İnsanı, hatta insanlığı ayakta tutan umuttur, gelecekten beklenti, bir sonraki günün, haftanın, ayın ya da yılın eskilerinden farklı olacağına olan inançtır. Zaten yılbaşlarında daha çok piyango bileti almamızın, aslında yaşlanmak, ölüme yaklaşmak anlamına gelen doğum günlerimizi kutlamamızın nedeni de bu beklenti değil midir? Ya da 2020 bitti diye dünyanın değişebileceğini düşünmemizin, bütün kötülüklerin, kötü geçen günlerin bir önceki yılda kalabileceğini zannetmemizin sebebi? 

Oysa gelecek içinde belirsizlik barındırır, üstelik geçmişin de pek çok açıdan devamıdır, bazen yaptıklarımızın ve yapmadıklarımızın sonucudur, bazen de kontrol edemediğimiz koşulların. Ama yine de umut umuttur, umut da insanlığın kadim bir düşünce geleneğidir. Ben her geleneği değilse de bu geleneği benimseyen, ihtiyatla ve şartla dahi olsa umutlu olmayı önemseyen bir insanım. Kendi alanımdaki umut verici gelişmeleri yazmayı seviyorum. 

*** 

Umarım siz de okumayı seversiniz, daha da önemlisi benim umut verici dediğim gelişmeler gerçekten umut verir, 2021 daha az sorunlu bir yıl olur. Biraz daha adil, biraz daha insaflı bir dünyada yaşarız. Türkiye refahını arttırır, demokrasisini güçlendirir, insan haklarına saygıyı içselleştirir, hukukun üstünlüğü sağlanır. Daha az ülkeyle sorun yaşayan, içe dönük çıkışlarıyla dış politikada zemin kaybetmeyen bir ülke olur. 

Umut verici gelişmelere gelince ilki 2020’yi altüst eden küresel salgına karşı aşının bulunmuş olması. Her ne kadar aşı tedarikinde sorunlar yaşasak, tedarik ettiğimiz aşının etkinliği tartışılsa da aşı kendi başına olumlu bir gelişme. 2021’in 2020’den farklı olacağına, geç de olsa normal denen hayatımıza geri gönebileceğimize, okulların, restoranların açılabileceğine, turizmin canlanabileceğine işaret ediyor. 

İkinci umut veren gelişme ABD Başkanlık seçimlerini Biden-Harris ekibinin kazanmış olması. Bu doğal olarak Amerika’nın daha az saldırgan ya da daha az müdahaleci olacağı anlamına gelmiyor. Çin ve Rusya ile olan gerilimin düşeceğini beklemek de mucizeye eş değer. İran’la ilişkilerde sıçrama yaşanabilir fakat Suriye ve Filistin gibi konularda gerçekçi olmamız şart. Ancak Biden’ın bir demokrasi manifestosuyla işbaşına gelmesi önemli.  

Biden tabii ki mutlak bir demokrasiden yana tavır koymayacak, her zaman olduğu gibi ülkesinin çıkarlarıyla beklentileri arasında denge kuracak ama etkisi hissedilecek. Dünya siyasetinde çok muhtemeldir ki Ocak ayı sonu itibarıyla yeni bir anlayış hakim olmaya başlayacak. Bu da bizim gibi ülkeler başta olmak üzere dünyanın geri kalanı için önemli bir gelişme. Çünkü Arap Baharı ile unutulan demokrasi vurgusu yeniden tedavüle girecek 

Üçüncü umut vaat eden gelişme ise Türkiye’nin bu değişimi okuması ve konum almaya başlaması. Her ne kadar insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi konularda iktidar bloğu kendi içinde kilitlenmiş olsa da değişime uyum kaçınılmaz görünüyor. Ardı ardına gelen AİHM kararları ve Anayasa’nın hükümleri de Türkiye’nin insan hakları sicilini düzeltmesi, yeni dünyaya uyum sağlaması için fırsatlar yaratıyor. 

İsrail ile olan ilişkilerin normalleşmesi için çaba harcanmasını da bu genel eğilimin, dünyadaki değişimi okumanın bir parçası olarak görebiliriz. Arap Barış planının unutulduğu Filistin sorununa rağmen BEA ile başlayan ilişkileri normalleştirme çabasının Fas’a kadar sıçradığı bir dönemde, Filistin Yönetiminin çözümü müzakere ederim dediği bir zaman diliminde Türkiye’nin en azından bu ülkedeki temsilini güçlendirmesinde yarar olduğu açık. 

*** 

Bir başka umut vaat eden gelişme de Türkiye’nin askeri gücünü, istihbari rüştünü, oyun bozma ve kurma yeteneğini 2020 yılı içinde Libya’da ve Dağlık Karabağ’da bir kez daha ispatlamış olması. Bu müdahaleler Fransa, Yunanistan ve Ermenistan gibi ülkelerde tepkiyle karşılanıp kaygı doğursa da, Türkiye’nin hafife alınmaması, çıkar ve beklentilerine özen gösterilmesi gereğini dünya siyasetinin gündemine soktuğu gerçeğini değiştirmez. Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Suriye’de elini güçlendirir.  

Bana umut veren, geleceğe iyimser bakmama neden olan daha çok şey var ama hepsini yazmaya yerim yok. Türkiye siyasetinin üstündeki tüm baskılara rağmen canlılığını koruması, yazdığım gazetenin doğru bildiklerini söylemekten çekinmemesi, konuştuğum-görüştüğüm gençlerin sağduyusu bunların başında geliyor. Yılın sondan bir önceki gününde sorunlardan bahsetmek, bardağın boş tarafını görmek, göstermek istemiyorum. Hayal kırıklıklarımı kendime saklayarak mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir yıl diliyorum...

  • Abone ol