John McCain zaman zaman Türkiye konusunda çıkışlar yaptığı için ülkemizde de tanınan Amerikalı bir politikacı. Bir ara Ankara’ya çok sık gelip gitti de. Cumhuriyetçi Parti’nin öndegelenlerinden, başarısız bir başkan adaylığı da var. Aynı zamanda bir savaş kahramanı, bir gazi.

Ölümcül bir hastalığın nihai safhalarında McCain; son günlerini çiftliğinde ailesi, arkadaşları ve dostlarıyla veda görüşmeleri yaparak geçiriyor.

Cenaze törenine insanları tek tek davet ediyor.

Aynı partiden ve devlet başkanı olmasına rağmen, “Cenazeme gelmesin” mesajını göndermiş Donald Trump’a McCain

Partili arkadaşları şimdi onu bu tavrından vazgeçirmeye çalışıyor.

Önemli bir tavır bu.

McCarthy dönemini hatırlatıyor

Amerika Trump’la tanınmaz hale geldi; bundan da en fazla McCain gibi görüntü itibariyle aynı çuvala sokulabilecek olanların rahatsızlık duydukları anlaşılıyor. Fazla başarılı oldukları söylenemez. Tarih, onun gibileri de, Trump ile birlikte hesaba çekecek; bu kaçınılmaz.

Yaklaşık 70 yıl önce olduğu gibi…

Trump’lı Amerika’yı pek çok yönden 1950’lerin McCarthy dönemiyle mukayese edenler çıkabiliyor. O zaman da Amerika’da şimdikine benzer bir akıl tutulması yaşanıyordu. 5 yıldan fazla süren McCarthy’li dönemde ülke tam o durumdaydı. Her taşın altında ‘kızıl casus’ aranıyordu.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyetler Birliği’nin ABD ile çeşitli alanlarda yarışa çıkması ve nükleer silahlara sahip hale gelmesi, bunu da bazı Amerikalı bilim insanlarının yardımıyla gerçekleştirmesi rahatsız etmişti bazılarını…

McCarthy’i alkışlayan dönem manşetleri…

Senatör McCarthy“Devlette her yere kızıllar sızmış” diyerek, elinde tuttuğu ve devlette görevli komünistlerin isimlerinin yazılı olduğunu söylediği bir listeyle ortaya atılınca tam bir paranoya yaşanmaya başlamıştı ABD’de…

Hemen her alandan ‘sol’ eğilimli bilinenler tasfiye edilmiş, bazıları hapislere gönderilmiş, Kongre’de kurulan ‘Amerikan Karşıtı Faaliyetler Komitesi’ ülkede kimlerin ‘Sovyet casusu’–hatta potansiyel Sovyet casusu- olduğunu araştırma çabasına girmişti.

‘Solcu’ bilinen isimler, sanatçılar, bürokratlar Komite önüne çağrılıyor ve kendilerinden ‘komünist’ olduğunu bildikleri dostlarının isimlerini paylaşmaları isteniyordu.

Hollywood’tan silindir gibi geçti Komite; ‘Trumbo’ filmini (2015) izleyenler anlatmaya çalıştığımı biliyor olmalı.

“Kızıl tehlike gerçek, kuşkulandıklarınızı ihbar edin” diyor poster..

Tam bir ‘cadı avı’ yaşandı ABD’de.

Yıllar sonra, McCarthy’nin kameralara karşı salladığı kağıdın kuru temizleyiciye teslim ettiği giysilerle ilgili makbuz olduğu öğrenilince şok yaşanmıştı; adamın elinde iddialarını destekleyecek hiçbir bilgi ve belge yoktu.

Bugün o dönemi unutmaya çalışıyor Amerikalılar.

 Daha kötü bir dönem de var

Önceki gün, New York Times sayfalarında gezinirken, karşıma, ‘akıl tutulması’ yaşanmış daha önceki korkunç bir dönemle ilgili bir haberle karşılaştım.

Irk ayrımcılığının en keskin biçimde yaşandığı 1920’lerden söz eden bir haberle…

‘Hidden Figures’ filminin afişi..

Önceki yıl (2017) Oscar adayı olmuş ‘Hidden Figures’ (Saklı Rakamlar) filmini izlemiş olanlarınız, sırf deri renkleri farklı olduğu için ayrımcılığa uğramış kadınların yaşadıkları korkunç muameleden haberdardır.

NSA’de çalışan matematik dehası zenci kadınlar bile…

1920’lerde ise, onların renkdaşları, ırkçı çeteler tarafından linç edilebiliyordu. O dönemde yüzlerce öyle olay yaşandı.

Okuduğum haber o olayların yaşandığı eyaletlerde çıkan gazetelerin linçleri onaylayıcı yayınlarını sergiliyor.

Henry Lowery Arkansas/Nodena’da yakılarak öldürülürken olayı 500’e yakın beyaz ırkçı sevinç çığlıkları atarak izlemiş. İzleyiciler arasında yerel gazetenin muhabiri de varmış. Gazete ertesi gün, ‘Zenci’yi gıdım gıdım öldür’ manşetiyle çıkmış. Haberde, adama yapılan barbarca muamele en ufak ayrıntısına kadar zevkle anlatılıyor ve “Lowery bacaklarını ve yüzünü sarmalayan alevlere rağmen sessiz kalmayı sürdürdü” bilgisi de paylaşılıyormuş.

Lowery’nin bütün suçu ücretinin artırılmasını talep etmekmiş…

Amerikan gazetelerinden ırkçı haberler…

Montgomery Advisor gazetesi, o dönemde -19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın ilk yarısında- zencilere uygulanan iğrenç muameleleri olağan göstermede başı çekiyormuş; gazetenin şimdiki yönetmeni, geçen hafta, seleflerinin vaktiyle verdikleri ırkçı haberleri ve yayınladıkları aşağılıkça yazıları kınayan bir başyazıyla okurlardan alenen özür dilemiş…

Akıl tutulunca tutuluyor işte

Irkçı azgınlığı dönemi…

McCarthy dönemi…

Bunları yaşadıkları için, Amerikalılar, bugünlerdeki çıkışlarına yansıyan Trump’a ait görüşlerden ve o görüşlerin devlet politikasına dönüşmesinden tedirginlik duyuyorlar.

Fazla eğitim görmemiş, işsiz-güçsüz takımının Trump’a gösterdikleri ilgi de bir başka rahatsızlık kaynağı, McCain gibi ABD’yi başka ülkelere ‘örnek’ göstererek politika yapmış olanlar için…

Trump, Fransa’da Emmanuel Macron’un bile “Bu yola saparsa garanti Ortadoğu’da savaş çıkar” uyarısında bulunma ihtiyacı duyduğu İran’a karşı yeni yaptırımlar açıklamak niyetinde bugün. Evet bugün. Obama’nın kotardığı ‘nükleer anlaşma’yı fesh etme niyetinde olduğunu söyleyip duruyor.

“Akıl tutulması mı? Yeniden mi?” diye soruyor bazı Amerikalılar…

McCain de “Cenazeme Trump’ı istemem” tepkisini veriyor…

Dünyamız böyle bir dönemden geçiyor maalesef.

  • Abone ol