Yarın Türkiye siyasetin geleceğini önemli ölçüde etkileyecek bir seçim için sandık başına gidecek.

Seçim sonuçlarına dair sorular zaman içinde biçim değiştirdi.

Erdoğan'ın seçimleri alacağı, ancak bunun birinci turda mı yoksa ikinci turda mı olacağı ana soruydu.

Adayların ve siyasi partilerin performansları gösterdi ki, muhalefetin ikinci turda 'büyük kapışma' beklentisinin karşılığı yoktu. Tayyip Erdoğan'ın seçimleri ilk turda alacağı kısa zamanda kamuoyunda kesin bir kanaat haline dönüştü, yapılan tüm araştırmalar buna işaret etmeye başladı.

Ve seçimlere bir kaç gün kala ana soru birinci turun oy oranları etrafında sorulmaya başladı. Adayların birinci turda alacakları oy oranlarının meşruiyet, güç ve seçim sonrası dengeler açısından ne denli önemli olacağı ortaya çıktı.

Örneğin Demirtaş'ı, HDP'nin Türkiyelileşme ve muhalefet asli temsilcisi olma fikrini önemseyenler için, bu adayın alacağı her puan bir umut olarak telaffuz edilmeye ve tanımlanmaya başlandı.

Pazar gecesi 'dananın kuyruğu kopmuş' olacak.

Bugün eldeki ipuçlarıyla yetinelim.

Konda, Tarhan Erdem'in, güvenilir, sınanmış kamuoyu araştırma şirketi, son araştırmasını yayınladı. Buna göre Erdoğan yüzde 57, İhsanoğlu yüzde 34, Demirtaş yüzde 9 oy alacak. Hata payının artı-eksi 2,5 civarında verildiği dikkate alınırsa:

Tayyip Erdoğan yüzde 54,5 ila 59,5 arasında,

Eklemettin İhsanoğlu yüzde 31,5 ila 36,5 arasında

Selahattin Demirtaş yüzde 6,5 ila 11,5 arasında bir oy potansiyeline sahip...

Seçimlerin bu istikamette sonuçlar vermesi bana makul görünüyor. Çatı adayına oy verme ihtimali olanlarda katılım oranı düşerse Erdoğan'ın oy oranı daha da artacaktır.

Böyle bir tablo hiç şüphe yok kazanan açısından son derece önemli ve güçlü bir meşruiyet kaynağı olacaktır. Tayyip Erdoğan'ın seçim sonrası ne zaman istifa edeceğinden tutun, seçilmiş cumhurbaşkanı olarak AK Parti'deki yeni yapılanmaya nasıl nezaret edeceğine, nasıl bir cumhurbaşkanı pratiği üreteceğine kadar etkili olacak oranlardır bunlar.

Buna karşılık İhsanoğlu'nun oy oranı onu tercih eden iki ana partinin, CHP ve MHP'nin toplam oy oranının çok altına inerse (ki mevcut tabloda bu, 10 puan olarak görünüyor) gerek CHP'de gerek MHP'de bu durumun ciddi siyasi sonuçları olacağı gibi, bu iki partinin 2015 Genel Seçimleri'nde 'birleşik cephe' olarak hareket imkanları tümüyle ortadan kalkacaktır. İhsanoğlu tercihinin siyasetsizlik üzerine kurulu, salt engelleme amaçlı bir strateji olarak açacağı derin yara, 2015 seçimlerini de etkileyecektir. Başka bir ifadeyle siyasetsizliğin bedeli muhalefet açısından ağır olacaktır.

Demirtaş'ın ise yüzde 9-11 arası bir oy aldığı andan itibaren yeni bir siyasetin, muhalefette yeni bir oluşumun doğma ihtimali de belirmiş olacaktır. Bu oluşum sadece AK Parti karşıtlığı üzerine değil, aynı zamanda Kürt sorununun ulusallaşması, ilkeli ve meşru siyaset, demokratik mücadele rekabet üzerine oturma ihtimaline de sahiptir.

Şimdiden Pazar günü demokrasi için hayırlı olsun, diyelim.

Seçim sonrası sonuçların yorumlarında buluşmak üzere...

  • Abone ol