Yıllar yılı Türkiye'nin temel sorunu, sadece otoriter yönetim anlayışını "devlet bekası"nın olmazsa olmaz koşulu olarak kabul eden, "devlet bekası ideolojisi"ni siyasetin tartışılmaz ekseni haline getiren kurum ve kişiler olmadı.

Aynı zamanda çıkar ve fayda adına malum zihniyeti sürekli güncelleştirerek bu ideolojinin kendisini yeniden üretmesine zemin hazırlayan siyasi ve sivil lojistik desteklerdi.

İnsanoğlu kendisine mal etmeyi sever. Kendi görüşlerini doğrulamak için kavga etmeyi erdem sayar. Bunu yaparken görüşlerinin doğruyu ve kalıcıyı temsil ettiğini anlatır etrafına.

Ne var ki, dünya hızlı döner, insanın sandığından ve umduğundan hızlı değişir.

1960'lardan bu yana yaşanan değişim, siyaset, kültür, teknoloji, etik, yaşam standardı, düşünce, sanat gibi konularda son 200 yılda yaşanan değişimlerden daha etkili, çabuk ve altüst edici olmadı mı?

Dünyanın değişirken insanı değiştirmesi de kaçınılmaz. İnsanın açıklama araçlarının, ideolojik cihazlarının yeni girdilerle anlamsızlaşması, mevcut bilgilerin yeni bilgi ve bulgularca aşılması kaçınılmaz.

Bırakın kültürel, sosyal, siyasi sahayı; fizik, antropoloji, gökbilim konularında bile dünün büyük bilgilerinin bulguları bugün aşılmış, bilim tarihinin parçaları haline gelmiş durumda.

Tarih, bilimin öyküsü ile, bilginin dönem ideolojilerinden arınma çabasının paralel gittiğini gösterir. Bilgide kalıcılığın sürelilik içinde değişim olduğuna, değişim sonsuzluğunda bilginin yüzyılları içeren kolektif niteliğine işaret eder.

Bilgi ve kolektif olan için geçerlilik taşıyan, konjonktürel ve tekil insan için haydi haydi geçerlidir. Uzay fiziği ve fiziki antropoloji için geçerli olanın siyaset, kültür, düşünce için geçerli olması gibi...

Bunun içindir ki, insanın ve insan düşüncesinin değişimi doğal, hatta sağlıklıdır.

Söz insan düşüncesinin değişiminden açılınca iki ayrı değişim istikametini vurgulamak da kaçınılmaz olur.

Ham ideolojik refleksiyonların yerini, topyekûncu mantığı reddeden, bilgiden ve değişimden kotarılmış kavramların, bu kavramlara dayanan yargının alması bu istikametlerden biridir.

Diğer istikamet ise, bir dönemin ideolojik düşünce şemsiyesinin yerine, yeni döneme uygun bir ideolojik şemsiyenin yerleştirilmesidir.

Birincisi özgürleşmeye ve bireyleşmeye işaret eder. İkincisi aşırı siyasallaşmayı beraberinde getirir.

Savunulan birincisinde insanlık tarihinin kazanımı olan erdemlerdir. İkincisinde ise lider, devlet, millet gibi aşkın özne ve nesnelerdir.

Birisi ilkecidir, diğeri faydacı...

İlk tür değişim bizde sözde aydın, dönek gibi sıfatlarla aşağılanan bir değişim türüdür. Örneğin Marksçılığın yerine milliyetçiliği, işçinin yerine devleti koymaktan ibaret olan ikinci tür ise yüceltilir.

AB meselesi, onur, Ermeni soykırımı derken bugünlerde gördüğümüz de tam olarak budur.

Bir ideolojiden diğerine zıplayan, faydacı, çıkarcı, yaşlı bir değişim türünü vazeden bu zihniyetin en vahim tarafı kendi güzergahının değişimi ta kendisi olarak tanımlaması. Değişim kavramını tekel altına almaya soyunmasıdır.

Tablo kimileri için değişmedi.

Tekrarlayalım...

Türkiye'nin ciddi bir sorunu aynı zamanda, kimi solcu ve muhafazakar türüne çıkar ve fayda adına malum zihniyeti sürekli güncelleştirerek bu ideolojinin kendisini yeniden üretmesine zemin hazırlayan siyasi ve sivil lojistik desteklerdir.

  • Abone ol