Çeşitli kamuoyu araştırmaları yayınlanıyor ve tartışılıyor.

Seçimlerde AK Parti'nin oy oranı ne olacak? Siyasi iktidar iki büyük sarsıntıdan, 'Gezi hadiseleri' ve '17 Aralık'tan yara alacak mı? Ne kadar?

Sorular bunlar...

Veriler ve eğilimler gösteriyor ki, AK Parti her iki sarsıntıdan da en azından, oy oranı ya da toplumsal destek itibariyle 'dayanıklı' çıkacak. Oyları arkasından geleni ikiye kat- layarak yüzde 43-48'lik bir band içinde hareket edecek. Şüphe yok ki, böyle bir muhtemel 'oran' siyasi iktidara hem cemaatle çatışması açısından hem cumhurbaşkanlığı seçimleri için güç verecek.

Bu güç nasıl ve ne istikamette kamusal ve siyasal hayata yansır?

Böyle olursa (elbette tersi de olabilir ama) arzu edilen siyasi gerginliğin düşmesi, demokratik iklimin özellikle Kürt meselesi ve yumuşayacak siyasi üslup üzerinden geri dönmesidir.

Peki AK Parti'nin sınırları çizdiği ve merkezi yer aldığı bu siyasi daire dışında, seçimler sonrasına ilişkin anlamlı olan başka kim ve ne var?

Şöyle de sorabiliriz soruyu: AK Parti'nin karşısında alternatif, özellikle siyasi alternatif olarak ne var? AK Parti dışında siyasi oyunu belirleyecek kim var?

Madde madde gidelim...

1. AK Parti'nin son dönemlerde mikro siyasi alanda attığı muhafazakar adımlar, katılımcı talepler karşısındaki katı tutumu, toplumsal hareketlere tahammülsüz ve sert davranması, son günlerde ortaya atılan yolsuzluk iddiaları, iktidar bloğu içinde yaşanan, cemaat baskınına yol açan denetim kavgası, siyasi iktidara karşı 'çok katmanlı muhalefet dalgası'nın kabarmasına yol açtı.

2. Bugün bu muhalefet dalgası, daha doğrusu AK Parti'ye yönelen itiraz dalgası, dün de yazdım, 'amorf ve heterojen bir siyasi alan' oluşturuyor. Bu alan içinde başta çeşitli renkteki ulusalcılar olmak üzere eski düzenin tüm aktörleri, AK Parti'ye uzun yıllar destek vermiş olan yeni dönem aktörleri, liberaller, sol demokratlar, Gülen cemaati ve dünün medyatik ve ekonomik merkezi bulunuyor.

3. Bu grupların taşıyıcısı yok. Ve hemen hepsi dolaylı ya da doğrudan bir şekilde AK Parti'yi bertaraf edebilecek, zayıflatacak bir aktör, temsilci peşinde koşuyorlar. Ana muhalefet partisi bile aynı psikolojide, kendisini AK Parti'yle yarıştırabilecek bir lider, taşıyıcı arayışında görünüyor.

Yerel seçimlerde Türkiye genelinde bunu bulmak zor.

Ancak il bazında beklentiler var, özellikle İstanbul bu açıdan önemli bir beklenti ve umut havuzu oluşturuyor. Ve bu çerçevede amorf muhalefet katmanın seçmen davranışı olarak istikameti Sarıgül gibi görünüyor.

Siyasi alternatif sorusunun yanıtı simgesel olarak Sarıgül ise, üzerine düşünülmesi gereken çok şey var demektir.

Bula bula Sarıgül'ü bulmak...

Üstelik yolsuzlukları dilinden düşürmeyen, yolsuzluklar üzerinden siyasallaştığı ifade edilen bir kitlenin hemen her yönüyle 'ağır etik sorun'u temsil eden Sarıgül'e sarılması Türk siyasal sistemi açısından hüzün vericidir.

'Denize düşen yılana sarılır ya da Sarıgül' başlıklı yazıda dile getirmiştim:

'Erdoğan, Bahçeli ya da Kılıçdaroğlu'yla ilgili sorular, sorunlar, memnuniyetsizlikler temel olarak 'siyasi'dir. Sarıgül ise popülist ve en alt düzeyde ve her tür güç merkeziyle ilişki içerisindeki klientelist tavrıyla, özetle bugünkü kadar gösterdiği performansla siyasi değil, etik bir sorunu temsil etmektedir. Sarıgül'ün muhtemel başarısı bu etik meselenin parlamenter hayata taşınması, farklı bir düzey sorununun ortaya çıkması demektir...'

Türkiye sadece hakim tek modelini inşa etmiyor, aynı zamanda bunun krizini yaşıyor. Hakim tek partiyle yükselişi yaşadık.

Peki iniş mümkün mü?

  • Abone ol