Memur maaşlarının yüzde 3+3 oranında artacağı 2021 yılında asgari ücretin ne kadar olacağını belirlemek üzere ilgili komisyonun çalışmaları sürüyor. 

Her ne kadar asgari ücretin “geçim ücreti” olmadığı söyleniyor olsa da, Türkiye’de çalışan nüfusun yüzde 50’ye yakını geçimini asgari ücret ile sağlıyor. Avrupa’da bu oranları yüzde 19 ile Slovenya ve yüzde 16 ile Portekiz’in takip ettiğini düşündüğümüzde durumun vahameti ortaya çıkacaktır. İnsanca yaşayabilmenin en alt limiti olan asgari ücret Türkiye’de ortalama ücret haline gelmiş bulunuyor. Avrupa’da asgari ücretin en düşük olduğu ülke 213 Euro ile Arnavutluk. Türkiye olarak  Arnavutluk’un ardından 245 Euro ile ikinci sıradayız.

Asgari ücret artışı ya bir önceki yılın enflasyon rakamlarına bakılarak ya da Orta Vadeli Program’da bir sonraki yıla dair enflasyon tahminine göre yapılıyor. Bu durumda 2020 yılının enflasyon ortalaması baz alınacak olursa asgari ücrete yüzde 12.1, Orta Vadeli Program’daki 2021 yılı enflasyon tahmini baz alınırsa da yüzde 8 artış yapılacak. Yani çalışanların yarısını ilgilendiren asgari ücret artışı her hâlükârda maksimum 2500 ila 2600 gibi miktara ulaşabilecek ki bu da açlık sınırının altında bir yaşam mücadelesinin devamı anlamına geliyor.

Kamu çalışanlarının ücret görüşmelerinde de asgari ücret belirlenmesinde de etkili faktör olan enflasyon oranları büyük bir müphemlik içeriyor. Enflasyonun düşük gösterilmesi hem maaş artışlarını, hem de enflasyon farkı ödemelerini doğrudan etkiliyor. Zaten enflasyon oranında yapılan artışın zam anlamına gelmediğini de ayrıca belirtmekte fayda var.

Temel tüketim maddeleri pandemi süreciyle birlikte zamlandı ve mutfak enflasyonu yüzde 40’lara tırmandı. Türk lirası dolar karşısında değer kaybederken memur maaşları eridi, alım gücü düştü. Sadece yumurta, peynir, ayçiçek yağı, şeker ve çay gibi ürünlerin fiyat artışına bakıldığında çalışanın kesesine yansıyan reel enflasyon açıkça görülecektir. Ancak TÜİK enflasyonu yüzde 12-13 aralığında gösteriyor. Bir önceki TÜİK başkanı paylaşılan rakamlarla ilgili olarak; “Verilere benim de güvenim yok. Bizde büyüme de istihdam verisi de enflasyon da şüphelidir.” sözleriyle teyit etmişti. 

Enflasyonun yüzde 11.75 gösterildiği vasatta devlet 2020 yılında vergilere yüzde 21.4 artış yapmış. Yani enflasyon oranının 2 kat üzerinde vergi toplamış. Vergi meselesinde şunu da belirtmekte fayda var: Pandemi sürecinde tüm dünyada devletler vergileri düşürdü. Bizde tersi şekilde vergiler artırıldı. 2019’un ilk 10 ayında 539,9 milyar lira vergi toplanırken 2020’nin ilk 10 ayında 655,4 milyar lira vergi toplandı. 

Enflasyon rakamlarındaki müphemliğin son bulması ve kamu çalışanları ile emeklilerin maaş artışları ve asgari ücretin belirlenmesinde gerçek enflasyonun baz alınması esas olmalıdır. Hem kamu çalışanları ve emekliler hem de asgari ücretli için rahat bir nefes almak; ancak piyasadaki cari rakamların dikkate alınması ile yapılacak bir ücret artışı ile mümkün olacaktır.

  • Abone ol