Savcı iddianamede Hanefi Avcı hakkında 22 yıl 9 aydan 49,5 yıla kadar hapis cezası talep etmiş.

Dile kolay ve inanılır gibi değil.

'Devrimci Karargah terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek, yargı görevini yapanı etkilemek, soruşturmanın gizliliğini ihlal, verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek, terörle mücadelede görev yapan kişileri terör örgütlerine hedef göstermek…'

Ve bu suçların hepsini 'Haliç'te Yaşayan Simonlar' adlı kitabında işlemiş bunuyor Hanefi Avcı.

Bir kitap yazmakla, evde yapılan arama sonucu ele geçen eski bir silahla ulaşılan seviye 50 yıl…

Avcı'nın tutuklanması bir skandaldı.

İddianamedeki atılı suç ve istenen ceza ikinci skandal.

Korkarız bunu üçüncü skandal takip edecek.

Geriye gidelim…

Kamuoyu Avcı adını TBMM Susurluk Komisyonu'na Emniyet İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı sıfatıyla verdiği çeteler düzenini ifşa eden ifadeyle duymuştu.

Bundan bir ay önce başka bir vesileyle hatırlatmıştım o konuşmayı. Avcı komisyonda,

'PKK'nın ve destekçilerinin susturulması için yasa dışı araçlarla hareket edecek operasyon birimlerinin Emniyet, MİT ve ordu içerisinde aynı kollardan kurulduğunu söylüyordu. Bu birimlerin Emniyet'te özel harekatçılar, MİT'te eski özel harpçiler, eski ülkücüler ve mafya elemanları, orduda subay ve itirafçılardan oluştuğunu söylüyordu…'

Hanefi Avcı gerçeği çıplak kılan bu açıklamalarından dolayı açığa alınmış, türlü idari cezalarla karşı karşıya kalmıştı…

Ancak yıllar sonra 2008'de içinde pek çok Susurluk unsurunun da yargılandığı Ergenekon davasında tanık olarak dinlenecekti.

Ve ne gariptir ki, tüm bunlar unutulacak, Avcı yazdığı bir kitap ve yeni açıklamalarından basında kendisinden sonra Şık, Şener gibi isimlere yapılan kişilik infazına maruz kalacak, tutuklanacak, davası Ergenekon dosyasıyla birleştirilince bu kez Ergenekon sanığı olarak yargılanır duruma düşecekti.

Dahası yargılandığı dosyanın diğer sanıklarının pek çoğunun tahliyesini izleyecekti…'

Hatırlatalım…

Avcı kitabını 2010'un yazında yayınlamıştı...

'Emniyet teşkilatı içinde, özellikle istihbaratta 'cemaat' örgütlenmesi var, beni bile dinliyorlar' diyordu bu kitapta. Avcı 'başıma bir iş gelirse bu örgütlenmenin farkında olduğum ve buna karşı durduğum için gelecek' diyordu. Anlaşılıyordu ki, kitabın bu kısmını Avcı, kendisini korumaya almak için yazmıştı. Takip edildiğini ve dinlendiği anlamıştı. Bunu ispat etmek için kitapta yazdığı satırlar, verdiği bilgiler onu bir anda solcu bir örgüte yönelik gizli bir soruşturmayı açığa çıkarma suçlamasıyla karşı karşıya bıraktı.

Sonra iş, daha da ileri gitti.

Bilerek bir sol örgüte yardım eden adam haline dönüştü.

Solcular bile 'Avcı'nın aramızda ne işi var' diyerek duruma tepki gösterirken, nasıl, neden sorusunun yanıtıyla keyfilik sahne almaya başlayacaktı.

Bu sol örgütü Ergenekon'la bağlantılandırmaya çalışmıştı, soruşturmacı polisler ve savcılar. Böylece Avcı'nın kitabını bir Ergenekon faaliyeti olarak tanımladılar.

Kitabın kimi bölümlerinin ısmarlama ve başkaları tarafından, Nedim Şener ve Ahmet Şık tarafından yazıldığını iddia ettiler! Avcı'nın, temasta olduğu iddia edilen örgütü, doğrudan değil, dolaylı olarak kitabı aracılığıyla uyarmıştı üstelik!!

Ve vahimi şu: Ortada tek bir kanıt yok. Polis ve savcıların kurduğu zorlama mantıktan başka…

Mesele sadece Avcı meselesi değildir…

Avcı'nın başına gelenler, 'vesayet ve çete düzenine yönelik adli temizlik süreci'nin başka hesapları ve hukuksuzlukları içermesinin açığa çıktığı kritik aşama oldu.

Malum onu Şener ve Şık takip etmişti.

Bardak taşmıştı.

Ama damlanın izi hala orada…

Hala adli süreçler hukuka muhtaç…

Hala keyfilik ve hesap görme orta yerde duruyor.

  • Abone ol