Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, önünde konuştuğu kalabalıkların “Bizi Afrin’e götür”sloganı atması üzerine, “Afrin’i hallettik, artık Menbiç’teyiz” demiş…

Kalabalıklar, bu düzeltmeden sonra, sloganlarını “Bizi Menbiç’e götür” olarak değiştirmişler mi, onu öğrenemedim.

AK Parti genel başkanı unvanı da bulunan Tayyip Erdoğan, dün de, Mardin ve Şanlıurfa’da karşısına çıktığı kitlelere, “İlk operasyonumuzda 10 önemli noktayı Kandil’de vurduk; ikincisinde bunların lider takımını toplantı halinde hallettik”dedikten sonra şunu da ekledi: “Sıra Urfa’nın yanı başındaki yerlere geliyor…”

Muhalefet bu açıklamalardan rahatsızlık duyduğunu belli ediyor.

Oysa, üzerinde biraz durup tezekkür etseler, muhalefet partileri, bu açıklamaların sandıkta kendi şanslarını artırabileceğini fark edebilecek.

Muhalefet rahatsızlık duyuyor, ama…

Her seçimde seçmenin oyunun rengini belirleyen en temel iki konu var. Bunların ilki ekonomi, diğeri de terör

Ekonominin hissedilir derecede bozulması iktidar partisinden oy kaçısına sebep oluyor; bunu geçtiğimiz günlerde kamuoyu araştırmalarına da yansıyan boyutlarıyla, grafikleri de kullanarak, burada birkaç kez ele almıştım.

Seçmen ekonomik dengelerin cebini etkileyecek kadar bozulduğunu görürse bunun faturasını doğal olarak iktidar partisine çıkarıyor.

Terörün azdığı ve bireylerin kendilerini güvensiz hissettiği ortamların ise seçmenler üzerinde tam tersi bir etkisi bulunuyor. Öyle bir durumda, seçmen, alternatif arayışı içerisinde olmasını gerektiren bir ortam bulunsa bile, iktidar partisinden yana tavır alıyor.

Bunun en çarpıcı örneğini beş ay arayla yapılan 2015 yılı seçimlerinde yaşadık. Terör yerine ekonomik hassasiyetlerin ön plana çıktığı 7 Haziran seçiminde büyük çapta oy kaybeden iktidar partisi, ardından terörün gemi azıya alması üzerine, 1 Kasım seçiminde, kaybını gidermeyle sonuçlanan bir performans gösterebildi.

Mutlaka başka etkenler de her iki sonuç üzerinde kendini belli etmiştir, ancak ekonomi ile terörün ters bağlantısının sonuçlardaki rolü yine de en belirleyici unsurlardı.

Bugün ne durumdayız? Ortam 7 Haziran’a mı yoksa 1 Kasım’a mı benziyor?

Ekonomi kötü, terör bitti bitecek, bunun anlamı ne?

Doların TL karşısında değer kazanması yanında çarşı-pazarda fiyatların başını alıp gittiği bir ekonomik ortamda seçime yol alıyoruz; bu da seçmenin gelecek beklentilerini olumsuz etkiliyor. “Ekonomik durum daha iyiye mi, yoksa daha kötüye mi gidecek?” veya “Sizce ekonomi iyi yönetiliyor mu?” gibi sorulara vatandaşın verdiği cevaplar bunu ortaya koyuyor.

[Muhalefetin sevindirik olmak yerine bu durumdan endişeye kapılması gerekir. Bir an için seçimden muhalefetin başarılı çıktığını düşünelim: Teslim alacakları ekonomiyi kısa vadede düzeltemezlerse fatura bu defa kendilerine çıkarılacaktır çünkü.]

Güven ortamı ve hele son bir-iki gündür verilen PKK/PYD/YPG örgütlerinin bellerinin kırıldığı, sınırların her türlü tecavüze karşı daha emniyetli hale geldiği, örgüt liderlerinin yok edildiği yolundaki mesajları elbette büyük bir başarı hikayesidir; ama bunun seçmen algısına yansıması nasıl olacaktır?

“Aferin hükümete” mi diyecektir seçmen, yoksa güvenlikli ortam var olan tereddütlerini gidereceği için kendisini daha mı serbest hissedecektir?

Hangisi?

Bu seçime AK Parti en başta belirlediği varsayımlarının doğru çıkmadığı, kampanya için seçilen konuların kitleleri hareketlendirmekten uzak kaldığı bir ortamda gidiyor.

Varsayımlar şunlardı, biliyorsunuz: Yeni kurulan İYİ Parti yasaların öngördüğü kuralları tam yerine getiremediği için seçime katılamayacak, HDP hazırlıksız yakalandığı seçimde baraja takılacak, AK Parti MHP ile -hatta Saadet Partisi‘ni de yanına alarak- ittifak oluştururken karşı cephe ittifaksız kalacaktı…

Olan ise şu: İYİ Parti CHP’den 15 milletvekili desteği aldığı için seçime katılabiliyor; HDP büyük ihtimalle barajı aşabileceği gibi, muhalefet de kendi ittifakını oluşturabildi.

AK Parti’nin varsayımları hatalı çıktı.

CHP’nin Kemal Kılıçdaroğlu‘nu aday göstermesini beklediğini de belli ediyordu iktidar partisi; onun yerine kitlelere anlatacağı hikayeleri bulunan Muharrem İnce ile karşı karşıya kaldı.

[İnce’nin hikayelerinin yaygınlaşmasını iktidar partisinin itibar ettiği medya sağlıyor; bu da bu seçimin garip bir cilvesi.]

Kitleleri Muharrem İnce de hareketlendirebiliyor. Hatta bu seçimde Temel Karamollaoğlugibi bir ‘gerçek aday’ da var iktidar partisinin karşısında. Meral Akşener de kadın seçmenler üzerinde etkili görünüyor. Selahattin Demirtaş‘ın cezaevinde bulunması da onu daha sempatikleştiriyor…

Şimdi “Menbiç, Kandil” sözcükleri devreye sokuldu, yoksa bu da mı bir hata?

Ekonomi kötü, terör tehlikesi azaldı ve muhalefet ciddi bir tehdit…

İktidarla içli-dışlı medya manzarası da AK Parti’yi endişeye sevk etmeli.

Seçime üç gün kala tablo bu.

Doğrusu sandık sonucunu çok merak ediyorum.

  • Abone ol