Daha birkaç ay önce İran ile ekonomi ve güvenlik alanlarının ön planda olduğu 400 milyar dolar tutarında bir yatırım anlaşması imzalayan Çin, şimdi de Tahran yönetiminin Orta Doğu'daki en büyük hasmı kabul edilen Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini hiç olmadığı kadar güçlendirme ve bunu milyarlarca dolarlık sürpriz bir hisse yatırımı ile taçlandırma çabasında.

Zira, şu günlerde Çinli yatırımcıların, 1,8 trilyon dolarlık piyasa değeri ile Apple'ın bile önünde "dünyanın en değerli şirketi" unvanına sahip olan Suudi Arabistan milli petrol şirketi Aramco'nun yüzde 1 hissesini satın almak için hareke geçtiği ve şirket temsilcileriyle bu amaçla ikili görüşmeler yürüttükleri haberleri geliyor. Piyasa değeri, Türkiye'nin gayrisafi milli hasılasının 2,5 katı olan Aramco şirketinin yüzde 1'lik hissesi dahi yaklaşık 18 milyar dolara denk geliyor.

Reuters'ın Suudi Arabistan'daki yerel kaynaklara dayandırarak aktardığı haberine bakılırsa, Aramco yetkilileri, bu amaçla Çin ulusal petrol şirketlerinin yanı sıra Çin Yatırım Şirketi (China Investment Corporation -CIC) adı verilen ulusal varlık fonu ile de görüşüyor. 2007'de emtia dışı varlıklara dayalı bir fon olarak kurulan ve Norveç Devlet Emeklilik Fonu'ndan sonra dünyanın en büyük ulusal varlık fonu unvanına sahip olan CIC, Şubat 2021 rakamlarına göre, 1 trilyon 45 milyar dolarlık bir varlık büyüklüğünü yönetiyor.

2019 yılında şirketin yüzde 1,5 oranındaki hissesini halka arz eden Aramco bu sayede 25,6 milyar dolarlık bir gelir elde etmişti. Şirketin hisseleri bu günlerde uluslararası piyasalarda 9,44 ABD doları üzerinden işlem görüyor.

Çin'in Orta Doğu hamlesi

Hatırlanacağı gibi, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, mart ayı sonlarında Orta Doğu'ya yaptığı ve Suudi Arabistan, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn'i de kapsayan turu kapsamında Tahran'a da gelmiş ve buradaki iki günlük görüşmelerinin akabinde İran yönetimi ile 25 yıllık iş birliği anlaşması imzalamıştı.

İran'ın Çin'in başlattığı "Kuşak ve Yol" projesine katılımını da öngören anlaşmaya göre, Beijing, önümüzdeki 25 yıllık zaman dilimi içinde İran'a bankacılık, telekomünikasyon, limanlar, demiryolları, sağlık hizmetleri ve bilgi teknolojileri de dahil olmak üzere onlarca alanda toplam büyüklüğü 400 milyar doları bulan yatırım yapacak. Buna karşılık Çin de, İran'dan indirimli olarak İran'dan düzenli şekilde petrol alacak.

Çin'in Orta Doğu'ya yönelik ilgisi 2019 yılına kadar enerji kaynaklarının, daha doğru bir ifadeyle de petrolün çok ötesine geçmemişti. Nitekim Çin'e ham petrol tedarik eden ilk 10 ülke içinde Orta Doğu'dan 6 ülkenin bulunduğunu not etmek lazım. Ancak Çin Yönetimi'nin son yıllarda bölgedeki yenilebilir enerji ve doğal gaz kaynaklarıyla da ilgilendiği, ayrıca bunlarla yetinmeyip finansal işbirliği ve (pandemi sonrasında görüldüğü gibi) aşı diplomasisi alanlarında da inisiyatif geliştirdiği görülüyor. Ortadoğu'daki bölgesel ihtilaflarda taraf olmaktan kaçınan Çin, Arap ülkeleriyle yakın bir tarihte Çin-Arap Zirvesi düzenlemeye de çalışıyor. Devlet Başkanı Şi Cinping'in de katılmasının beklendiği zirvede Çin, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleriyle serbest ticaret anlaşmaları imzalamayı umuyor. Bu gelişmelerin ABD ile bölgedeki müttefikleri arasındaki ilişkilerde bir gerilim birikmesine yol açması olası.

Orta Doğu'daki bölgesel ihtilaflarda taraf olmamaya çalışan Çin şimdi de, Tahran'ın bölgedeki hasmı olarak görülen Riyad yönetimi ile ilişkilerini güçlendirme peşinde.

Suudiler ABD'yi tedirgin ediyor

Suudi Arabistan'ın da aynı amacı güttüğü ve Çin ile ilişkilerini geliştirmek istediği aslında uzun süredir biliniyor.

2020'de ekonomisi yüzde 4,1 oranında küçülen Suudi Arabistan dünya petrol rezervlerinin yüzde 16,15'ine sahip. Yıllık petrol tüketiminin 221,2 katı büyüklüğünde rezervlere sahip. Bir diğer deyişle, mevcut tüketim seviyesi üzerinden değerlendirildiğinde Suudi Arabistan'ın 221 yıllık petrolü bulunuyor. Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olan Suudi Arabistan, yedi aydır üst üste Çin'in en büyük ham petrol tedarikçisi statüsüne sahip.

Ancak ham petrole yönelik talep küresel ölçekte giderek azalıyor. Dolayısıyla Suudilerin niyeti ülke ekonomisini petrole olan bağımlılığından kurtarmak ve ürün çeşitliliğine gitmek. Bu bağlamda daha 2016 yılında "2030 Vizyonu" adı verilen bir program duyuran Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Aramco'nun halka arz ve hisse satışlarını da bu yöndeki çabaların önemli bir parçası olarak kurguluyor. Riyad yönetimi, Çin, Rusya ve Hindistan ile ilişkilerini de aynı amaçla güçlendirme çabası içinde görülüyor.

Hatırlanacağı gibi, Muhammed bin Selman 2019 yılında çıktığı Asya turunda, Pakistan ve Hindistan'ın ardından Çin'e de geçmiş ve burada deniz taşımacılığından yenilenebilir enerji kaynaklarına, sağlık yatırımlarından siber suçlarla savaşım ve terörle mücadeleye pek çok alanda anlaşma, mutabakat zaptı ve yatırım projesi imzalamıştı.

Suudi Arabistan'ın bu tip açılımlarına ABD'nin sıcak bakmayışı sürpriz değil. Ancak Muhammed bin Selman, her ne kadar Biden yönetimi ile ilişkilere iyi bir başlangıç yapmasa da, ABD ile stratejik müttefiklik ilişkisini de bir yandan muhafaza etme çabası içinde. Gelgelelim, Beyaz Saray'ın elinde, veliaht prensi uluslararası mahkemeler yoluyla yargılayıp günü geldiğinde kral olmasını önleyecek bir "Kaşıkçı Dosyası" var, bunun da Muhammed bin Selman'ın açılımlarını sınırladığı unutulmamalı.

Reuters'e konuşan bir başka kaynağın verdiği bilgiye bakılırsa, Aramco yetkilileri Covid-19 pandemisi öncesinde Çin'e bir ziyaret yaparak, aralarında CIC ile İpek Yolu Fonu'nun da olduğu belli başlı tüm yatırımcı şirketler ile görüşmeler yapmış ancak o tarihte arzulanan ilgiyi görememişler.

ABD inisiyatifi kaptırmama çabasında

Öyle anlaşılıyor ki, Ortadoğu'da Biden sonrası değişmekte olan dengeler Çin'in bölgeye yönelik hamlelerine ivme kazandırıyor. Hâl böyle olunca, Amerikalılar da bölgede inisiyatifi kaptırmamaya çalışıyor. Biden yönetiminin Orta Doğu koordinatörü Brett McGurk'ün başkanlığında bir heyetin bu hafta içinde Arap ülkelerine yapacağı açıklanan ve uluslararası çevrelerde neyi hedeflediği konusunda soru işaretlerine yol açan ziyaret, bu çabanın son halkası olarak görülebilir. Suudi Arabistan ile İran'ın kapalı kapılar ardında birtakım görüşmeler yapmakta olduklarının da duyulduğu bir döneme denk gelen ziyaretinde, Brett McGurk'ün beraberindeki heyetle birlikte yapacağı ziyaretlerde Suudi Arabistan, BAE, Mısır ve Ürdün'de temaslarda bulunması bekleniyor. Bu temaslarda, ana gündem maddesinin ABD'nin İran ile 2015'te imzaladığı ancak 2018'de çekildiği nükleer anlaşma koşullarına dönme sürecinde, söz konusu Arap ülkelerini de bu anlaşmanın bir tarafı yapmak ve kendilerine bu konuda güvence vermek olması da mümkün.

Daha önceki Amerikan hükümetlerinde ulusal güvenlik alanında üst düzey görevler üstlenmiş olan ve son olarak IŞİD'le Mücadele Küresel Koalisyonu'nun özel Başkanlık elçisi olarak görev yapan Brett McGurk, Donald Trump'ın Suriye'den Amerikan askerlerini çekme kararı almasının ardından 2018 Aralık ayında görevinden istifa etmişti. McGurk'ün Orta Doğu ziyaretini dikkatle takip edecek olan ülkelerden biri de Türkiye olacaktır. Zira, McGurk Ankara tarafından "YPG'yi silahlandıran isim" olarak biliniyor ve sevilmiyor.

  • Abone ol