Birleşmiş Milletler (BM) tam da bugünler için kurulmuştu: Geçen yüzyılda çıkan iki büyük savaşla yıkım ve kıyım yaşamış Avrupa’dan hareketle, dünyayı kana bulanmaktan kurtarmak, savaş çıkmasını önlemek, çıkmışsa sona erdirmek üzere...

Suriye’de 100 binden fazla insanın canını alan iç-savaş iki yılı aşkın bir süredir devam ediyor; BM eli-kolu bağlı bir görüntü veriyor...

Üyesi bir ülkenin kendini tüketmesini izlemekle yetiniyor BM...

‘’Ne yapabilirdi?’’ demeyin, çünkü geçmişte buna benzer durumlar çıktığında daha aktif bir tavır sergileyebilmişti BM; kimini Güvenlik Konseyi’nden ortak bir karar çıkararak, kimini Genel Kurul’un takdiriyle... Bazen Konsey ve Genel Kurul engeli BM Genel Sekreteri’nin inisiyatif üstlenmesiyle de aşılabildi...

Nedense BM bu defa fazla faal değil...

Rusya (bir dereceye kadar Çin) önemli birer engel; bu iki ülke Güvenlik Konseyi’nde ‘veto’ haklarını kullanarak Baas rejiminin sergilediği vahşeti durdurmayı önlüyorlar... Rusya’nın başlıca derdi, Tartus’taki askeri üssünü korumak... Baas Partisi kadrolarıyla Sovyet döneminden akrabalık bağları bulunması da önemli bir etken... Çin de, Rusya gibi, uluslararası ilişkilerde dikkate alınması gereken bir ülke olduğunu gösterme çabasında...

Bir parmak ‘Hayır’ diye kalktı mı, BM Güvenlik Konseyi kilitleniveriyor...

Çin ve Rusya ‘veto’ kartını güç projeksiyonu için adaletten uzak bir biçimde kullanıyor da, Güvenlik Konseyi’nin ABD ile hareket eden diğer üyeleri (İngiltere ve Fransa) çok mu âdil? Hayır; onların da özellikle İslâm Dünyası’nı ilgilendiren konularda ne kadar tutuk ve tek taraflı tavırlar sergilediklerini görüyoruz.

Dünyanın savaştan uzak, güvenlikli bir iklime sahip olması amacıyla kurulmuş BM, zaman zaman elde edilebilecekmiş gibi gelen bu iklimi pasif kalarak zehirliyor...

Yapısal değişikliğin zamanı; ama bu nasıl sağlanacak? İkinci Dünya Savaşı’nın galipleri gözetilerek oluşturulmuş BM sistemi, sistem sayesinde ayrıcalıklı konumlara sahip olmuş ülkelerin izin vermemesi sebebiyle, kendini gelişen şartlara göre yenileyemiyor.

Sistem, büyüyen ve gelişen ülkelerin durumlarını dikkate almadığı gibi, bölgeler ve kimlikler arası adaletli temsili de gözetmiyor... Koskoca İslâm Dünyası’ndan bir tek ülke yok Güvenlik Konseyi’nin sürekli üyeleri arasında; Güney Amerika ve Ortadoğu da temsil edilmiyor...

Halbuki ‘veto’ hakkı daha çok onlara karşı kullanılıyor...

BM Genel Kurulu bu yıl da eylül ayının şu günlerinde ilk toplantısını yaparak tatil rehavetini üstünden atacak.

Salı günü, ülkelerin devlet veya hükümet başkanları, BM amblemli kürsüye çıkarak, dünya olaylarına nasıl baktıklarını açıklayacak, 2015 sonrası kalkınma gündeminin anahatlarının çizilmesine katkı sağlayacaklar...

Küçümsediğim yok, tersine BM’yi de, misyonunu da önemsiyorum. Katılımcıların kalabalığı dünyanın da BM’yi önemsediğinin nişanesi... Sorun, bu önemli örgütün, kuruluşunda öngörülmeyen gelişmeler yüzünden çağ ile uzlaşmayan yönlerinin nasıl törpüleneceği, günümüz şartlarına nasıl uyum sağlar hale getirileceği...

Vicdansız bir uluslararası sistemle yola devam çok zor.

  • Abone ol