Süleyman Demirel böyle durumlarda “Doğmamış çocuğa don biçilmez” der ve tartışmayı en baştan keserdi.

Henüz yeni referandumdan çıktık. Kampanya sırasında en fazla konuşulduğu için hafızalarımıza çakılı kalan konu, seçimlerin 2019 yılında yapılacağı idi. Cumhurbaşkanlığı seçiminin tarihi bile belli: Kasım 2019…

Yeni cumhurbaşkanını seçmek için neredeyse 2,5 yıl sonra sandığa gidilecek…

Lafın gelişi ‘yeni’ demem; mevcut cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan‘ın 5’er yıllık iki dönem daha seçilme hakkı var ve en favori aday yine o…

Böyle bir durumda cumhurbaşkanı arayışına mahal var mı?

Öyleyse günlerdir ne tartışılıyor Allah aşkına?

Esas sebebi faş ediyorum

Galiba tartışma konusu bir sonraki seçimde Tayyip Erdoğan‘nın karşısına cumhurbaşkanı adayı olarak kimin çıkacağı gibi görünse de.. esas başlatılan.. CHP içindeki başkanlık yarışı…

Deniz Baykal yeniden CHP’nin başına geçmek istiyor ve 2,5 yıl sonra yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimini kampanyasına girizgah olarak kullanıyor.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün dün yaptığı açıklamayı bu arka-planı zihinde tutarak okumak gerekiyor. Kendisi Demirel üslubuyla “Doğmamış çocuğa don biçilmez” diyemediği için “Ciddiye almadım” cümlesiyle hislerini dışa vuruyor.

Bu vesileyle de, kendisi ve kendisi gibi AK Parti kurucu kadrosu içerisinde yer almış yol arkadaşlarına yönelik, kendilerini iktidara yakın gibi gösteren birlerinin sosyal medya aracılığıyla yürüttükleri yıpratma kampanyasına isyanını da dile getiriyor 11. Cumhurbaşkanı…

Seçimde aday olma konusuna yaklaşımı?

Tavrı, “Bunu konuşmanın ne yeri ne de zamanı” diye özetlenebilir.

Kendimi ‘sosyal medya’ denilen alanın tezviratlarına kesin bir biçimde kapalı tuttuğum ve hakkımdaki tezviratları bana aktarma çabasına girenlere de bu tavrımı yansıttığım için, o alanda neler olup bittiğinden haberdar değilim.

Ancak ‘paralı tetikçi‘ kullanıldığını ve bazılarının da kendilerini beğendirme amacıyla bu görevi gönüllü üstlendiğini biliyorum.

Beğendirmeye çalışılan kişiler araya mesafe koydukları halde…

En son, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın da o tiplere ayar verdiğini gördük, işittik.

Ancak yine de devam edeceklerdir.

Etmesine etsinler de, seviyeyi çok aşağılara düşürdüklerinden, onlar yüzünden iktidarın façası bozuluyor.

Referandumda ‘Hayır’ oylarının ‘Evet’e yakın çıkmasının bir sebebi de, AK Parti’ye yakın duran ve pekala ‘Evet’ oyu kullanabilecek olan bir kesimin, seviye düşüklüğüne tepkisidir.

O tepkinin büyümesinden ve 2019’da yapılacak yerel, genel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini de etkilemesinden şimdiden endişe duymalıdır AKP.

CHP’ye gelince

Deniz Baykal genel başkanlık yarışını CNN Türk‘teki çıkışıyla başlattı. Geçen kurultayda genel başkanlığa soyunmuş ve başarılı olamamış Muharrem İnce “Ben de varım” demekte. Kemal Kılıçdaroğlu da koltuğunu boşaltmak niyetinde görünmüyor.

Kılıçdaroğlu “Ben çekiliyorum” demediği sürece, rakiplerinin onu devirme şansı neredeyse sıfır…

Şanslarını 2,5 yıl sonra yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi havasını günümüze taşıyarak artırma çabası sergiliyor Kılıçdaroğlu’nun rakipleri; bu yolla AK Parti’nin de içini karıştırıyorlar ve bu da işlerine geliyor.

Referandumda ‘Hayır’ oyu kullanmış yüzde 49’luk kesim CHP’nin ve CHP’ye genel başkan olmak isteyenlerin iştahını kabartıyor.

Oysa hepimiz gibi onlar da CHP’nin oyunun yüzde 25’e demirli olduğunu, bilinen söylemi devam ettikçe oranın değişmeyeceğini biliyor.

Söylem değişikliği umudu alınabiliyor mu isimleri ortada dolaşan CHP’lilerden?

‘Hayır’ oyu kullanmış bir kısım HDP seçmeninin hoşuna gidecek, liderlerine rağmen ‘Evet’ oyu kullanmaya elleri gitmemiş MHP seçmenine cazip gelecek, geleneksel olarak hep AK Parti’ye oy kullandığı halde referandumda ‘Hayır’ diyen tatminsizleri tatmin edecek formülleri var mı?

Partilerinin tabanını kendilerini iktidara taşımaya yarayacak kadar genişletemedikleri taktirde ülkeyi yönetme şansları olamayacağını, oylarıyla cumhurbaşkanı seçtiremeyeceklerini bildikleri halde, yürüttükleri kavga neyin nesi?

Seçimine daha 2,5 yıl varken 2019 sonrası cumhurbaşkanının kim olabileceğini bilebiliyorsak, bunun sebebi CHP’nin siyasi kodamanlarıdır.

Kenardan gelişmeleri izlemekle yetinen Abdullah Gül‘ü sahneye çekme çabalarının ise.. hiçbir mantığı yok.

  • Abone ol