki pek çok eksende gerilimli, komşularıyla sorunlu, dünya siyasetinde iddiası dolayısıyla da bolca hasımlı bir ülkede yaşıyoruz. Doğabilecek her tür zafiyetten yararlanmak isteyecek onlarca aktör var. 

Sosyal medyada Corona Türkiye’ye girdi yaşasın turizmini çökecek mealinde mesajlara bile rastlayabiliyorsunuz. Amerika’nın en büyük gazetesi olumsuzladığı Avrupa haberini Türkiye fotoğraflarıyla besleyebiliyor. Önemli haber kanalları Corona sorununu görsellerle bizim üstümüzden akıllara kazıyabiliyor. 

Ben çare daha çok insan haklarında, daha fazla hukukta, daha iyi algıda diye bakıyorum. Bu kötücül algının değiştirilmesi için çaba harcanması gerektiğini düşünüyorum. Ne yazık ki en insani sorunda bile başkalarının sizin hakkınızdaki düşüncesini, tıpkı içerdeki gibi dışarda da yönetmeniz gerekiyor. Ayrıca mantık dengemizi korumamız, zihnimizi manipülatif müdahalelere kapatmamız, komplo teorilerinin cazibesine kapılmamız da olmazsa olmazlar arasında. 

* * *

Çünkü sorun daha yeni başladı. Sağlıktan turizme, eğitimden dış politikaya etkilerinin ağırlığı hissedilmedi. Dünya bazılarının iddia ettiği gibi kökünden değişmese dahi kaçınılmaz değişimi yaşamadı. Seyahat kısıtlamaları işleri çok aksatmadı. Türkiye bu değişimlere ve virüs krizinin yaratacağı diğer sorunlara karşı tavır almadı. Hepsinden önemlisi virüs henüz kontrol altına alınmadı. Küresel çaptaki bu mücadele daha kazanılmadı.

İlk etapta sağlık sistemi üstüne binebilecek yükün ağırlığı azaltıldı, daha az insan kaybı olması için tedbirler alındı. Doğru ve yerinde bilgilendirmeyle toplumsal karmaşa çıkması önlendi. Bilimsel Kurul güven aşıladı. Başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere Cumhurbaşkanlığı, YÖK, Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, belediyeler ve tabii ki diğer kuruluşlar süreci en iyi ve sanıyorum kriz yönetimi kuramına en uygun şekilde yönetti.

Şimdi sırada türev sorunlar var. Ekonominin durmaması, turizmin canlanması, eğitimin aksamaması için çözümler üretilmesi gerekecek. Ve umarım krizin yönetimi başladığı gibi sürecek, daha da önemlisi başka alanlardaki sorunlarımızın yönetimi için emsal oluşturacak. Güven erozyonu yaşanmayacak. Krizden çıkış fırsata dönüştürülecek. İyi ve sağlıklı bir hafta sonu dileğiyle…

  • Abone ol