Meşruiyet, benim kuşağım için her zaman en önemli kavram ve meselelerden birisi oldu.

Bugün Türkiye otoriterlik, yolsuzluk, kalkışma, cemaat gibi tartışmalar kadar meşruiyet sorunuyla da kuşatılmış bulunuyor. Meşruiyet, daha doğrusu meşruiyet eksikliği kendi başına dev bir mesele oluşturmakla kalmıyor, her bir tartışmanın merkezinde de yer alıyor.

Bunun kuvvetli belirtilerini hem siyasette hem basında izliyoruz.

Dün aktardım, BDP Eş Başkanı Demirtaş'ın şu sözlerini:

'Hukuk dışı, kanun dışı dinlemeler yapılmış, özel hayatlar dinlenmiş, bunlar gayri meşru yollarla servis ediliyor ve bizden bunlar üzerinden siyaset ve muhalefet yapmamız isteniyor. Biz ilkesel olarak buna karşıyız. Bu tuzağa düşmeyiz...'

Demirtaş'ın ve Kürt Hareketi'nin bu örnek tutumu AK Parti'ye destek, otoriterlik ve yolsuzluk tartışmalarını görmezden gelmek ya da bunların dışında kalmak anlamına gelmiyor. Tersine meşru siyaseti meşru yollardan talep etmeyi ifade ediyor.

Ne var ki BDP dışında siyasi aktörler arasında 'meşruiyet meselesi'ni önemseyen yok.

Basının durumu çok farklı değil.

Dinleme, ses kayıtları furyasında öyle bir noktaya geldik ki, iş her anlamda şirazesinden çıktı. Karşımızda tek bir kayıt ya da dosya veya mesele yok, yüzlerce çeşitli, dağınık, kimi anlamlı kimi anlamsız kayıtlar silsilesi var.

Yasal ya da gayri yasal bu kayıtlar yolsuzluk, usulsüzlük, özgürlük gibi konularda kamuoyunu ilgilendiren içeriğe sahip oldukları sürece, gazeteler ve gazetecilerin meşru malzemelerinden biri haline gelir, buna şüphe yok. Bununla ilgili arkamızda onlarca örnek var, teamül var, AİHM dahil mahkeme kararları var.

Bunun yanında söz konusu kayıtlar, özel hayat teşhiri dahil dev bir çuval oluşturuyorsa, kimi aktörlere yönelik sistematik karalama amacı taşıyorsa, bu niyetle Başbakan üç yıl boyunca birileri tarafından sürekli kayıt altında tutulmuşsa, elde edilen malzemeler seçim arifesinde siyaseti dizayn etmek için kullanılıyorsa ve bu devlet gücünün bir grup tarafından sistematik bir şekilde kötüye kullanımıyla yapılıyorsa, en nihayet ülkedeki siyaset yapma tarzı ve siyaset algısı bu gayri meşru kayıtlarla şekilleniyorsa, bunlar da kendi başları ağır siyasi durumlar oluşturmaz mı? Gazete ve gazetecinin alanına girmez mi? Sorumluluğuna değmez mi?

Sedat Ergin'in sorduğu şu soruyu hatırlatalım:

'Yasadışı yollardan elde edilmiş kayıtların meşru bir siyasi mücadele yöntemi olarak kullanılmasını kabul ediyor muyuz?'

Herkesin kendi cemaatinin içinde tek gerçekle soluduğu, anlamayı bir kenara ittiği, diğerlerine gazetecilik ve etik dersi verdiği şu günlerde, bu soruyu atlayanlar çıplak hale düşmez mi?

Nasıl bir Türkiye'de yaşıyoruz?

Bir deneyin, demokratik düzeni yerleşik bir ülkeden gelen birine, örneğin bir Batılı'ya Türkiye'deki durumu anlatın.

Yolsuzluk, yozlaşma, otoriterleşme gibi iddiaları hemen anlayacaktır.

Peki, başta yargı ve emniyet olmak üzere kimi devlet kurumlarının masonik bir yapı tarafından kontrol edildiğini, bu yapının devlet gücünü keyfi biçimde kullanarak siyasi mücadele verdiğini, üç yıldır yaptığı gizli dinlemeleri piyasaya sürerek siyaseti ve muhalefeti bu çerçevede gayri meşru bir zemine ittiğini anlatsanız ve bunu demokrasi açısından yorumlamasını isteseniz ne yanıt alırsınız sizce?

Muhtemelen duyacağınız şey anlattığınız durumun ve düzenin 'demokrasiyle uzaktan yakından ilgisinin bulunmadığı' olacaktır.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay bir süre önce şunları söylüyordu:

'Dinleme kararının sayısı 1 milyonu aştı. Hem TİB'de hem adliyede, hem emniyette, bunlar inceleniyor. Hangi hakimler bu kararları vermiş diye. Hiç bir gerekçe, delil yok. Yani önlerine gelen şeyi imzalamışlar. Bir ülkede bu kadar adli dinleme olabilir mi?.'

Bu rakamlar yasa dışı dinlemeleri değil, yasalara uydurulmuş gayri meşru dinlemeleri tanımlıyor.

O zaman hemen ve tekrar söyleyelim:

Yolsuzluk tartışmaları kendi başına vahimdir.

Otoriterleşme meselesi temeldir.

Türkiye bunlarla hesaplaşır.

Ancak siyasi ve demokratik değer sistemi açısından en önemlisi yukarıda altını çizdiğimiz meşruiyet tartışmasıdır.

Türkiye bunu görmezse kendi etrafında dönmeye devam eder.

 

  • Abone ol