Seçimlere doğru hızla yaklaşıyoruz ve ana hatlarıyla ne olacağını biliyoruz.

1. Oran ve milletvekili sayısı ne olursa olsun AK Parti Türkiye'yi 2015'e kadar tek başına yönetecek.

2. Oy oranı ne olursa olsun CHP yine ana muhalefet partisi olacak.

3. MHP'nin durumu biraz daha karışık, kamuoyu araştırmacılarının söylediklerine göre futbol tabiriyle "direk ile doksan" arasında bir yerde bulunuyorlar. Devre dışı da kalabilirler, yüzde 10 civarında bir oyla mecliste temsil de edilebilirler.

4. Ve son unsur BDP... Çeşitli sol grup ve partilerle yaptığı ittifak, bölgede Hak Parti başta olmak üzere diğer Kürt partilerini çatısı altında toplama girişimiyle bu parti yeni mecliste muhtemelen 25 civarında milletvekiline sahip olacak.

Evet, sürprizsiz bir seçime, bir bakıma bugünkünün benzeri bir temsil yelpazesine doğru gidiyoruz.

Ve buna rağmen bu seçimlerin son derece önemli olduğunu söylüyoruz.

Söylüyoruz zira, bu meclis Türkiye'nin ilk sivil anayasasını, ilk gerçeğe yakın toplumsal mutabakat metnini hazırlayacak kurucu bir işlev yerine getirecektir.

Söylüyoruz zira, bu meclisin en önemli sorusu ve sorunu bu çerçevede katılım ve uzlaşma meselesi olacaktır.

Diğer bir ifadeyle pek çok noktada kutuplaşmış bir görüntü çizen, toplumsal dokuların ayrıksı durduğu siyasal ve toplumsal bir zeminde, yeni meclis anayasayı nasıl bir uzlaşma çerçevesinde belirleyecek, hangi katılım mekanizmalarına kapı açılacak, sorusu, hayati bir soru olarak karşımızda duruyor.

Söylüyoruz zira, bu kez meclisin ve siyasi partilerin işlevi rekabet ve kavgadan çok "kurma" olacaktır.

Beklenti büyük ama gerçekçi olmakta fayda var...

Mevcut veriler ve yerleşik zihniyet gösteriyor ki, anayasa metniyle ilgili asli tartışma mecliste yaşanacak, karar mecliste verilecek, meclis dışı ya da toplumsal katkı ve katılım sınırlı ve dolaylı bir nitelik taşıyacaktır.

Kürt sorunu ve Kürtler açısından bu tablonun bir dezavantaj oluşturmayacağı söylenebilir. Zira Kürtler mecliste önemli ölçüde temsil edilecekler.

Buna karşın diğer toplumsal gruplar, dahası gruplaşmamış eğilimler "kurucu sürece nasıl akacaklar" sorusu ortadadır.

Bu açıdan belirleyici olacak husus ise, özellikle AK Parti ve CHP'nin nasıl bir meclis grubuna sahip olacakları, bu farklılıkları ne oranda içlerinde barındıracaklarıdır.

Bu çerçevede baktığımız zaman son derece kritik bir hafta sonuna girdiğimiz söylenebilir.

Pazartesi günü siyasi partiler aday listelerini açıklayacaklar.

Ve bu listeler parti içi temsil ve yelpaze açısından açık bir fikir oluşturmamıza imkan verecek.

Peki ne bekleniyor?

AK Parti meclis grubunun önemli ölçüde yenileceğini Tayyip Erdoğan açıkladı. Yeni oluşumda sanırız şu üç esas önemli olacaktır:

-Genel Başkan Tayyip Erdoğan'a ve politikalarına "sadakat"...

-Anayasa yapım sürecinde katkı verecek yüksek teknik donanımlı milletvekilleri...

-Ve farklı toplumsal grup ve eğilimleri içerecek geniş bir temsil yelpazesi...

Bu sanımız doğru çıkarsa, özellikle üçüncü esas parti yöneticileri tarafından dikkate alınırsa AK Parti yeni dönemde sahneye farklı bir görüntü ve yapıyla çıkacak demektir.

Gelelim CHP'ye...

CHP'de Ergenekoncular, yenilikçiler ve eski dönemi temsil edenler üç önemli ayak oluşturuyorlar.

Ortaya çıkacak aday kompozisyonu bu açıdan Kılıçdaroğlu'nun partiye hakim olup olmayacağına dair bir sınav görünümü taşıyacaktır.

Ancak mevcut durumda gruplar arası yeni bir ittifak modeli çıkma ihtimali de yüksektir.

Bu ittifakın dozu ve şekli, CHP'nin ana güzergahı kadar, anayasa tartışmalarındaki muhtemel duruşuyla ilgili de bir ipucu olacaktır.

Bekleyelim, görelim...

  • Abone ol