Yazıları yazarken, sıra tarih atmaya geldiğinde, yılı belirten kısımda elim kendiliğinden ‘5’ rakamına gidiyor; her seferinde önce 2015 yazıp sonra onu 2014 olarak düzeltiyorum...

Daha yeni başlamış bu yılın bir an önce bitmesini isteyenlerdenim.

Sebebi basit: Çok yoğun ve pek üzücü geçiyor bu yıl... Önceki gün, iki savcının istediği, bir mahkemenin verdiği izinle binlerce kişinin telefon görüşmelerinin dinlenip kaydedildiğini öğrenerek güne başladık; günü, Başbakan Tayyip Erdoğan ile oğluna ait olduğu söylenen ve eve istif edilmiş paraları nereye saklayacaklarını konuşan sesleri YouTube’ta dinleyerek tamamladık...

İkisinin de yalan, yanlış, uydurulmuş olmasını arzu ederek...

‘Komplo’ sözcüğüyle ifade edilebilen girişimlerin ‘inanmayı kolaylaştırıcı’ yönleri vardır; inandırmak üzere kurgulanırlar çünkü... Belgeyse, kâğıdından zarfına ve içinde yazılanlara kadar her şeyi ‘’Ben sahteyim’’ diye bağırmaz; bir ses kaydıysa, dinlerken seslerden hareketle ‘’Bu çakma’’ diyemezsiniz...

Cep telefonlarını dinleme kararı verdiği ismen belirtilen savcıların ‘’Hayır böyle bir şey yok’’ demesi, ne yalan söyleyeyim, beni rahatlatmıştı; tâ ki, yeni başsavcının ‘’Maalesef doğru, 2248 kişi gerekmediği halde dinlenmiş’’ açıklamasına kadar...

Hükümetin derhal yaptığı ‘’Sahte’’ açıklaması, Başbakan Erdoğan’ın partisi grubunda ‘’Baştan ayağa sahte’’ demesi, ardından ABD’de görüşlerine başvurulan uzman kuruluşun ilk raporunun dinlediğimizin ‘montaj ürünü’ olduğu kanaatini desteklemesi rahatlatıcı...

Keşke bir liste eşliğinde yayınlanan ‘usulsüz dinleme’ belgesi de ‘sahte’ çıksaydı... Devlet görevlisi olmaları yanında her vatandaşın kendilerine ‘adalet dağıtıcısı mübarek insanlar’ gözüyle baktığı güvenlik ve yargı mensuplarının üzerlerine vazife olmayan işlere bulaştıkları, benim havsalamın kabul edebileceği bir şey değil...

Çirkin bir şey...

Sadece inandırmak üzere kurgulanmaz ‘komplocu’ girişimler, amaçları da çirkindir... İnsanları manipüle ederek başka türlü asla erişemeyecekleri sonuçlara doğru yönlendirirler; bunu sağlamak için, şantaj ve rüşvet dahil her türlü kirli yola başvururlar. Aklın doğruyu yanlıştan kolayca ayırabilmesini engeller, yanlışın doğru veya doğrunun yanlış olarak algılanmasını sağlarlar.

O duruma geldiğinizde, amaçladıkları neyse, onu arzu edecek durumdasınızdır...

İnsanın ‘akıllı bir mahluk’ olma özelliğinin yok edilmesi üzerine oturur ‘komploculuk’...

Aklı olmayınca mükellefiyetleri de üzerinden kalkar insanoğlunun...      

Bunun, meraklı başka kulaklarca dinlenmediği ve kayda alınmadığı için iki kişi arasında kalacağı hissiyle en mahrem konuların bile bütün açıklığıyla konuşulduğu telefon cihazı üzerinden yapılması ise ‘komplocu’ tâifesinin dahi aşağılayacağı türden bir çirkinlik... En hafifi kişisel tatmin en ağırı da yasal olmayan niyetlerle gerçekleştirilmiş dinlemelerin, ‘hukukilik’ kılıfı kazandırılarak yapılması vahşi tavrını da artı bir çirkinlik olarak hesaba eklememiz gerekiyor...

Ne yönden baksanız pis bir iş...

Umarım, bütün bunlara ek başka çirkinlikler de, Başbakan Erdoğan ile oğlunu hedef alan ‘çakma kaset’ işiyle dinleme çirkinliğini yapanlar arasında cürüm yakınlığı da yoktur.

Şu 2015 yılına hayırlısıyla bir ulaşsak...

  • Abone ol