Algı saflaşması algı bozukluğuna da yol açıyor.

Muhafazakar kesimin tek ayaklı siyasi algısına bir kaç gün önce değindik. 'Cemaat' merkezli, onun dışındaki her gelişmeyi sıradanlaştıran ya da cemaat çatışması içinde konjonktürel olarak anlamlandıran bir algı bu.

Bunun karşısında başka tek ayaklı bir algı var: Ülkedeki tek sorunu 'yozlaşma' olarak gören, bu dahil tüm sıkıntıları Erdoğan'a ve otoriterliğe indirgeyen sağcısıyla solcusuyla laik-modern kesim algısı...

Buradan devam edelim...

Ses kayıtları 'düzen halısı'nın altındaki kiri ortaya çıkardıkça ve bu kir eksiğiyle fazlasıyla, haklısıyla haksızıyla AK Parti ve Başbakan Erdoğan'a mal edildikçe söz konusu algı derinleşiyor.

Derinleştikçe bozukluk yaşıyor.

Bozukluktan kastımız siyasi seçicilikle ilgilidir...

Bozukluk diyoruz zira kanaat önderleri ve gazeteleriyle laik-modern kesimin, devlet içindeki cemaat dokusunun yol açtığı 'demokratik hasarı' görmezden gelmesi veya hafifsemesi 'demokrasi açısından ciddi bir sorun ve risk oluşturmakta'dır.

Hükümete yönelik devirme ve yıpratma girişimleri bir yana, Türk siyasal sistemi (askeri darbeler dışında) kuruluşundan beri görmediği çap, nitelik ve derinlikte bir sorunla karşı karşıyadır. Yargı ve emniyete, TİB, TÜBİTAK gibi kuruluşlara devlet dışı bir topluluk tarafından sızılmış, devlet mekanizması içeriden başka bir amaçla ve enformel yollarla kısmen ele geçirilmiştir.

Bunu görmemenin, görmezden gelmenin, faturasını Erdoğan'a çıkararak geçiştirme siyaseten ölümcül çağrışımlar yapar.

Bunda yaşanan kavganın elbet payı var.

Ortalığa saçılan kayıtlarının içeriği özellikle modern-laik kamuoyu üzerinde olumsuz ve eleştirel duruşunu teyit ettirici büyük bir etki yapıyor. AK Parti'nin hükümet tarzıyla, yargı, basın, iş dünyası ilişkileriyle demokrasi açısından sorun taşıyan, kuvvetler ayrılığı açısından sınır aşan ilişkileri üzerinden seküler kesimdeki mevcut itiraz siyasallaşması daha da derinleşiyor.

Buraya kadar şaşırtıcı her hangi bir şey yok.

Ancak bunlar dışında AK Parti'ye yönelik allerji o denli büyük ki, ses kayıtlarının içeriğine verilen dikkat bunlarla ilgili kaynak ve meşruiyet sorunlarında devreye girmiyor.

Başbakan ve bakanlar dinleniyor. Devletin tüm kriptolu telefonlarının cemaatin dinlemesi altında olduğu ortaya çıkıyor. Bunlara karşılık 'doğru dürüst bir soru, bir basın tepkisi' yok...

Bu durum, ses kayıtlarını hazırlayan ve servis eden yapının bırakın sorgulanmasını, tersine adeta doğrulanmasına yol açıyor.

Doğrulanan yapı şu: Cemaat yayıldığı diğer kurumlar dışında, 'merkez'de beşli bir blok oluşturmuş durumda 'polis, savcı, hakim, denetim (hsyk), yargıtay'... Dinleme yetkisi olan özerk kurulları denetliyor, istediğini dinliyor, tutukluyor, mahkum ediyor. Devlet kurumlarının içini boşaltıp bu yolla kadrolaşmaya çalışıyor. Ellerindeki bilgileri gazeteleri ve siteleri üzerinden yayıyor.

3000 kişilik dinleme listesinin varlığı geçenlerde İstanbul Başsavcılığı tarafından onaylandı.

Son haber Anadolu Ajans'ından:

'TİB'de dinlemeler konusunda yapılan inceleme ve soruşturmalar kapsamında elde edilebilen verilere göre 2012 yılında 257 bin 454 kişi, 2013 yılında 252 bin 062 kişi olmak üzere toplam 509 bin 516 kişinin dinlendiği tespit edildi...'

Bunlar sadece o beşli blokun ürettiği yasal olan dinlemeler. TİB'in yasal olmayan dinlemeler yaptığına olan inanç devlet içinde 'tam' ve bu konuda soruşturma sürüyor.

Bunu görmemek nasıl mümkündür?

Başbakan'ın ve hükümetin bu dokuya yönelik tedbir paketlerinin 'züccaciyeci dükkana fil sokmak' gibi olduğunu biliyoruz. HSYK ve İnternet yasaları buna örnek. Bu tür tedbirlerin seçimler sonrası tasfiye ve adli süreç eşliğinde devamının geleceği kesin.

İki gün önce başbakan Facebook ve Twitter'da kapatma dahil önlem alınabileceğini söylüyordu.

Bu tür girişimler modern-laik kesimde büyük bir tekiyle karşılanıyor.

Bu doğal ve gerekli...

Ancak gerekli olan bir başka şey daha var: Cemaat tehlikesini görmek, bunu AK Parti allerjisine kurban etmemek ve alınacak önlemlerin bu yolla, bu destekle, bu meşruiyetle demokratik olmasını sağlamak...

Demokratik zıplamayı zorlamak...

  • Abone ol