Günlük görevlerim arasında bizim OcakMedya sitemize gazetelerde çıkan ve kapsadığı konu yönünden herkesin okumasında yarar gördüğüm yazıları seçmek de var.

Ülkemizdeki muhalif-muvafık düşünce düzeyini temsil eden yazılar…

Bayram günü her gün seçtiğim 10 yazının günün anlam ve önemini yansıtmasını arzuladım. Özellikle bayramdan söz eden yazıları seçmek istedim.

Sonucu paylaşayım: Onca gazetede çıkan sayısız yazı arasında bu özelliği içinde barındıran 10 yazı bulmakta zorlandım.

İlk gün de zorlandım, sonraki günlerde de…

Yazarlar yine bildikleri konu olan ‘günlük siyaseti’bayramda da sütunlarına taşımakta hiçbir mahzur görmemişler.

Oysa mahzurlu.

Gelenekler birer birer yok oldu

İnsan hiç değilse bayramda günlük siyasetin dağdağasının biraz uzağında kalmayı bekliyor. Siyaset, birleştiren ve kaynaştıran bayramın aksine, en yakın dostları -hatta akrabaları- bile ayrıştırıp birbirine düşürüyor çünkü.

Eskiden Ramazan ve Kurban bayramlarında gazeteler ve gazeteciler tatil yapar, İstanbul, Ankara ve İzmir’in gazeteciler cemiyetleri ‘Bayram’adıyla birer gazete çıkarır, çok meraklılar değişik gazetelerde yazanları tek çatı altında toplayan o gazeteyi alırlardı.

Birkaç kez ben de o gazetelere konuk yazar sıfatıyla yazı katkısında bulundum.

Zafer Mutlu yönetiminde “Türkiye’nin en çok satan gazetesi” olmaya çalışan Sabah“Bu gelenek yanlış” sloganıyla bayram günü de çıkacağını açıklayınca sihir bozuldu. O gün bu gündür artık ‘Bayram’ gazetesi yerine yılın diğer günlerinde de çıkan gazeteler bayilere ve oradan da evlere gidiyor.

Siyaseti tek konusu haline getirmiş yazarlar da ne yapsınlar, en iyi bildikleri işi bayramda da yapmaya devam ediyorlar. Günlük siyasetle ilgili yazılar okutuyorlar bizlere…

Mesleğin büyük ustaları sayılan Ahmet RasimRefik Halit KarayRef’i Cevat UlunayBurhan Felek gibi isimler başta olmak üzere, o dönemin diliyle ‘fıkra yazarları’, çok güzel bayram yazılarıyla okur karşısına çıkarlar; hemen her gazetede ‘tarih’ köşesi bulunduğu için, Ahmet Refik (Altınay), Reşat Ekrem Koçu, daha sonraları Niyazi Ahmet BanoğluMurat Sertoğlugibi popüler tarihçiler de onların çabalarına tarihimizden örneklerle destek verirlerdi.

“Nerede o eski bayramlar” deyişi biraz da onların katkıları sayesinde kullanıma girmiştir.

Bayram öncesi kaybettiğimiz Güngör Uras da (Allah rahmet eylesin) uzun yıllar boyunca onların çizgisini izledi. Her bayram mutlaka günün anlamına ilişkin yazılarla okur önüne çıktı, hatta zekat ve fitre vereceklere ya da kurban keseceklere ışık tutan bilgileri de herkesin anlayacağı bir dille sütunlarında paylaştı.

Tek kanallı TRT televizyonu da bayram için özel programlar hazırlar ve o günleri diğerlerinden daha farklı yaşamamızı sağlardı.

İstanbul’un artık çok gerilerde kalmış ‘Direklerarası eğlenceleri’ geleneğini TRT ekranlarında yeniden yaşadığımızı hatırlıyorum.

Liderler bile, bayrama saygıdan olacak, halkın dini bayramlarını kutlama amaçlı mesajlarına siyaseti karıştırmamayı yeğlerlerdi o dönemlerde.

Bizdeki dini bayramların Hıristiyan Dünyası’ndaki mukabili Noel günleridir. Yıl sonuna yaklaşılan günlerde Avrupa’nın büyük merkezlerine yolu düşenler bilirler: Noel vesilesiyle her kentte ışıl ışıl hale getirilen cıvıl cıvıl yerler vardır ve yerli-yabancı kalabalıklar oraları doldurur, kimi o günlere özel hediyelikler satan küçük dükkanları doldururken, küçükler de kendileri için hazırlanmış oyun salonlarına koşarlar…

Onlarda böyle, ama bizde artık eski alışkanlıkların çoğu kayboldu.

Her şey gibi bayramlarla ilgili güzel hasletlerimiz de geride kaldı. Bayram-seyran fark etmiyor, 365 günün 365’inde siyasetle yatıp siyasetle uyanıyoruz.

Millet de, bayramda evlerinde oturacağına, uzatılmış tatilden istifade ederek gününü gün edeceği beldelere gitmeyi tercih ediyor.

Bunu yazdıktan sonra bir an “Böyle oluyor da bu iyi mi oluyor, yoksa kötü mü?” diye sorayım diye düşündüm ve hemen vazgeçtim.

“İyi oluyor” diyenlerin sayısının fazla çıkacağı korkumdan…

  • Abone ol