Bu yazıda okuyacaklarınızı Serdar Turgut‘a borçlusunuz. Onun dünkü yazısında çıktığını haber verdiği bir kitaba ulaştım ve okuduklarım beni dehşete düşürdü. Bugün sizlere ABD’deki Trump‘a fazla uzak olmayan bir çevrenin hakkımızda ne düşündüğünü ve ellerine fırsat geçerse nelerin yapılmasını istediklerini en çıplak ve çarpıcı biçimde yansıtan o kitaptan bazı cümleler aktaracağım.

Habertürk yazarı uzun yıllar önce Washington’da Hürriyet‘i temsilen bulunurken Pentagon’da makamına uğradığı bir bürokratın odasında ülkemizin bir bölümünü farklı bir devlete bağışlamış haritayla karşılaştığını birkaç kez yazmıştı.

Son yazısında o haritayı gördüğü odanın‘aynı zamanda İsrail vatandaşı’ olduğunu söylediği sahibinden yine adını anmadan söz ediyor. ‘Center for Security Policy’(CSP) kurumunun çıkardığı ‘Artık Müttefik Değil: Erdoğan’ın Yeni Türk Hilafeti ve Batı’ya Yönelik Yeni Cihatçı Tehdit’ olarak başlığını tercüme ettiği kitabın giriş yazısını, Türkçeyi de çok iyi konuşan, Serdar Turgut‘un ‘fantezisi çok iyi çalışan bir casus’ diye tanımladığı o kişi yazmış.

Yani Harold Rhode.

Çok marifetli biridir kendileri

Hasan Cemal‘e ‘takiye’ sözcüğünü ve anlamını öğreten de Rhode‘tur; Turgut Özal‘la ilgili kitabının girişinde o görüşmeyi yazmıştı Hasan CemalRhode‘a göre Özal‘tehlikeli bir İslamcı’ idi, takiye yaparak bunu gizlemekteydi.

Rhode emekli olana (2010) kadar Pentagon’da Türkiye ve etrafındaki coğrafya ile ilgili masaya bakan kişi olarak çalıştı. Şimdilerde Gatestone Institute adlı kuruluşta görevli.

Kitabın ‘Erdoğan’ı ve Onun Atatürk’ün Türkiyesi’ni Yok Etmeyi Amaçlayan Yeni-Osmanlı’ Stratejisini Nasıl Anlamalı’ başlıklı ilk yazısı ona ait. “Ben Türkiye’yi, onun tarihini, bugününü çok iyi bilir, insanlarını yakından tanırım, AK Partililerin cemaziyülevvelini de herkese öğretirim” iddiası yazısının her satırına sinmiş…

İyi de yazının iki yerinde ‘ünlü Türk şairi’ diye sözünü ettiği Ak Sakal kim ola?

Şu şiiri yazmış Ak Sakal: “Türkiye, mürettebat bütün gücüyle Batı’ya doğru yol almasını sağlarken, yolcuların bütün güçleriyle Doğu’ya doğru yol aldıkları bir gemiye benzer…”

Hatırlıyor musunuz bu dizeleri ve onu yazan Ak Sakaladlı şairi? Elbette öyle bir şairimiz yok. Ya ne var? ‘Sakallı Celal’ diye tanınan birkaç özlü sözüyle maruf bir halk filozofumuz var. [Hakkında Orhan Karaveli tarafından ölümünden (1962) yıllar sonra yazılmış bir kitap olduğunu kayda geçireyim.]

Şu söz Sakallı Celal‘e (soyadı Yalnız) ait: “Türkiye daima Doğu’ya doğru giden bir gemidir; bazıları bu geminin güvertesinde Batı’ya doğru koşarak sonunda Batı’ya ulaşılacağını sanır.”

Türkiye’yi, tarihini, edebiyatını, insanını iyi bildiği iddialı Harold Rhode‘un adının Ak Sakal olduğunu ve şiir yazdığını sandığı kişinin söylediği onun aktardığının tam tersi.

Kitabın giriş yazısı olarak kullanılmış 21 sayfalık bölümde anlattıklarının da bu ‘Ak Sakal’ yakıştırmasından fazla farkı yok.

İnci bir tane olsa neyse…

‘Dar-ül Harp’ ve ‘Dar-ül İslam’ kavramlarını tarihi bağlamından kopararak bugüne uyarlıyor ve AK Parti’yi dünyayı bu kavramlarla değerlendiren bir grup olarak, Tayyip Erdoğan‘ı da ABD, bazı Körfez ülkeleri ve Mısır tarafından ‘terör örgütü’olarak tanımlanmış Müslüman Kardeşler‘in gerçek lideri olarak tanıtıyor.

Uçuyor resmen.

“Erdoğan daha 1990’larda, yani henüz siyasete girmemişken, ABD’nin ve Batı’nın dostu değildi. Atatürk’ün oluşturduğu kurulu düzenden de rahatsızdı. O kurulu düzenin arkasında Amerika’nın olduğunu da biliyordu” diye yazıyor (s. 17).

“En iyi dostumuz olan askerlerle aramızı açan da odur” bile diyor.

Öyle demesinin sebebi 1 Mart 2003 tezkeresinin Meclis tarafından reddedilmesi… Tezkere çıksın diye aleyhte oy kullanabileceğini düşündüğü milletvekillerini ikna etmek için teke tek görüşen, sözünü dinlemeyenleri ilk seçimde Meclis dışı bırakan Tayyip ErdoğanRhode‘a göre, tezkerenin geçmemesini sağlamış ve suçu da askerlerin üzerine atmış…

ABD ile askerlerin arasını açmak için…

Daha başka inciler de var, ancak bu kadarını yeterli buluyorum.

Buna rağmen, onun yazısıyla başlayan 196 sayfalık kitap öyle hafife alınacak bir çıkış değil. O kitapta buluşanların niyetlerini benimseyecek bir yönetimden korkulur çünkü.

Ve kitabın yazarları ile onu yayınlayan CSP kurumu Donald Trump ile Beyaz Saray’da topladığı Pence-Pompeo-Bolton kadrosuna çok yakın insanlar…

“CSP’nin başında Frank Gaffney bulunuyor” diyeyim, herhalde nasıl bir kadrodan söz ettiğimi anlarsınız. Gaffneyneredeyse Michael RubinDaniel Pipesgibiler de oradadır ve ben bu ekibin içyüzüyle ilgili herhalde onlarca yazı kaleme almışımdır.

Nitekim kitapta Daniel Pipes‘ın da “Nato’da artık Türkiye’nin yeri yok” diye özetlenebilecek bir yazısı (s. 89-96) bulunuyor.

Önemsemeyelim mi?

Tam tersine, ABD’de yönetim üzerinde etkisi olan bir kadronun Türkiye ile ilgili niyetlerini sergilediği için her satırı dikkatle okunması gereken bir kitap bu. Mısır’da Sisi‘nin Mursi ile yer değiştirmesine yol açan süreci daha iyi anlamaya da yarıyor Rhode‘un yazdıkları… Bir de seçim sonrasında ülkemizi nelerin bekleyebileceğine dair de sanki ışık tutuyor…

Salı günü onunla buluşup konuşacakmış Serdar Turgut. Görüşmesinden izlenimler yazarsa onu da ele alırım.

  • Abone ol