Brüksel’de ABD’nin ve Fransa’nın yeni devlet başkanlarını diğer üye ülkelerin liderleriyle tanıştırıp kaynaştırma amaçlı NATO’nun olağanüstü toplantısı ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğraf çekilirken ön safta görünmek için başka ülkeler liderlerini itip kakarak etrafını dalgalandırmasıyla tarihe geçeceğe benziyor.

Oysa, toplantıda, NATO tarihi açısından olağanüstü bir karar alındı: Savunma amaçlı bir örgüt olarak kurulmuş olan NATO, ABD’nin bastırmasıyla, IŞİD karşıtı koalisyonda yer alacak…

Seçildiğinden beri “NATO’ya ödediğimiz katkıyı kısarım” deyip duruyordu Trump; para musluğunu açık tutmayı herhalde bu şarta bağlamış olmalı.

Amerika’nın ve diğer bazı Batı ülkelerinin yanlış politikalarının ürünü olan terör örgütü IŞİD, böylece, başka yan ürünlere ek olarak NATO’ya da işlev kazandırmış oldu.

NATO’nun yeni dönemde yükleneceği ilk misyon bölgedeki AWACS denetim uçaklarının sayısını artırmak olacakmış…

Thatcher.. Claes.. Quayle.. Berlusconi..

Kuzey Atlantik Antlaşma Organizasyonu adının kısaltılmışı olan NATO, İkinci Dünya Savaşı’ndan muzaffer çıkan devletler tarafından, bir başka muzaffer ülke olan Sovyetler Birliği’nin ideolojisiyle temsil ettiği tehdidin askeri örgütü Varşova Paktı’na karşı kurulmuştu.

Sovyet Sistemi yıkılıp Varşova Paktı ortadan kalktığı dönemde (1989 sonrası), artık amaçsız kaldığı halde, NATO, eski Sovyet bloku ülkelerini teker teker saflarına katarak, daha geniş bir ittifaka dönüştü.

Daha ortada 11 Eylül (2001) gibi ve ondan sonra değişik ülkelerden başını çıkaran el-Kaide veya IŞİD terör örgütlerinin eylemleri gibi gelişmeler yaşanmamışken.. NATO zirvelerinde, İslâm Dünyası’nın hedefe konulacağının işaretleri alınmaya başlamıştı…

İlk fark edilme NATO’nun İskoçya’nın Turnberry kentinde toplanan (7-8 Haziran 1990) NATO Zirvesi’nde evsahibi İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher’in “Yeni düşman İslam Dünyası’ndan çıkacak” sözleri ile olmuştu.

NATO Genel Sekreteri (1994-1995) Belçikalı Willy Claes, Baba Bush dönemi başkan yardımcısı Dan Quayle (1989-1993), İtalyan Başbakanı Sylvio Berlusconi de sonradan koroya katıldılar.

Berlusconi, International Herald Tribune gazetesine göre (27 Eylül 2001), şöyle diyordu:

“İnsan haklarına ve dine saygı duyulmasını garanti eden, ülkelerimizdeki zenginliğin de temelinde yatan değerlerin oluşturduğu uygarlığımızın üstünlüğünden kuşkumuz olmamalı. İslâm Dünyası’nda böyle bir saygı yok ve bu sebeple geri. Üstün değerlere sahip Batı yeni insanları Batılaştırıp (Occidentalize) fethetmek zorunda. Komünist Dünya ile İslâm Dünyası’nın bir bölümünde bu oldu, ama maalesef İslâm Dünyası’nın bir bölümü 1400 yıl geride.”

Berlusconi bu sözleri, Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder ve Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin ile görüşmesi ardından dile getirmişti.

Üçlü görüşmede konuşulanların gevşek bir ağız tarafından dışarıya yansıtılması kabul edebiliriz bu konuşmayı…

Bernard Lewis ve Samuel Huntington

Şaşırdık mı? Hayır. ThatcherClaesQuayle ve Berlusconi gibilerin ‘İslâm’ konusunda böyle bir noktaya gelmesinin altında, Bernard Lewis ile Samuel Huntington gibi ‘uzman’ bilinen isimlerin teori katkısı yatıyor.

Lewis’in The Atlantic Monthly dergisinde (Eylül 1990) yayımlanan “The Roots of Muslim Rage” (Müslüman öfkesinin kökleri) başlıklı makalesi ile.. Huntington’un ilk önce bir konferansta işlediği (1992), daha sonra (1993) Foreign Affairs dergisinde makale olarak yayınlanmış, 1996 yılında da kitap halini almış ‘The Clash of Civilizations’ (Uygarlıklar Çatışması) tezi Batılı devlet adamlarını etkilemiş görünüyor.

Bu arka-planı bu kadar uzun tutmamın sebebi şu: NATO’nun Brüksel’de aldığı IŞİD ile mücadele koalisyonu içinde yer alma kararı önemli.

Örgütün tek Müslüman üyesi Türkiye açısından özellikle…

ABD’nin tek başına bu bölgeyi ne hale getirdiğini yaşayarak gördük; şimdi buna bütün Batılı ülkelerin ortak girişiminin katılması.. bölgeyi daha büyük ateşlerin içine atabilir.

Bu kararın Batı ile çekişmeli bir dönemde meydana gelmiş olması, Türkiye ile yollarını ayırmak istemelerini bile getirebilir. Bizde de bazı çevrelerde “NATO’dan ayrılsak daha mı iyi olur” zihin eksersizleri yapıldığını da biliyoruz.

Türkiye ve İslâm Dünyası için ‘Türkiyesiz bir NATO’ daha tehlikeli olmaz mı?

Donald Trump’ın toplantı sonrasında ite kaka öne geçme çabası yerine bu konunun üzerinde durulsa daha isabetli olacak.

  • Abone ol