CHP'nin gündemi genel olarak ülkenin gündeminden farklı olur. Bu iki ayrı gündemi belirleyen dinamiklerin üst üste oturması ise nadirdir.

Bunun birçok nedeni var.

CHP'nin ideolojik açıdan zamana dayanıklı bir siyasi parti olması bu nedenlerden biri.

CHP, siyaseten, kemalist ya da laikçi modernist katmanını koruyarak, sıkça esas kılarak, zamanın ruhuna göre bunun üzerine Kürt, liberal, demokrat farklı katmanları ilave eden bir doku üreterek evrilir. Bu doku aralarında geçiş olamayan (kemalist, liberal, vs) bir tabakalar sıralamasını ya da bütününü ortaya çıkarır. Bu doku ve dokunun oluşumu öyle belirleyicidir ki, bu tabakalar arasında denge ve mücadele CHP için bir anlamda Türkiye'ye yönelik mücadeleden ve iktidar arayışından daha önemlidir.

Birkaç istisna dönem dışında CHP'nin 'siyasi mücadele'yi dışa karşı değil, kendi içinde, iç merkezi kontrol için vermesi, siyaset ile iç siyasi alan denetimi ve genişlemesini özdeş kılması, doğal olarak ülke gündemi ile CHP gündemi arasına mesafeler koymuştur.

Bugün durum ne kadar farklı?

Çok değil...

Nitekim Pazar günü CHP, son belediye başkan adaylarını belirlerken aynı dinamikler karşımıza çıktı.

Adayların belirlenmesinde tartışmalar ve mücadeleler sadece yerel yönetim seçimlerine değil, ayrı zamanda parti içi iktidar alanlarının belirlenmesine yönelik bir içerik taşıyordu.

İki farklı CHP görüntüsü var, diyordu bir gözlemci.

'Almak istedikleri yerlerde örneğin İstanbul ve Ankara'da Kılıçdaroğlu üzerinden parti içi tartışmaları aşarak, güçlü adaylar gösterdiler. Ellerindeki ya da kazanmaya yakın hissettikleri yerlerde ise kimin aday olacağı bir parti içi güç kavgası olarak ortaya çıktı. Pazar günü temel olarak bu kavga yaşandı...'

Kulisler ve haberler bu kavganın Sarıgül üzerinde yoğunlaştığını gösteriyordu.

MYK'da İstanbul ilçeleri adaylarına Sarıgül'ün önemli ölçüde egemen olduğunu, ardından toplanan Parti Meclisi'nde ise dirençle karşılaşsa da dizginleri kaybetmediği söyleniyordu.

Nitekim Beyoğlu (Sarıgül'ün eski eşi), Beşiktaş, Esenyurt, Ataşehir, Avcılar, Şişli, Başakşehir de (Sarıgül'ün avukatı) Sarıgül'ün istediği adaylar seçildi. Bakırköy'de Sarıgül'ün istemediği mevcut başkan ekarte edildi.

O zaman, hangi ilçede kim aday oldu tartışmasına özellikle şu açıdan bakmak doğru olur:

CHP bir kez daha parti içi hakimiyet mücadelesine tanık oldu ve Sarıgül bu açıdan girdiği ilk ciddi sınavı kazandı.

Sanmamak gerekir ki, bu sınav sadece yerel yönetim seçimleriyle sınırlıdır. CHP ve Türkiye gündemlerinin farklılığı meselesi burada ortaya çıkmaktadır.

CHP'nin gündemi aslında bir tür Sarıgül gündemi ve Sarıgül siyasetidir.

Aralık başında yazmıştım, hala aynı kanıdayım:

AK Parti'ye yönelik bir itiraz dalgası ortada. Ne var ki, bu itiraz dalgası 'amorf ve heterojen bir siyasi alan' oluşturuyor. Bu alan içinde eski düzenin aktörleri, ulusalcılar, AK Parti'ye uzun yıllar destek vermiş olan yeni dönem aktörleri, liberaller, sol demokratlar, hatta Gülen cemaati ve dünün merkez medyası bulunuyor.

Bu siyasi alanın siyasi taşıyıcısı yok...

Buna karşın bu alanda yer alan gruplar AK Parti karşısında kazanma ve kuvvet gösterisi peşinde...

Bu konuda bulunabilen, buldukları tek araç, tek isim Sarıgül.

Sarıgül'ün şansı bu...

Seçimlerde Kadir Topbaş'ı geçmesi pek mümkün görünmüyor. Ancak CHP oylarını yükseltmesi bile Sarıgül'e CHP Genel Başkanlığı'na giden kapıları açacaktır.

Sarıgül'ün asıl hedefi budur ve buna adaydır.

Bu tablo gerek CHP, gerek Türkiye, gerek mevcut itiraz siyasallaşması açısından pek çok sorunu içinde barındırıyor.

Nasıl?

Tartışmak gerek, tartışacağız...

  • Abone ol