Filmin bir yerinde, ülkesini saldırgan olmakla, etrafındaki ülkelere göz koyup işgale kalkışmakla suçlayan Amerikalı generale, kıdemli Japon general şunları söylüyor:

“Doğru, büyük savaş öncesi, Vietnam, Kamboçya, Malezya, Singapur, Burma, Endonezya, Timor ve Filipinler’e doğru genişlemeye kalkıştık Japonya olarak; iyi de biz oraları kimden aldık? Kamboçya ve Vietnam’da Fransa, Singapur, Burma ve Malezya’da İngiltere, Timor’da Portekiz, Endonezya’da Hollanda vardı, Filipinler’de ise ülkeyi İspanyollar’ın elinden alarak oraya yerleşmiş sizin ülkeniz Amerika… Ne işiniz vardı bu ülkelerde? Biz işgalciliği sizlerden öğrendik.”

Çarpıldım. Digitürk’te karşıma çıktı ‘Emperor’ filmi.

Cenaze töreninde Tokyo’daydım

Japonya’nın en muhataralı döneminde (1928-1989) imparator olarak ülkeye hükmetmiş Hirohito’nun cenaze töreni pek görkemli kaldırılmıştı. Turgut Özal başbakandı ve Türkiye onun başbakanlığı döneminde önem verilecek uzak ülkeler listesinin ilk sırasına Japonya’yı yazmıştı. Cenaze törenine Özal da katıldı, bir hafta Tokyo’da kaldı. Olayı izleyen gazeteciler arasındaydım.

Sonrasında da birkaç kez gittim Japonya’ya.

Çok değişik kültüre sahip bir ülke Japonya.

“Bizim ülkemiz” diyor filmin bir yerinde Japon general, “İki temel ilkenin üzerinde durur: Sadakat ve itaat. Ülkesine sonuna kadar sadakat gösterir Japon milleti, İmparator’un her dediğine de itaat eder.”

Zaten başlarına gelen büyük felaketin altında da kimliklerini oluşturan bu iki ilke yatıyor.

Avrupa’da çıkan ikinci paylaşım savaşına katılmamak için kendini zor tutan ABD’ye durduk yere saldırdı Japonya ve sonunda üzerine atom bombası yağdırılan ilk ve tek ülke oldu.

Amerikalılar Pearl Harbor saldırısını önemli kentlerini yerle bir ederek Japonlara ödettirdiler.

Peter Webber’in çektiği, başrollerini Tommy Lee Jones ile Matthew Fox’un canlandırdığı ‘Emperor’ filmi Hiroşima-Nagazaki’ye indirilen atom bombaları, en az 100 bin kişinin hayatını kaybettiği Tokyo’nun bombalarla yıkılması ve İmparator Hirohito’nun teslim kararı almasını takiben ülkeye ‘yüksek komutan’ sıfatıyla Gen. MacArthur’un gönderilmesinden sonra başlıyor.

Gen. MacArthur’ın, ABD Başkanı Roosevelt tarafından kendisine verilen Japonya’yı yeniden ayakları üzerine kaldırma görevi yanında bir görevi daha vardır: Pearl Harbor’a saldırma kararı vererek çok sayıda Amerikalı’nın ölümüne sebep olmuş kadronun cezalandırılması.

MacArthur savaş kararı almada Japonlar’ın kendisini ‘tanrı’ saydıkları İmparator Hirohito’nun rolü olup olmadığını araştırması işini Tokyo’ya yanında getirdiği kadrodan Gen. Bonner Fellers’e bırakır. Fellers gerçeği araştıracak ve 10 gün içerisinde raporunu MacArthur’a sunacaktır.

“Kararı o verdi” dediğinde Hirohito da diğer sorumlular gibi darağacına gidecektir.

Japonya’daki başarısının kendisine ABD’de başkanlık yolunu açacağını da ummaktadır Gen. MacArthur.

İstihbarat elemanıydı Fellers

Fellers’i Japonlar 1973 yılında ülkelerinin en değerli nişanı ile ödüllendirdiler; “İmparatoru savaş suçlusu olarak idam edilmekten kurtararak Japonya’ya en büyük hizmeti yapmış, ABD askeri karargahındaki ülkemize sevecen bakan tek subay” olduğunu özellikle belirterek…

O dedikleri doğru olmasına doğru da, Fellers de sütten çıkmış ak kaşık değil. Filmde hiç kapağı açılmayan pek çok marifeti var savaş sonrasında CIA’ye dönüşecek OSS’nin elemanı Fellers’in.

İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi Almanya İngiltere ekonomisini çökertmek için sahte Pound basmıştı (Bernhard Operasyonu). Japonlar da Çiang Kai-shek’i zor duruma düşürmek için sahte Çin parası bastılar (Sugi Operasyonu). Benzer bir operasyonu OSS’nin İtalya için düşündüğü de biliniyor. Savaşta olmalarına rağmen 1944 yılına kadar dengeli giden Japon ekonomisinin bozulmasında Fellers ve OSS elemanlarının benzer bir operasyonu rol oynamış olabilir.

Gen. MacArthur’un Japonya’ya giderken yanına Fellers’i de alması, onun gençliğinde ABD’ye öğrenci olarak gelmiş bir Japon kızıyla gönül ilişkisi bulunması sebebiyle.

Onun araştırma ve soruşturmalarıyla elde ettiği bulgular üzerine başta ülkenin başbakanı Tojo olmak üzere 6 kişi askeri mahkemede yargılanıp idam edildi.

Raporuyla Fellers “Ülkenin yeniden inşasında işbirliği yararlı olur” dediği Hirohito’nun sağ kalmasını sağladı.

Japonya’da darbe girişimleri

İmparator’a karşı bir darbe girişimi yapıldığını da öğreniriz filmden.

‘Tanrı’ gözüyle bakılmasına rağmen…

Sadece savaş sonunda değil 1936’da da boşa çıkartılmış bir darbe girişimine (1936) hedef olmuştu Hirohito; 1932 yılında da bir suikast girişiminden sağ çıkabilmişti. İmparator’un subay kardeşinin de aralarında yer aldığı askerlerin darbe girişimi kanlı biçimde bastırılabilmişti.

‘Tanrı’ sıfatını savaştan sonra bıraktı Hirohito.

MacArthur ile Hirohito.. Hatıra fotoğrafı..
Aynı fotoğrafın film versiyonu..

Filmin sonunda, MacArthur’un huzuruna çıkar Hirohito; mağrur komutana, “Savaştan dolayı Japonya’yı cezalandırmayın, suçlu arıyorsanız, o benim” dediğini öğreniriz. İkili hatıra fotoğrafı bile çektirirler.

 

Tavsiye ederim, ‘Emperor’ filmini mutlaka izleyin.

  • Abone ol