Siz siz olun 'askeri bildiri ile Özkökçe' kırması 'sözde' kelimesini pek kullanmayın. Bunu, liberal, demokrat, aydın gibi kelimelerin başına ise hiç eklemeyin. Sadece dışlama, aşağılamayı değil, kendine has bir köktenciliği de temsil ederseniz.

Siz siz olun 'fast food analiz' tuzağına düşmeyin, bugüne ait kimi siyasi verilerden yola çıkarak dünü, geçen 10-15 yılı genellemelerle açıklamaya başlarsınız, hele bunu kendi pozisyonunuzu doğrulamak, hep doğru yerde durduğunuzu kanıtlamak için yaparsanız ortaya çıkacak suret 'niyetçiliğiniz' olur.

Şöyle yazıyor bir yazar:

'Geçmişte askerle olan hesaplarını AKP ve Cemaat üzerinden görme hayaline kapılan sözde liberallerin Türkiye'de sivil bir baskı rejimi kurulmasına sağladıkları net katkı ortada...'

Hüküm ve tutum net, hızlı, kestirme...

Sivil baskı vurgusu da, liberaller kısmı da, Türkiye'de yaşayıp askerle derdi olmamak meselesi de...

Kimin cümlesinin olduğunun önemi yok. Çünkü niyet kişisel polemik değil. Çünkü Türkiye'de son zamanlarda genel geçer hale gelen bir kanı bu...

Kendimi hiç liberal olarak tanımlamadım, ama madem öyle görülüyorum kabulümdür, elbette siyasi yönüyle...

Şimdi bakalım neyi desteklemiş 'bu' liberaller?

Kopenhang kriterlerinin yerleşmesini ve bu istikametteki tüm yasal değişiklikleri... Devlet düzenindeki askeri vesayet kıskacının kırılmasını, MGK yönetmeliği ve kanunun değişmesini... DGM'lerdeki, özerk idari kurullardaki askeri üyeliklerin kaldırılmasını... İç Hizmetler Kanunu'nun değişmesini, darbe girişimlerinin sivil yargıda soruşturmasının mümkün kılınmasını, temel hak ve özgürlükler alanının genişlemesini ve bu istikametteki anayasa paketlerini, Annan planını, Ayışığı, Sarıkız, Balyoz gibi darbe planlarına soruşturma ve dava açılmasını, sivil temizlik iradesini, sandık sonuçlarını, başörtüsü yasağının ve Kürtçenin önündeki engellerin kalkmasını ve barış sürecini...

Peki neye tavır almışlar?

367 rezaletine... Kaosa el kalktı manşetlerine... Cumhuriyet mitinglerinde meydanları izne çıkarılan askerlerle doldurup darbe zemini aranmasına... 27 Nisan muhtırasına... Parti kapatma davasına... Savaş gemisi üzerinde yapılan askeri birliklere meydan okumalara... Andıçlara, aba altından sopa gösteren asker çıkışlarına... Vesayetçi yargının meydan okumalarına...

Ya neyi eleştirmişler?

Dink cinayetindeki hükümetin tutumunu, TMY'nin kabul edilmez hükümleri, KCK davalarının aşırılıklarını, Erdoğan'ın ataerkil dilini, siyasi iktidarın zina meselesinden özel evlere müdahale meselesine ve idam özlemlerine uzanan tavırlarını, şahsileşme ve otoriterleşme eğilimlerini, basın özgürlüğünün boğulmasını, katılımcı demokrasi taleplerinin susturulmasını, AK Parti'nin iç ve dış politikada kimlikçi eğilimlerini, polis şiddetini, temizlik davalarındaki hukuksuzlukları, keyfi tutuklamaları, cemaatin meşruiyet sınırını aştığı anları ve eylemleri... (Şahsileştirmek istemem ama muhtemel bir 'sözde liberal' olarak MİT krizi öncesi, sırası ve sonrası yazdıklarımın ve verdiğim röportajların 'esas liberaller'in olup biteni anlamasına yardımcı olduğunu söylemek çok mu fazladır?)

Liberaller neyin altını çizmişler?

Sivilleşme, meşruiyet ve demokratikleşmenin...

Değişim süreci yanında sert ve ihlal dolu iktidar mücadelesi yaşandığının...

Eski rejimin yıkımında da yeni rejimin kurulmasında da hukuk esaslarının öneminin...

Özet mi istiyorsunuz?

Liberal dedikleriniz ana hatları ve çoğunluk itibariyle reform ve değişim hamlelerine destek vermişler, otoriterleşme ve hukuk gaspı anlarında eleştirel olmuşlar...

Aralarında açıktır ki, geri kalan, had aşan olabilir, coşanlar olabilir, faydacı duranlar da, hata yapanlar da. Ama liberal denilen kesim üzerinde 'ağır kemalist koku' taşımadı, 28 Şubatçılığa soyunmadı, darbelere şehir efsanesi muamelesi yapmadı, dilini bağlamadı, kalemini törpülemedi, steril kalmadı.

Kim kiminle sivil baskı tartışması yapıyor?

  • Abone ol