Şu sıralar en az yapmak istediğim şey polemiklere konu olmak; bu sebeple eleştiri anlamına gelecek serzenişlerden bile kaçınıyorum. Birisi hakkında olumsuz bir şey yazacak olsam, o kişinin adını vermekten uzak duruyorum.

İçinden geçtiğimiz günlerin bunu gerektirdiğine inanıyorum.

Yanlışları düzeltiyorum

Bu hafta burada iki medya değinisi okudunuz. İlkinde, AK Partililerin olağanüstü itibar ettikleri bir yazar, Prof. Ahmet Davutoğlu’nu aynı ad ve soyadını taşıyan bir ilahiyatçı ile karıştırmıştı; eski başbakanın bizzat yazdığı eserlere bir de 18 ciltlik fıkıh kitabı tercümesi eklemişti durduk yere…

Yazar yanlışını hatırlattığımda, bana, “Davutoğlucu o” tepkisi verdi; böylece yeni bir yanlışa daha imza atmış oldu.

Dün de, Hürriyet’in bir köşesinde yer alan Kudüs ve Türk-Arap ilişkileri üzerine dokundurma yanlışını gündeme taşıdım.

Yazar “Bu Araplar var ya bu Araplar, zaten bizi sevmezler, özellikle de Filistinliler” sonucu çıkartılacak bir şeyler yazmış, Hürriyet de onu sayfalarına tanışmıştı.

İnternet siteleri “Yerin dibine geçirdi” veya “Topa tuttu” başlıklarıyla yazının muhatabı olan ismi resmiyle manşetlerine taşısalar da, yazılarımda iki yazarın da ismi yoktu.

Derdim polemik değil çünkü.

Yalnızca yapılan yanlışları düzeltmeye ve tezviratın akıllarda kalmasını engellemeye çalışıyorum.

Akif üzerinden tarihe bühtan

Hürriyet’teki köşede yer alan “Hafızamda yanlış kalmadıysa…” diye başlayan yazıya göre.. İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif İngiliz işgali altına düştüğü günlerde Kudüs’teymiş.. Türk askerinin çekildiği gün Kudüslü Arapların bayram ettiğini görmüş.. Sorduğu Araplar, şaire, “Türklerden kurtulduk ya, ona seviniyoruz” demişler…

Uzunca yazı, “Evet, bu Araplar; bir Türk’ün üzerinde ‘Halifelik Hırkasını’ görmek yerine, bu hırkayı bir İngiliz’in üzerinde görmeyi tercih ederler” hüküm cümlesiyle bitiyordu.

Falih Rıfkı Atay’ın ‘Zeytindağı’ adlı tam da o dönemi anlatan anılar kitabında geçiyormuş bu olayın anlatısı, yazarın hafızası yanıltmıyorsa…

Maalesef o dokundurmayı yazan ve onun yazısını araştırmadan köşesine taşıyan her iki yazar da yanlışta.

‘Zeytindağı’nda Mehmet Akif’in ismi geçmiyor.

Kitabı baştan sona gözden geçirdim de oradan biliyorum.

Ayrıca, Mehmet Akif’le ilgili kitapları da gözden geçirdim, onun Kudüs’e gittiğine ve böyle bir olay yaşadığına dair bir bilgiyle karşılaşmadım.

O bölgede dolaşmıştı Akif, uzun yıllar Mısır’da yaşadığını da biliyoruz, ama Kudüs’te böyle bir olayla karşılaştığına dair herhangi bir bilgi yok.

Kudüs değil, Viyana.. Falih Rıfkı değil Mithat Cemal

Kudüs’te öyle bir olay yaşanmamış Akif tarafından; ama şairimize o cümle Viyana’da söylenmiş…

Akif’in en eski dostlarından ‘Üç İstanbul’ yazarı Mithat Cemal Kuntay İstiklal Marşı şairimizle ilgili anılarını ‘Mehmed Akif’ adlı bir kitapta toplamıştır. Değişik yayınevleri tarafından basılan kitapta bu konu var.

Akif, çağdaşı Tevfik Fikret’in felsefesini paylaşmamaktadır. Fikret’in bazı şiirlerini itikadi açıdan sakıncalı bulan Akif, bir şiirinde “Şimdi Allah’a söver.. Sonra biraz bol para ver / Hiç utanmaz, Protestanlara zangoçluk eder” diye tepkisini dile getirir.

‘Haluk’un Amentüsü’ şiirindeki İnsanlık milletimdir, yeryüzü vatanım” anlamına gelen mısralara da takılmıştır Akif.

Mithat Cemal’den okuyalım:

“Sinirlerine dokunan bir mısra vardı:

Milletim nevi beşerdir, vatanım ruy-i zemin! Bu mısraı okuduğum gün acı acı gülerek;

 -Sen de bu yalana inanıyor musun? Bir Avrupalının nevi beşerinde, ruyi zemininde Türkler ve Müslümanlar dahildir sanıyor musun? dedi. Sonra tuhaf bir şey anlattı:

 -Umumi Harpte biz üç kişi Berlin’e gittiğimiz zaman Alman Hükümeti bize ne dedi bilir misin? Türklerle ittifak ettik diye Rayiştak’ta Katolik mebuslar bağırıyorlar, Müslümanlar ve Türkler gibi vahşilerle medeni Alman milleti nasıl birleşir? diyorlar. Makaleler yazınız da Türklerin ve Müslümanların da insan olduklarını bu adamlara karşı ispat edelim, dedi.

 -Acayip! Dedim.

 -Bundan daha acayibi var! dedi; yine; Umumi Harpte Viyana’da idim; bir gece Viyana kiliselerinin çanları çalmaya başladı; otelin penceresinden baktım; caddede her elde bir mum, herkes haykırıyordu. Kendi kendime: Müttefikimiz Viyanalılar galiba cephede bir muzafferiyet kazandılar dedim. Sokağa fırladım. Bir dükkancıya:

 -Bir zafer haberi mi var! dedim.

 Adam:

 -Zafer de söz mü? dedi. İngilizler Müslümanlardan Kudüs’ü aldılar: İngiliz ordusu Allenby’nin kumandasında Kudüs’e girdi. Mukaddes şehir aydan kurtuldu, haça kavuştu.”

Evet, “Türklerden kurtulduk diye bayram ediyoruz” sözü Kudüs’te Filistinliler tarafından değil, Viyana’da Avusturyalılar tarafından Akif’e bocalanmıştır…

Hafıza kayması mıdır yapılan, yoksa başka bir şey mi, değerlendirmesini sizlere bırakıyorum.

En başta da söyledim, benim derdim polemik değil, yanlışları düzeltmek…

  • Abone ol