CHP kurultayının arkasından basında, daha doğrusu kimi gazetelerde bir rüzgâr esti. ‘Yeni ve değişen CHP’ manşetleri atıldı, yorumları yapıldı, yapılıyor.

Kendi açımdan bunun hikmetini anlamam mümkün değil.

Sanırım değişim ve yenilikten çok, yeni olsun, değişim gelsin umudunu temsil ediyor bu tavırlar. Öte yandan AK Parti karşısında bir denge, anlamlı bir muhalefet arayışının altını çiziyorlar.

Peki, CHP gerçekten değişebilir mi?

2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AK Parti’yle yarışabilir mi?

Önce şunu bir kenara not edelim:

Türk siyasetinde başarının sırrı, güçlü ve ikna edici bir “değişim söylemi” ile davranışları, duruşu, temsil ettikleri ve kökeniyle bu söylemle bütünleşmiş bir liderin varlığıdır.

1950’lerde Menderes ve DP, 1960’larda Demirel ve AP, 1970’lerde Ecevit ve CHP, 1980’lerde Özal ve ANAP, 2000’lerde Erdoğan ve AK Parti, hep bu sırrın ürünü oldular.

Ve ekleyelim: Pek çok ülkede doğrudan halkoyuyla yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olduğu gibi, bizde 2014’te muhtemelen siyasi partiler değil, siyasi liderler arası yarış yaşanacaktır.

O zaman geleceğe yönelik lidere özel bir yer veren değerlendirme yapmak yanlış olmaz.

Böyle bakıldığında ya da mevcut liderlerin, özellikle AK Parti ve CHP liderlerinin siyasi özgül ağırlıkları karşılaştırıldığında ise, ortaya ciddi bir dengesizlik ve eşitsizlik çıkmaktadır.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan karşısında zayıf bir lider ve zayıf bir adaydır, bu açık.

Peki, CHP için bunu başka yollar telafi edebilir mi?

Örneğin AK Parti’nin olumsuz uygulamaları, politikaları tersten işe yarar mı?

Hayır...

Bu politikalar toplumda ters sonuçlar üretse bile, bunlardan duyulacak memnuniyetsizlik CHP’nin önünü açmaz.

İki nedenle açmaz.

AK Parti’nin son dönemler belirginleşen sert üslubu, açık demokrasi eksikliklerine gönderme yapan tutumu, bu siyasi partinin yakın geçmişiyle, olumlu kefesiyle ve başarılarıyla karşılaştırıldığı zaman belirleyici bir faktör olmaktan uzak görünmektedir.

Kaldı ki negatif olandan beslenen siyaset tek başına başarıyı ve gücü hiçbir zaman temsil etmemiştir. Bu da ikinci nedene işaret etmektedir.

Nitekim bugüne kadar salt eleştiriyle yetinip değişim-siyaset ilişkisi kurmaktan kaçınan, siyasi iktidarların örselenmesinden medet uman, siyasetin sadece iyi işletmecilikten ibaret olduğunu iddia eden ve bu çerçevede toplumsal memnuniyetsizliğin kendilerine oy olarak döneceğini hesap eden liderler ise hep hüsrana uğradılar.

Kimi siyaset sahnesinden çekilmek zorunda kaldı, kimi siyasi varlığını sürdürmekle birlikte, ne uzadı ne kısaldı, kendi kulvarında ve siyasal sistem için bir tıkaç hâline döndü. Yılmaz’lı ANAP, Çiller’li DYP, Baykal bu durumun tipik örneklerindendir.

Kılıçdaroğlu CHP’sinde yeni çağa uyum gayretleri yok mu?

Elbet var...

Değişim çabası yok mu?

Var...

Ancak somut siyasi olaylar karşısında CHP’nin tavrı hâlâ dünden farklı değil...

CHP hâlâ temel olarak değişim karşısında tedirginliği, endişeyi ve itirazı temsil etmektedir. Kültürel kimliklerden dış siyasete, sosyal politikadan Kürt sorununa kadar toplumun, evrensel değerlerin taleplerini anlamaktan uzak durmaktadır.

CHP’nin değişim fikrini işlemesi, reform politikalarını toplumun değerlerini kuşatacak bir nitelikle şekillendirmesi, ekonomi ve dış politika alanında başarı ve özgüveni temsil etmesi mümkün müdür sizce?

CHP’de bunları hayata geçirme umudu veren bir yapı, bir grup ve bir lider profili var mıdır?

Yanıt olumsuzsa, CHP’de yaşananları Türk siyasi hayatı için önemli ve belirleyici bir faktör olarak ele almanın anlamı da yoktur...

Benim yanıtım olumsuz...

Türkiye, mevcut dengelerle 2023’e fiilî tek partili bir düzenle girecektir.

Ve geçen hafta yazdığımız gibi, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra muhtemelen fiilî bir başkanlık düzenine doğru ilerleyecektir...

Tersi istikamette gelişmeye dair ortada hiçbir gösterge olmadığını, havada yaprak kımıldamadığını görmek ve bilmek gerekir...

Yazılı basında CHP’ye verilen -tabiri caizse- “gaz”, bir dönemler Baykal’a, Çiller’e, Yılmaz’a verilen gazdan farklı değildir...

Türkiye, bu tür gaz verme dönemlerini çoktan geride bırakmıştır...

Kaynak:Aksiyon Dergisi

  • Abone ol